kurumuş ile cümle

kurumuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Og Peter kom det i hu og sa til ham: Rabbi! se, fikentreet som du forbannet, er visnet.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Og Peter kom det i Hu og siger til ham; "Rabbi! se, Figentræet, som du forbandede, er visnet."
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Pierre, se rappelant ce qui s`était passé, dit à Jésus: Rabbi, regarde, le figuier que tu as maudit a séché.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Tedy wspomniawszy Piotr, rzekł mu: Mistrzu! oto figowe drzewo, któreś przeklął, uschło.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Tedy zpomenuv Petr, řekl jemu: Mistře, aj fík, kterémuž jsi zlořečil, usechl.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Και ενθυμηθεις ο Πετρος, λεγει προς αυτον Ραββι, ιδε, η συκη, την οποιαν κατηρασθης, εξηρανθη.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.И, вспомнив, Петр говорит Ему: Равви! посмотри, смоковница, которую Ты проклял, засохла.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.И Петър си спомни и Му каза: Учителю, виж, смоковницата, която ти прокле, изсъхнала.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.І споглянувши Петр, рече Йому; Учителю, дивись, смоківниця, що прокляв еси, всохла.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.ויזכר פטרוס ויאמר אליו רבי הנה התאנה אשר אררתה יבשה׃
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.فتذكر بطرس وقال له يا سيدي انظر. التينة التي لعنتها قد يبست.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.彼 得 想 起 耶 穌 的 話 來 、 就 對 他 說 、 拉 比 、 請 看 、 你 所 咒 詛 的 無 花 果 樹 、 已 經 枯 乾 了
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.彼得 想起 耶穌 的 話來 、 就 對 他 說 、 拉比 、 請看 、 你 所 咒詛 的 無花果 樹 、 已 經枯 乾了
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.beritahukanlah kepada mereka bahwa umat Israel menyeberangi Sungai Yordan ini di atas tanah yang kering
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.daréis a conocer a vuestros hijos diciendo: "Israel cruzó en seco este Jordán.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.da skal I fortelle eders barn det og si: Israel gikk tørrskodd over Jordan her,
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.då skolen I göra det kunnigt för edra barn och säga: 'Israel gick på torr mark över denna Jordan,
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.fareis saber a vossos filhos, dizendo: Israel passou a pé enxuto este Jordão.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.farete sapere ai vostri figli: All'asciutto Israele ha attraversato questo Giordano
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.너희는 자손에게 알게 하여 이르기를 이스라엘이 마른 땅을 밟고 이 요단을 건넜음이라
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.niin ilmoittakaa se lapsillenne ja sanokaa: `Israel kulki tämän Jordanin poikki kuivaa myöten,
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.Oznámite svojim synom a poviete: Izrael prešiel tento Jordán po suchu,
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.Oznámíte synům svým a díte: Po suše přešel Izrael Jordán tento.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.razložite jim in recite: Izrael je prešel ta Jordan po suhem.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.să învăţaţi pe copiii voştri, şi să le spuneţi: ,Israel a trecut Iordanul acesta pe uscat.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.så skal I fortælle eders Børn det og sige: På tør Bund gik Israel over Jordan derhenne;
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.So sollt ihr's ihnen kundtun und sagen: Israel ging trocken durch den Jordan,
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.Tedy oznajmijcie synom waszym, mówiąc: Po suszy przeszedł Izrael ten Jordan;
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.thì các ngươi sẽ dạy con cháu mình mà rằng: Y-sơ-ra-ên đã đi qua sông Giô-đanh trên đất khô,
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.thì các ngươi sẽ dạy con_cháu mình mà rằng : Y-sơ-ra-ên đã đi qua sông Giô-đanh trên đất khô ,
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.Tudassátok majd a ti fiaitokkal, mondván: Szárazon jött át Izráel ezen a Jordánon.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.vous en instruirez vos enfants, et vous direz: Israël a passé ce Jourdain à sec.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.τοτε θελετε αναγγειλει προς τους υιους σας, λεγοντες, Δια ξηρας διεβη ο Ισραηλ τον Ιορδανην τουτον
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.скажите сынам вашим: „Израиль перешел чрез Иордан сей по суше",
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.( Тогава да разправите на чадата си, като речете: По сухо премина Израил тоя Иордан;
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.והודעתם את בניכם לאמר ביבשה עבר ישראל את הירדן הזה׃
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.تعلمون بنيكم قائلين. على اليابسة عبر اسرائيل هذا الاردن.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.你 們 就 告 訴 他 們 說 、 以 色 列 人 曾 走 乾 地 過 這 約 但 河
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.你 們就 告訴 他 們說 、 以色列人 曾 走乾 地 過這約 但 河
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A potom včasráno, keď išli popri fíku, videli ho, že je uschlý od koreňa.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A rano idąc mimo figowe drzewo, ujrzeli, iż z korzenia uschło.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A učedlníci ráno jdouce, uzřeli fík, an usechl hned z kořene.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Dimineaţa, cînd treceau pe lîngă smochin, ucenicii l-au văzut uscat din rădăcini.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.In ko gredo zjutraj mimo, ugledajo smokvo, da je suha do korenine.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Ja kun he varhain aamulla kulkivat ohi, näkivät he viikunapuun kuivettuneen juuria myöten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.저희가 아침에 지나갈 때에 무화과나무가 뿌리로부터 마른 것을 보고
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.La mattina seguente, passando, videro il fico seccato fin dalle radici
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Le matin, en passant, les disciples virent le figuier séché jusqu`aux racines.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Men då de nu på morgonen åter gingo där fram, fingo de se fikonträdet vara förtorkat ända från roten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de gikk forbi tidlig om morgenen, så de at fikentreet var visnet fra roten av.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de om Morgenen gik forbi, så de, at Figentræet var visnet fra Roden af.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Por la mañana, pasando por allí vieron que la higuera se había secado desde las raíces
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Quando passavam na manhã seguinte, viram que a figueira tinha secado desde as raízes.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Reggel pedig, a mikor mellette menének el, látják vala, hogy a fügefa gyökerestõl kiszáradott.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm sau, khi đi ngang qua, thấy cây vả đã khô cho tới rễ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm_sau , khi đi ngang qua , thấy cây vả đã khô cho tới rễ ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Und am Morgen gingen sie vorüber und sahen den Feigenbaum, daß er verdorrt war bis auf die Wurzel.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Και το πρωι διαβαινοντες ειδον την συκην εξηραμμενην εκ ριζων.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.А вранці, мимо йдучи, побачили смоківницю всохлу від коріння.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.И тъй, като минаваха сутринта, видяха смоковницата изсъхнала от корен.

İlgili Sayfalar