kurumuş ile cümle

kurumuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Terra completamente destruída, a erosão, a terra tinha secado.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Γη απόλυτα κατεστραμμένη, είναι διαβρωμένη εκεί και έχει στεγνώσει.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Земля повністю зруйнована, ерозія, земля висохла.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Почва совершенно испортилась, размылась, земля высохла.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.אדמה הרוסה לגמרי, שחוקה, יבשה
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.الأرض تدمرت تماماً، تآكل هنا و هناك ، و جفت الأرض تماماً.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.でも写真でわかる通り -
Başkalarının arazisinden kurumuş veya devrilmiş ağaçları, yosunları vs.Hacer fuego en terrenos de propiedad ajena sin que medie una necesidad perentoria.
Başkalarının arazisinden kurumuş veya devrilmiş ağaçları, yosunları vs. izin almadan alamazsınız;enlever du bois séché ou tombé, des arbrisseaux, de la mousse, etc. sur le terrain d'autrui sans autorisation
Başkalarının arazisinden kurumuş veya devrilmiş ağaçları, yosunları vs. izin almadan alamazsınız;ta torra eller kullfallna träd, ris, mossa eller liknande på annans mark utan tillstånd
Başkalarının arazisinden kurumuş veya devrilmiş ağaçları, yosunları vs.ottaa kuivunutta tai kaatunutta puuta, varpuja, sammalta tms.
Başkalarının arazisinden kurumuş veya devrilmiş ağaçları, yosunları vs.أخذ أشجار جافة أو مقطوعة أو أغصان أو طحلب وما شابه ذلك من أرض الآخرين بدون إذن
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.A previedol ma popri nich kolom dookola. A hľa, bolo ich veľmi mnoho na tvári údolia, a hľa, boly veľmi suché.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.Ðoạn Ngài khiến ta đi vòng quanh những hài cốt ấy; nầy, có nhiều lắm trên đồng trũng đó, và đều là khô lắm.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.I provedl mne skrze ně vůkol a vůkol, a aj, bylo jich velmi mnoho v tom údolí, a aj, byly velmi suché.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.나를 그 뼈 사방으로 지나게 하시기로 본즉 그 골짜기 지면에 뼈가 심히 많고 아주 말랐더라
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.og han førte mig rundt omkring dem, og se, de lå i store Mængder ud over Dalen, og se, de var aldeles tørre.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.и обвел меня кругом около них, и вот весьма много их на поверхности поля, и вот они весьма сухи.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.И преведе ме край тях наоколо; и, ето, имаше твърде много по отвореното поле; и, ето, бяха твърде сухи.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.והעבירני עליהם סביב סביב והנה רבות מאד על פני הבקעה והנה יבשות מאד׃
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.وأمرّني عليها من حولها واذا هي كثيرة جدا على وجه البقعة واذا هي يابسة جدا.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.他 使 我 從 骸 骨 的 四 圍 經 過 . 誰 知 在 平 原 的 骸 骨 甚 多 、 而 且 極 其 枯 乾
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.他 使 我 從 骸骨 的 四 圍經過 . 誰知 在 平原 的 骸骨 甚 多 、 而且 極 其 枯乾
E kurumuş otlarla millet yürür mü? İnsanın şerefiهل يمكن للناس الإستمرار بالعشب اليابس ؟ شرف الإنسان
Gazze çevresinde sürekli kurumuş ayakkabılar buluyorum.Esto es lo que un drone le hizo a su coche.
Gazze çevresinde sürekli kurumuş ayakkabılar buluyorum.No dejo de encontrarme zapatos chamuscados en Gaza.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.A druhého mesiaca, dvadsiateho siedmeho dňa toho mesiaca vyschla úplne zem.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Also ward die Erde ganz trocken am siebenundzwanzigsten Tage des zweiten Monats.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.A második hónapban pedig, a hónak huszonhetedik napján megszárada a föld.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.A miesiąca wtórego, dwudziestego siódmego dnia tegoż miesiąca, oschła ziemia.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Ðến tháng hai , ngày hai_mươi_bảy , đất đã khô rồi .
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Ðến tháng hai, ngày hai mươi bảy, đất đã khô rồi.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Drugi mesec pa, sedemindvajseti dan meseca je bila zemlja suha.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Druhého pak měsíce, v dvadcátý sedmý den téhož měsíce oschla země.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.El día 27 del mes segundo quedó seca la tierra
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Er gingen nog eens acht weken voorbij voordat de aarde helemaal droog was.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.În luna a doua, în a douăzeci şi şaptea zi a lunii, pămîntul era uscat de tot.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Ja toisena kuukautena, kuukauden kahdentenakymmenentenä seitsemäntenä päivänä, oli maa aivan kuiva.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.이월 이십칠일에 땅이 말랐더라
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Le second mois, le vingt-septième jour du mois, la terre fut sèche.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Nel secondo mese, il ventisette del mese, tutta la terra fu asciutta
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.No segundo mês, aos vinte e sete dias do mês, a terra estava seca.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Och i andra månaden, på tjugusjunde dagen i månaden, var jorden alldeles torr.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Og i den annen måned, på den syv og tyvende dag i måneden, var jorden aldeles tørr.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Pada tanggal dua puluh tujuh bulan dua, bumi sudah kering
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.På den syv og tyvende Dag i den anden Måned var Jorden tør.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.Και την εικοστην εβδομην ημεραν του δευτερου μηνος εξηρανθη η γη
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.А на двадесет и седмия ден от втория месец земята съвършено изсъхна.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.И во втором месяце, к двадцать седьмому дню месяца, земля высохла.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.ובחדש השני בשבעה ועשרים יום לחדש יבשה הארץ׃
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.وفي الشهر الثاني في اليوم السابع والعشرين من الشهر جفّت الارض
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.到 了 二 月 二 十 七 日 、 地 就 都 乾 了
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.到了 二月 二十七日 、 地 就 都 乾了
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Allora Pietro, ricordatosi, gli disse: «Maestro, guarda: il fico che hai maledetto si è seccato»
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.A Peter rozpamätajúc sa povedal mu: Rabbi, pozri, fík, ktorému si zlorečil, vyschnul.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Então Pedro, lembrando-se, disse-lhe: Olha, Mestre, secou-se a figueira que amaldiçoaste.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Entonces Pedro, acordándose, le dijo: --Rabí, he aquí la higuera que maldijiste se ha secado
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.És Péter visszaemlékezvén, monda néki: Mester nézd, a fügefa, a melyet megátkoztál, kiszáradott.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.In Peter se spomni in mu reče: Rabi, glej, smokva, ki si jo preklel, se je posušila.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.베드로가 생각이 나서 여짜오되 랍비여 보소서 저주하신 무화과 나무가 말랐나이다

İlgili Sayfalar