kurtulmuş ile cümle

kurtulmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Allah'tan sakının ki kurtulmuş kimselerden olup muradınıza eresiniz.Enter dwellings by their doors and fear Allah, so that you will prosper.
Eski gizli servis şefi Rade Markoviç'in liderlik ettiği suikastçılar, az bir cezayla kurtulmuştu.The assassins, led by former secret police chief Rade Markovic, received minor sentences.
1970'lerde katedral "ağır bombardımandan kurtulmuş bir görünümde"ydi.By the 1970s the cathedral "looked like it survived heavy shelling."
Kurtulmuş toplum demokratik bir ulustur.Liberated society in turn constitutes democratic nation.
Simpson, kendisine uyguladığı bir kloroform dozajından şans ederi sağ kurtulmuştu.It was much by chance that Simpson survived the chloroform dosage he administered to himself.
Daha önce, 1995'te Taliban tarafından iki kez infazdan kurtulmuş ve daha sonra Hindistan'a kaçmıştı.Earlier, she had escaped two instances of execution by Taliban in 1995 and later fled to India.
Birkaç saatliğine BAC kurtulmuş gibi görünse de her iki taraf da anlaşmaktan uzaktı.While for a few hours it seemed that the UAR was saved, both sides were far from agreement.
4 Ocak 2006'da Buckley, Bir minibüs kazası geçirmiştir. fakat yara almadan kurtulmuştur.[1]On January 4, 2006, Buckley and Every Time I Die were in a van accident but escaped unharmed.[5]
Philemon'a Mektup'tan kurtulmuş Onesimos olabilir.He may well be the freed Onesimus from the Epistle to Philemon.
Naboo kurtulmuş olur.Boubou ist wieder frei.
Böylece Mersiya Kilisesi Canterbury Başpiskoposluğu'nun esaretinden kurtulmuş oldu.Doch sie scheiterten am Widerstand des Erzbischofs von Canterbury.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Ihre Eltern waren Überlebende des Holocaust.
Uçaktaki 27 kişinin tamamı kurtulmuştur.Alle 67 Personen konnten sich aus der Maschine retten.
Köyüne yaklaştığında Getaelar'ın orayı mahvettiğini görür ancak karısı kurtulmuştur.Entsetzt muss sie bei ihrer Ankunft feststellen, dass die Wohnung geräumt ist.
Bunun üzerine dalarak gambotun saldırısından kurtulmuştur.Es gelang ihm jedenfalls, Zabergans Angriff abzuwehren.
Nazilerin soykırımından kurtulmuştur.Den Nazi-Mördern entkommen.
Ancak ölümden kıl payı hayatı kurtulmuştur.Er hatte seine Lebenskrise zumindest teilweise überwunden.
1999 yılına gelindiğinde, çoğu ülke zaten krizden kurtulmuştu.Am Ende seiner Amtszeit hatte sich das Land schon weitgehend von der Weltwirtschaftskrise erholt.
Heihachi kurtulmuştur.Subhakari war erschöpft.
7 Aralık 1921'de işgalden kurtulmuştur.Sie wurde offiziell am 7. Dezember 1921 aufgelöst.
(O kavmin içinden) ancak Allah'ın ihlaslı kulları (kurtulmuştur).Exception faite des serviteurs élus d’Allah.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Ses parents meurent dans l'Holocauste.
I. Dünya Savaşı sırasında 1915 yılında Türk ordusu tarafından alınan kent, 1917 yılında kurtulmuştur.Pendant la Première Guerre mondiale, en 1915, la ville fut occupée par l'armée turque, qui l'évacua en 1917.
Mutluluk kişinin acı, ıstırap, sefalet ve elemden kurtulmuş olduğu durumdur.Lui seul peut éliminer le mal, la souffrance et la mort.
Ancak ölümden kıl payı hayatı kurtulmuştur.Presque soulagé par la mort.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.D'autres communes furent dissoutes et leurs localités furent intégrées dans les communes avoisinantes.
Bellick ise borudan kurtulmuştur.C'est ainsi que Bellick meurt noyé.
Ancak, O'Day bundan da bir şekilde kurtulmuş olmalı ki, 90 yıllık süre ile cezaevinde kalmadı.Pendant ce temps O'Neill prend un congé, sachant qu'il ne lui reste que quelques jours à vivre.
Böylece kuşlardan kurtulmuş olabiliriz.Faire voler les oiseaux, je peux.
Son Kosova Savaşı süresinde yok edilmekten kurtulmuştur.Il est finalement détruit pendant la guerre d’indépendance d’Israël.
Bu suikast girişiminden yaralanarak kurtulmuştur.Il est blessé lors de cet engagement.
Ama her “kurtulmuş” kimse “uyanmış” olmayabilir.Un membre « suspendu » n’est pas forcément « en surplomb ».
Sığınmaevi kayıtlarına göre kızlar "acınası bir evden" kurtulmuşlardı.Documentos del establecimiento cuentan que las dos niñas fueron "rescatadas de una casa muy miserable".
Böylelikle ailesinden sadece kendisi ve iki kız kardeşi kurtulmuştur.Y el hombre y su mujer estaban ambos desnudos y no se avergonzaban.
Diğer yandan Henry, Tomas ve Simon tsunamiden birlikte kurtulmuştur.Mientras tanto, Henry, Thomas y Simon también han sobrevivido juntos al tsunami, aunque Henry está lesionado.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Sus padres murieron en el Holocausto.
Son Kosova Savaşı süresinde yok edilmekten kurtulmuştur.Tuvo que ser abandonada durante la guerra de Kosovo.
O sırada Beth, bir önceki intihar girişiminin etkilerinden kurtulmuştur.Mientras tanto, Beth (Emily Kinney) se ha recuperado de su anterior intento de suicidio.
Artık şehzadeler kapalı yerlerde de kalmaktan kurtulmuşlardı.La población escapó a los cerros cercanos.
Gabras, fidye mukabilinde kurtulmuş, İshak ise Danişmend Gazi'nin damadı olduğundan serbest bırakılmıştır.Está profundamente agradecida de Takashi, debido a que liberó a su señor Riou de un sello.
Bomba patlamış fakat şans eseri Hitler yaralı olarak kurtulmuştur.A pesar de haber estallado la bomba, Hitler solo sufrió heridas leves.
İki kere mucizevi şekilde ölümden dönmüş, 1987 ve 1994'teki uçak kazalarından kurtulmuştu.Ella lleva las cicatrices desde que sobrevivió a un terrible accidente de avión en 1987.
Kore angelica kurtulmuş kökü suda birkaç saat ılımlı bir şekilde kaynatılır.La radice dell'angelica (coreana) viene fatta bollire delicatamente in acqua per alcune ore.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.I suoi genitori erano sopravvissuti all'olocausto.
Vali ve korumaları yara almadan kurtulmuşlardır.Il re ed i principi scamparono senza rimanere feriti.
Ama her “kurtulmuş” kimse “uyanmış” olmayabilir.Ogni risultato delle prove poteva essere "superato" o "non superato".
Ayrıca kadında bu düşüncelerinden kurtulmuştur.Però qualcosa di quella donna gli sfugge.
Böylece Mersiya Kilisesi Canterbury Başpiskoposluğu'nun esaretinden kurtulmuş oldu.In questo modo terminò l'antica dipendenza dall'arcidiocesi di Canterbury.
Uçaktaki 27 kişinin tamamı kurtulmuştur.Morti tutti i 27 occupanti del velivolo.
Alexandria aylaklardan kurtulmuştur.Cecilia Le città nascoste.
Böylece diğerleri bir süre için kurtulmuş olur.Остальных приходится потом долго собирать.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Его родители пережили Холокост.
Bu sayede Avusturya, Fransa tehdidinden kurtulmuş oldu.Франция же добилась ослабления Австрии.
Daha sonra güce el koymak için üç kardeşinden de kurtulmuş ve babasını tahttan indirmiştir.У неё трое единокровных (по отцу) братьев и сестёр и родной младший брат.
Klon Ordusu ortaya çıkmış ve sağ kalanlar kurtulmuştur.Клан в итоге проиграл, а выжившие были вынуждены скрываться.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.كان كل من والديه من الناجين من الهولوكوست.
Ancak, Cankız, her defasında mızıkçılık yapıp Keloğlan’la evlenmekten kurtulmuştur.زوجتي القطقوطة؟ كانت منيتي طوال حياتي أن أتزوج من سمراء".
Böylece diğerleri bir süre için kurtulmuş olur.قد يبقى البعض في حالة إنكار لسنواتٍ بعد ذلك.
Kulübün kalecilerinden Danilo ise kazadan sağ olarak kurtulmuş, ertesi gün hastanede ölmüştür.نجا دانيلو في البداية من الحادث ولكنه توفي في اليوم التالي بمستشفى في لا سيخا.
(O kavmin içinden) ancak Allah'ın ihlaslı kulları (kurtulmuştur).الفاروق في صفات الله سبحانه وتعالى.
İlgili Sayfalar