Ana içeriğe geç
Sözlük

kurtulma ile cümle

kurtulma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.Ðoạn, đưa hai người ra ngoài, mà hỏi rằng: Các chúa ơi, tôi phải làm chi cho được cứu rỗi?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.És kihozván õket, monda: Uraim, mit kell nékem cselekednem, hogy idvezüljek?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.e, tirando-os para fora, disse: Senhores, que me é necessário fazer para me salvar?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.i -a scos afară, şi le -a zis: ,,Domnilor, ce trebuie să fac ca să fiu mîntuit?``
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.il les fit sortir, et dit: Seigneurs, que faut-il que je fasse pour être sauvé?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.in izpelje ju ven in reče: Gospoda, kaj mi je treba storiti, da se zveličam?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.I vyved je ven, řekl: Páni, co já mám činiti, abych spasen byl?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.Ja hän vei heidät ulos ja sanoi: "Herrat, mitä minun pitää tekemän, että minä pelastuisin?"
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.Kemudian ia membawa mereka keluar dan berkata, "Tuan-tuan, apa harus saya lakukan supaya saya diselamatkan?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.저희를 데리고 나가 가로되 선생들아 내가 어떻게 하여야 구원을 얻으리이까 하거늘
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.Og han førte dem udenfor og sagde: "Herrer! hvad skal jeg gøre, for at jeg kan blive frelst?"
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.Og han førte dem utenfor og sa: Herrer! hvad skal jeg gjøre for å bli frelst?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.poi li condusse fuori e disse: «Signori, cosa devo fare per esser salvato?»
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.Sacándolos afuera, les dijo: --Señores, ¿qué debo hacer para ser salvo
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.und führte sie heraus und sprach: Liebe Herren, was soll ich tun, daß ich selig werde?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.και εκβαλων αυτους εξω, ειπε Κυριοι, τι πρεπει να καμω δια να σωθω;
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.а, вивівши їх геть, каже: Добродії, що менї робити, щоб спастись?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.и, выведя их вон, сказал: государи мои ! чтомне делать, чтобы спастись?
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.И говориха Господнето учение на него и на всички, които бяха в дома му.
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.ויוציאם החוצה ויאמר אדני מה עלי לעשות למען אושע׃
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.‎ثم اخرجهما وقال يا سيدي ماذا ينبغي ان افعل لكي اخلص‎.
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.又 領 他 們 出 來 、 說 、 二 位 先 生 、 我 當 怎 樣 行 纔 可 以 得 救
Onları dışarı çıkararak, ‹‹Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerekir?›› diye sordu.又 領 他 們出來 、 說 、 二 位 先生 、 我當怎樣 行 纔 可以 得救
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Ai incercat sa scapi de ea folosind asta ca scuza, nu-i asa?
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Du hast versucht sie loszuwerden <br />indem du das als Entschuldigung benutzt, stimmts?
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Kamu berusaha menyingkirkan dia menggunakan ini sebagai alasan, iya kan?
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Próbowałeś użyć tego jako pretekstu, tak?
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Stavi cercando di sbarazzarti di lei usando questo come una scusa, vero?
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Tu essayais de l'avoir en utilisant ça comme excuse ?
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Προσπαθούσες να την ξεφορτωθείς χρησιμοποιόντας αυτό ως αφορμή, σωστά;
Onu bir bahane olarak kullanarak ondan kurtulmak için çalışıyordun, demi?Ты пытался от нее отделаться, используя это
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Cách duy nhất loại bỏ năng lượng của hắn là để linh hồn của tôi vào trong hồ khi trăng tròn.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Edini način, da mu to moč odvzamemo je moj duh, ki mora biti v Bazenu natanko ob polnem mesecu.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Jediný způsob, jak ho zbavit té moci je vložit mého ducha do bazénu, když je měsíc v úplňku.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Jedyny sposób, by pozbyć się jego mocy, to umieścić moją duszę... w tym stawie, kiedy księżyc będzie w pełni.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Le seul moyen de l'arrêter est de mettre mon esprit dans le Bassin à la pleine lune.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Satu-satunya cara melawannya... ...dengan meletakkan rohku... ...ke dalam kolam saat bulan purnama.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Singura cale de a-l deposeda de puterea sa e să pun spiritul meu în Izvor, într-o noapte cu lună plină.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.Единственият начин да загуби силата си е аз да потопя духа си във фонтана на пълнолуние.
Onun gücünden kurtulmanın tek yolu, dolunay çıktığında ruhumu havuza koymak.הדרך היחידה להיפטר מכוחו היא להכניס את נשמתי לתוך הבריכה .כשהירח מלא
Orada mutlu olacakmışım gibi bir his var içimde. Niye herkes benden kurtulmak istiyor?みんな あたしが邪魔なのよ
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Consegui avaliar num instante, no meio dos destroços, por onde escapar.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Enseguida me di cuenta de cómo usar los escombros para salir de ahí.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Jag kunde ögonblickligen se hur jag skulle klara mig genom spillrorna.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Jeg kunne hurtigt se, hvordan jeg skulle undgå vragresterne.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Pystyin pelastautumaan hetkessä- -ja pakenemaan rojun keskeltä.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Sono riuscito a valutare l'esatto istante per uscirne vivo correndo fra le macerie.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.W jednej chwili oszacowałem, w którą stronę uciekać.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Μπόρεσα να αξιολογήσω άμεσα πού να πατήσω για να ξεφύγω.
Oradan kurtulmak için enkazın arasından nereden kaçacağımı anında değerlendirdim.Я сразу сумел понять, куда надо бежать, чтобы выбраться оттуда.
Örneğin Alman roket koleksiyonundan kurtulmak zordur.Es ist beispielsweise schwer, sich von der Sammlung deutscher Raketen zu lösen.
Örneğin Alman roket koleksiyonundan kurtulmak zordur.Il est par exemple difficile de s'éloigner de leur collection de fusées allemandes.
Örneğin Alman roket koleksiyonundan kurtulmak zordur.Například je těžké odtrhnout se od kolekce německých raket.
Öte yandan, rüşveti uzatırsanız memur da dürüst değilse, elinden kurtulmak için yüklü bir ödeme yaparsınız.D'altro canto, se offri la tangente, e l'officiale è disonesto, hai l'enorme ricompensa di scamparla.
Öte yandan, rüşveti uzatırsanız memur da dürüst değilse, elinden kurtulmak için yüklü bir ödeme yaparsınız.반면에, 만약 당신이 뇌물을 제공했고 또한 경찰관이 부정하다면 당신은 혐의에서 벗어나는 큰 성과를 거두죠.
Öte yandan, rüşveti uzatırsanız memur da dürüst değilse, elinden kurtulmak için yüklü bir ödeme yaparsınız.Por otro lado, si intentas sobornarlo y el policía es deshonesto, consigues la gran recompensa de irte libre.
Öte yandan, rüşveti uzatırsanız memur da dürüst değilse, elinden kurtulmak için yüklü bir ödeme yaparsınız.Z drugiej strony, ryzykując i trafiając na łapówkarza, mnóstwo zyskujemy.
Öte yandan, rüşveti uzatırsanız memur da dürüst değilse, elinden kurtulmak için yüklü bir ödeme yaparsınız.С другой стороны, если вы предложите взятку, и полицейский окажется нечестным, то наградой вам будет свобода.
Öte yandan, rüşveti uzatırsanız memur da dürüst değilse, elinden kurtulmak için yüklü bir ödeme yaparsınız.מצד שני, אם תציעו את השוחד, אם השוטר הוא מושחת, תשיגו רווח עצום ותצאו לחופשי.
Öte yandan, rüşveti uzatırsanız memur da dürüst değilse, elinden kurtulmak için yüklü bir ödeme yaparsınız.ومن الناحية الأخرى، إذا عرضت الرشوة، فاذا كان رجل الشرطة غير نزيه، فستدفع مكافأة ضخمة لتذهب حراً.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod