Tutsakların iniltisini duymak, Ölüm mahkûmlarını kurtarmak için.to hear the groans of the prisoner; to free those who are condemned to death;
Çünkü O yoksulun sağında durur, Onu yargılayanlardan kurtarmak için.For he will stand at the right hand of the needy, to save him from those who judge his soul.
Onlardan korkma, çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim.›› Böyle diyor RAB.Don't be afraid because of them; for I am with you to deliver you," says Yahweh.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››For the Son of Man came to seek and to save that which was lost."
De ki: "Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarmaktadır.Say: "God delivers you from this and every calamity.
Ve kim varsa yeryüzünde hepsini de feda etmek ve sonra da kendini kurtarmak ister.And all those who are on the earth, to save himself.
De ki: "Eğer uydursaydım onu, hiçbir şeye sahip olamazdınız Allah'tan kurtarmak için beni.Tell them: "If I have fabricated it, you have no power to save me from God.
Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.As a matter of duty We save the believers.
Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ümit kestiler, o zaman fısıldaşarak oradan uzaklaştılar.When they despaired of (persuading) him, they went aside to confer.
Evet, inananları kurtarmak bizim değişmez bir yasamızdır.As a matter of duty We save the believers.
İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.Even so, as is Our bounden duty, We shall deliver the believers.
O sadece ilerideki tehlikelerden kurtarmak için görevli bir uyarıcıdır.There is no madness in their companion (Muhammad SAW).
Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.And whoever saves one - it is as if he had saved mankind entirely.
İran'da Saman Naseem'i İdamdan Kurtarmak İçin Son Gayret: #SaveSaman#SaveSaman: A Final Effort to Save Iran's Saman Naseem from Execution · Global Voices
Beyrut'un son plajını kurtarmak için koşmazsak, koşacak Beyrut’umuz kalmayacak.If we don't run to save Beirut's last beach, we will have no Beirut in which to run.
Ancak UBP'nin Talat'ın kariyerini kurtarmak gibi bir derdi yok.The UBP, however, has no incentive to save Talat's career.
Kaminis, "Doğrusu bu koalisyonun tek bir amacı var: o da Atina'yı kurtarmak." dedi."Namely, it has one purpose: to save Athens," he said.
Şu anda, İmar Bankası mudileri birikimlerini kurtarmak için uzun bürokratik işlemlerle uğraşıyorlar.Currently Imar's depositors are working through a long bureaucratic process to save their deposits.
Rakip partiler sancak bölgesini kurtarmak için güçlerini birleştireceklerRival parties join forces to save Sandzak region
BH'nin tek petrol rafinerisini kurtarmak için yabancı ortak aranıyorForeign partner sought in bid to save BiH's only oil refinery
Stournaras, "Bir liderin bir numaralı görevi ülkesini felaketten kurtarmaktır." dedi."The number one task for any leader would be to save his country from disaster," Stournaras noted.
BH'deki Vjetrenica Mağarası'nı kurtarmak için uluslararası dilekçe sunulduInternational petition aims to save BiH's Cave Vjetrenica
İvanovski: İdare alanındaki reformların temel amacı, idareyi siyasileşmekten kurtarmak.Ivanovski: The main goal of the reforms in the administration is depoliticisation.
Çevredeki tekneler hayatta kalanları kurtarmak üzere hemen olay yerine geldiler.Boats in the surrounding area immediately came to help rescue survivors.
Göbek etrafına, göbeği çevredeki deriden kurtarmak için başka bir kesi yapılır.Another incision is made to free the navel from the surrounding skin.
Aldatma ve bir adamın kızını kurtarmak için verdiği mücadele hakkında bir hikayedir.It is a story about deception and a man's struggle to save his daughter.
Kalabalık bu delegeleri kurtarmak için tekrar bölgeye gitti ve binayı koruyan askerlerle çatıştı.The crowd rushed to rescue the delegates and a clash with the soldiers guarding the building ensued.
Schindler, sanayici olarak kişisel servetini Schindlerjuden'i kurtarmak için harcadı.Schindler expended his personal fortune as an industrialist to save the Schindlerjuden.
Şehri İkinci Dünya Savaşı sırasındaki hasardan kurtarmak on yıl aldı.It took ten years to restore the city from the damage during World War II.
Tanrı ( moksha ) ile buluşmanın tek yolu, zihni ikilikten kurtarmaktır.The only way of meeting with God (moksha) is to free the mind from duality.
Trehearne daha sonra Mary'yi kurtarmak ve kaçmaya çalışan Pengallan'ı yakalamak için limana gider.Trehearne then rides to the harbor to rescue Mary and capture Pengallan, who attempts to escape.
O dönemde devletin asıl amacı Bakü'yü kurtarmaktı.At that time, the main goal of the state was to liberate Baku.
Yaban hayatını, özellikle de Amerikan bizonunu kurtarmak için çaba gösterilmeye başlandı.Efforts were beginning to be made to save the wildlife, particularly the American bison.
1859'da Brown, köleleri kurtarmak için Virginia'ya gitti.In 1859, Brown went to Virginia to liberate slaves.
Gon, Mo-gyeong'u kurtarmak için tam zamanında gelir ve Asing'e karşı savaşır.Gon arrives just in time to save Mo-gyeong, fighting off Asing.
Banning, içeriden edindiği bilgileri Başkan Benjamin Asher'ı kaçıranlardan kurtarmak için kullanır.Banning uses his inside knowledge to rescue President Benjamin Asher from his kidnappers.
Bu ülkeyi kurtarmak için siyasetçi olmalıyım.I must be a politician to save this country.
Sovyet Ordusu birlikleri, mahsur kalan Sovyet vatandaşlarını kurtarmak için çok geç geldi.Troops of the Soviet Army arrived too late to rescue the Soviet citizens who had been trapped.
Hilleman - Dünya Çocuklarını Kurtarmak İçin Tehlikeli Bir Arayış (hayatı hakkında bir belgesel)Hilleman – A Perilous Quest to Save the World's Children (a documentary about his life)
Onu kurtarmak için hayatını riske attı.Er riskierte sein Leben, um sie zu retten.
Securitate, onu kurtarmak için parmağını bile kıpırdatmadı.Sie würde keinen Finger rühren, um ihn zu retten.
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Sie versündigt sich, um ihn zu retten.
Çocuğu kurtarmak için hareket eder.Er will den Jungen hängen.
Buraya onları kurtarmak için bir helikopter gönderilmiştir.Ein amerikanischer Helikopter landet, um die Soldaten zu retten.
Batman, Gordon'u kurtarmak için gelir.Batman verspricht Gordon, sich darum zu kümmern.
Sonra onların kazazedeleri kurtarmak için değil Ben Linus'ı almak için gelmişlerdir.Diese sind aber nicht gekommen um ihre Söhne, sondern um Costanza zu holen.
Ağacı kurtarmak için birçok şey denense de ağaç çürümeye başlamıştı ve kalıcı olarak zayıflamıştı.Obwohl konservierende Maßnahmen ergriffen wurden, litt der Baum fortan an Holzfäule und wurde immer schwächer.
Eleanor hayat pahasına onları kurtarmak için gayret edecektir.Gisele opfert ihr Leben, um Han aus einer gefährlichen Situation zu retten.
Kayla gelir ve kız kardeşinin hayatını kurtarmak için yalan söyledim der.Sie hat gelogen, um dem Jungen das Leben zu retten.
Onu kurtarmak için harekete geçerler.Sie will versuchen, ihn zu retten.
Onu kurtarmak zorundayız.Nous devons la sauver.
Yoda, iki genç Jedi'ı kurtarmak için Dooku’nun kaçmasına izin vermiştir.Yoda choisit de laisser Dooku s'en aller pour sauver les deux Jedi.
Nathan, Cooper ve Rachel'ı kurtarmak için suya atlar.Nathan réussit à sauver Cooper et Rachel.
Securitate, onu kurtarmak için parmağını bile kıpırdatmadı.Aucun de ses Decepticons ne lève le petit doigt pour le sauver.
Onu kurtarmak için harekete geçerler.Ils discutent sur un moyen de le sauver.
Rick ve diğerleri ise Beth ve Carol’ı kurtarmak için Atlanta'ya doğru yola çıkmışlardır.Elle part avec les autres à Atlanta pour secourir Beth et Carol.
Onlar Oscar'ı kurtarmak için plan yaparlar.Il organise un plan pour sauver Simon.
Buraya onları kurtarmak için bir helikopter gönderilmiştir.Une équipe de sauvetage est envoyée pour les retrouver.
Bella'da onu kurtarmak için peşinden gitmiştir.Paul arrive à temps pour la sauver.
Başkasının hayatını kurtarmak için intihar etmiştir.Elle se suicide à la mort de son mari.