Kurtarma modülü altı kişilik ekip için oturma yerine sahipti.Die offene Karosserie bot auf drei Sitzreihen Platz für sechs Personen.
Doktor, kadını kurtarmaya çalışır ancak başaramaz.Sie versucht, das Kind abzutreiben, doch es gelingt ihr nicht.
Kurtarma ve yangın söndürme ekipleri böylece yangının merkezine ulaşmakta güçlük çekiyordu.Rettungs- und Löschkräfte wurden so daran gehindert, schnell zu den Brandherden vorzudringen.
Havacılık eğitim merkezinden hava ekipleri kurtarma hava aracını Teksas'tan Florida'ya getirmişlerdir.Die Rettungskapsel der Raumfähre landet in Texas.
Onu kurtarmak zorundayız.Nous devons la sauver.
Yoda, iki genç Jedi'ı kurtarmak için Dooku’nun kaçmasına izin vermiştir.Yoda choisit de laisser Dooku s'en aller pour sauver les deux Jedi.
Argnach devlerin toplumuna gidip Evavy-Unaroa'yı kurtarmayı karar verir.Argnach décide d'aller dans la horde des Ogres et délivrer Evavy-Unaroa.
Nathan, Cooper ve Rachel'ı kurtarmak için suya atlar.Nathan réussit à sauver Cooper et Rachel.
Securitate, onu kurtarmak için parmağını bile kıpırdatmadı.Aucun de ses Decepticons ne lève le petit doigt pour le sauver.
Onu kurtarmak için harekete geçerler.Ils discutent sur un moyen de le sauver.
O insanları kurtarmayı seçti.Elle décide d'aller sauver les gens.
Rick ve diğerleri ise Beth ve Carol’ı kurtarmak için Atlanta'ya doğru yola çıkmışlardır.Elle part avec les autres à Atlanta pour secourir Beth et Carol.
Onlar Oscar'ı kurtarmak için plan yaparlar.Il organise un plan pour sauver Simon.
Simon onu kurtarmaya gitmez.Tom va le secourir.
Buraya onları kurtarmak için bir helikopter gönderilmiştir.Une équipe de sauvetage est envoyée pour les retrouver.
Bella'da onu kurtarmak için peşinden gitmiştir.Paul arrive à temps pour la sauver.
Kurtarma ekibi en kısa zamanda olay yerindeydi.Les secours sont arrivés sur place rapidement.
23 Kasım 1944: 2. bölüğün Strazburg'u işgalden kurtarması.23 novembre 1944 : libération de Strasbourg par la 2e division blindée.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Et les enfants d’Israël eurent une grande frayeur, et crièrent à l’Éternel.
Başkasının hayatını kurtarmak için intihar etmiştir.Elle se suicide à la mort de son mari.
Zeus ona Hera'yı kurtarmasını emretti.Sato demande alors à Hera de le mettre en sécurité.
India, sahip olduğu tek aileyi kurtarmak için kendisini feda etmiştir.Il se considère comme le seul capable de sauver sa famille politique.
Bella'yı kurtarmaya çalışır fakat geç kalmıştır.Elle sauve Dawn mais il est trop tard.
Sun a dediğin gibi arkadaşlarını kurtarmak için mi?Il est surnommé « Ed » par ses amis et sa famille.
Andrea ise bir elini iplerden kurtarmış, diğer elini de kurtarmaya çalışmaktadır.Marie le soutient d'une main et le retient de l'autre main.
Hastaneyi onun aptalca kontrôlünden kurtarmayı mı?Pourquoi enfreint-il systématiquement le règlement de l'hôpital ?
Kızın kütüphanedekileri kurtarması gerektiğini açıklar.Il fait tout pour essayer de sauver les gens présents dans la bibliothèque.
Doug babasını kurtarmaya çalışır.Kate tente désespérément de sauver son frère.
Raiden onu kurtarmak için kendini feda etmek ister ancak yine de kurtarılamaz.Raynor se rend alors sur place pour la sauver, mais c'est déjà trop tard.
Bir an önce bölgede kurtarma çalışması yapılmadır.Le gouvernement organise aussitôt des opérations de secours dans la région.
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.Les autres employés font tout leur possible pour la sauver.
Kane'in onu kurtarma çabası sonuçsuz kalır.La tentative de réinsertion de Tony Blundento peine à le satisfaire.
Anti-Teröristlerin yalnızca bir rehineyi kurtarma noktasına ulaştırması raundu kazanmaları için yeterlidir.Il suffit pour les antiterroristes de ramener un seul des deux otages pour remporter la manche.
Başkalarınca kurtarma ve yardım faaliyeti gerçekleştirilmiş olmalıdır.Une recherche et un sauvetage s'ensuivent.
Ayrıca mümkün olursa, Mısır'ı kurtarmaktı.Elle s’est malheureusement faite éliminer une nouvelle fois par l’Égypte.
Onun kızını kurtarması için yardım ister.Il appelle sa femme au secours.
Ertesi gün doğumunda Oz Willow'u kurtarmak için Veruca'yı öldürür.Oz intervient à temps pour sauver Willow.
Yani babasını kurtarmayı başarmıştır.Il sauve donc son père.
Peki Doktor, Dünya'yı kurtarmak için tekrar maceraya atılacak mıdır?Qui sera prêt à risquer sa vie pour sauver celle de la star internationale?
Soudan ve diğer gemiler bazı kişileri kurtarmayı başarsa da can kayıpları yaşandı.Mais d'autres navires ainsi que la vie de nombreuses personnes furent ainsi sauvés.
Ülkücü birini İşçi Partili bir adli tıp uzmanın kurtarması kamuoyunca algılanamamıştır.Il n'est pas possible à un patient de délier son médecin du secret professionnel.
Harry, ona Ginny'i kurtarmaları gerektiğini söyler.Puis elle leur explique qu'elle veut sauver Neil.
Renkli çizimi SdKfz 250/12 leichte Messtruppanzerwagen: Kurtarma ve topçu menzil ölçme aracı.SdKfz 250/12 leichter Messtruppanzerwagen : Véhicule d’observation d’artillerie.
Hiçbir gizli veri kurtarma işlemi sırasında değiştirilemez.Pas de donnée secrète échangée durant le processus de récupération.
Gemiyi kurtarmaya çalışırlar.La réponse immédiate a été d’essayer de sauver le navire.
Bu arada kurtarma kuvvetleri aceleyle oluşturulmaktaydı.Mais l'attaque se fit dans la précipitation.
Amacı Dünya'yı kurtarmak değil, kardeşinin intikamını almaktır.Son but est de venger la mort de son frère.
Ve Dünya'yı kurtarmak için kendini feda edip ölür.Il a passé sa vie à se sacrifier pour sauver et protéger le monde.
Taz sevgilisini kurtarmak için maceralara atılmıştır.Ils partent alors à l'aventure afin de sauver leurs amis.
Joshua, onu kurtarmak için seferberdir.Hyoma arrive juste à temps pour le sauver.
Ayrıca bu çöküş esnasında yüzlerce kurtarma görevlisi de öldü.Durant ce laps de temps, plusieurs rescapés mourront.
Güvenlik güçleri Bağdat'taki alışveriş merkezine kurtarma operasyonu düzenledi.La base de Défense est gérée par le Groupement de soutien de la base de défense de Djibouti.
Onları kurtarmaya Asuka gelmiştir.Il transforme des mourants pour les sauver.
Bu sırada Georgios Paleologos, Dyrrhachium'dan bir saldırı düzenledi ama durumu kurtarmakta başarılı olamadı.Georges Paléologue tenta une sortie hors de Dyrrachium mais ne put sauver la situation.
Onu kurtarmaya çalışıyordum.Estaba intentando salvarle.
Ben Tom'u kurtarmayı deniyordum.Estaba intentando salvar a Tom.
Ben seni kurtarmaya geliyorum.Vengo a salvarte.
Noah, silahlara, hastanedeki Beth'i kurtarmak için ihtiyacı olduğunu söyler.Noah les dice que necesitaba sus armas para atacar el hospital y rescatar a Beth.
Fransız ordusu sizi kurtarmaya geldi.El ejército francés ha venido a salvaros.
Platformda, Stark Potts’u kurtarmaya gider ve Rhodes başkanı kurtarır.En la plataforma, Stark va a salvar a Potts, mientras Rhodes salva al presidente.