Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Mert nem beszélnek békességet, hanem a kik békességesek e földön, azok ellen álnok dolgokat koholnak.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Miru namreč ne govore, temuč zoper mirne v deželi izmišljajo zvijačne stvari.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Neboť nemluví ku pokoji, ale proti pokojným na zemi slova lstivá vymýšlejí.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Poiché essi non parlano di pace, contro gli umili della terra tramano inganni
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Pois não falaram de paz, antes inventam contra os quietos da terra palavras enganosas.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Porque no hablan paz, y contra los mansos de la tierra traman engaños
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Sillä he eivät puhu rauhan puheita, vaan miettivät petoksen sanoja maan hiljaisia vastaan.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Thi de taler ej Fred mod de stille i Landet udtænker de Svig;
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Ty det är icke frid som de tala; nej, svekets ord tänka de ut mot de stilla i landet.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Vì chúng nó chẳng nói lời hòa bình; Nhưng toan phỉnh gạt các người hiền hòa trong xứ.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Vì chúng_nó chẳng nói lời hòa_bình ; Nhưng toan phỉnh gạt các người hiền_hòa trong xứ .
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Zij zijn niet op vrede uit. Zij maken slechte plannen, gericht tegen hen die in rust en stilte leven.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Διοτι δεν ελαλουν ειρηνην, αλλα εμελετων δολους κατα των ησυχαζοντων επι της γης
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.Защото не говорят за мир, Но измислюват лъжливи думи против тихите на земята.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.כי לא שלום ידברו ועל רגעי ארץ דברי מרמות יחשבון׃
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.لانهم لا يتكلمون بالسلام وعلى الهادئين في الارض يفتكرون بكلام مكر.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.因 為 他 們 不 說 和 平 話 . 倒 想 出 詭 詐 的 言 語 、 害 地 上 的 安 靜 人
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.因為 他 們不說和平 話 . 倒 想出 詭詐 的 言語 、 害 地上 的 安靜人
Düşündüğümden daha kurnazmışsınCậu quỷ quyệt hơn tôi tưởng đó!
Düşündüğümden daha kurnazmışsınDU är knepigare än jag trodde.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınDu bist durchtriebener als ich dachte.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınDu er mere besværlig end jeg havde regnet med
Düşündüğümden daha kurnazmışsınEsti mai sireata decat credeam.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınJe bent slimmer dan ik dacht.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınJesteś sprytniejsza niż myślałem.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınKamu lebih licik dari yang kukira.
Düşündüğümden daha kurnazmışsın너 생각보다 약았다.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınSei più astuta di quanto immaginassi.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınSi horšia, než som si myslel.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınTu es plus maline que je ne l'imaginais.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınΕίσαι πιο πονηρή απ'ότι περίμενα.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınПо- зла си отколкато мислех.
Düşündüğümden daha kurnazmışsınТы хитрее, чем я думал.
Düşündüğümden daha kurnazmışsın.את יותר מתוחכמת משחשבתי
Düşündüğümden daha kurnazmışsınانتِ اصعب مما كنت اعتقده
Düşündüğümden daha kurnazmışsınお前が自習室に入れば 俺が おんぶしてやるのに
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Adik, pergi mempekerjakan saya dua puluh koki licik.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Đồ xỏ lá, đi thuê tôi hai mươi đầu bếp khéo léo.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Ficzkó, menj bérlet nekem twenty ravasz szakácsok.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Hör, gå hyra mig tjugo listig kockar.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, allez embaucher moi vingt cuisiniers ruse.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, andare assumermi twenty cuochi astuzia.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, choďte najať mi dvadsať mazaný kuchári.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, du-te angaja-mi douăzeci bucătari viclean.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, gå hyre mig tyve snu kokke.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, ga inhuren me twintig slimme koks.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, gehen Sie mieten mir zwanzig schlaue Köche.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, jděte najmout mi dvacet mazaný kuchaři.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, mene palkata minua kaksikymmentä ovela kokkeja.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, pojdite najem me twenty zvit kuharji.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, przejdź wynająć mi dwadzieścia przebiegły kucharzy.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, vá contratar-me vinte cozinheiros astúcia.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, vaya me contratan veinte cocineros astutos.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, πηγαίνετε ενοικίαση μου είκοσι πονηρό μαγειρεύει.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah, перейдите нанять меня двадцать хитрые повара.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Sirrah ، انتقل لي تأجير twenty طهاة الماكرة.
Efendim, bana yirmi kurnaz aşçı işe gitmek.Ей ти, отидете да ме наемат двадесет хитър готвачи.
Halkına karşı kurnazlık peşindeler, Koruduğun insanlara dolap çeviriyorlar.(82:4) против народа Твоего составили коварный умысел исовещаются против хранимых Тобою;
Halkına karşı kurnazlık peşindeler, Koruduğun insanlara dolap çeviriyorlar.Astutamente formam conselho contra o teu povo, e conspiram contra os teus protegidos.
Halkına karşı kurnazlık peşindeler, Koruduğun insanlara dolap çeviriyorlar.Bo się oto nieprzyjaciele twoi burzą, a ci, którzy cię w nienawiści mają, podnoszą głowę.