Buradan geçen herkese pusu kurmaktadırlar.Sjatiše se ljudi sa svih strana.
Bazen Latium'un Ardea şehrini kurmakla itibarlandırılır.Katkad je se smatra osnivateljicom grada Ardeje u Laciju.
Titus onlara tuzak kurmak ister, ama kendisi tuzağa düşer ve yakalanır.Art je zadužen da ih nadgleda, ali i sam se nalazi u zamci.
Ülke çapında yeni bir idari ve siyasi örgütlenme kurmak amacıyla bir Heyet-i Temsiliye kuruldu.Dogovorom je određen novi politički i teritorijalni ustroj BiH.
Yasef Nassi, Filistin'de bir Yahudi Devleti kurmak emeli taşıyordu.Truman je bio ključna figura u osnivanju židovske države u Palestini.
Daha sonra bir grup kurmak için planlara başladılar.Neskôr sa rozhodli,že si založia skupinu.
Bu operasyonların amacı Hamid Karzai liderliğinde bir Afganistan yönetimi kurmaktı.Nasledovali snahy vytvoriť s pomocou OSN v Afganistane novú vládu pod vedením Hamida Karzaia.
Bazı Protestanlar çareyi Kuzey Amerika'ya göç ederek orada koloniler kurmakta buldular.Keďže boli protestanti prenasledovaní, rozhodli sa nájsť útočisko v Severnej Amerike a založiť nové kolónie.
Kabineyi kurmakla Celal Bayar görevlendirildi.Za príplatok sa montovalo aj vytápanie kabíny.
Bir nükleer santral kurmak için zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç vardır.Na prípravu rádiologickej zbrane postačuje dostatočne veľký a funkčný jadrový reaktor.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.Rimljani so iz Egipta začeli uvažati tudi gradiva za postavljanje egipčanskim podobnih zgradb.
Çünkü, kendi kariyerini babasının desteği olmadan, kendi kurmak istiyordu.Tudi on je bil neuspešen, ker je vrt stražil le zaradi očetove volje.
Süperiletkenler Josephson bağlantıları kurmak için kullanılmaktadır.Superlaidininkai yra panaudojami gaminant Džozefsono jungtis.
İlk olarak çareyi ateş yakmakta ve barınak kurmakta görürler.Kalinys apsižvalgytų ir pamatytų ugnį.
Oyunun amacı yüzyıllarca ayakta kalabilecek bir medeniyet kurmaktır.Tokiu būdu žaidėjai gali žaisti 900 metų trunkanti istorinį žaidimą.
Bazen Latium'un Ardea şehrini kurmakla itibarlandırılır.Kartais minima kaip Ardėjos miesto Latiume įkūrėja.
Doğu ve Batı da bulunan yollar komşu köylerle bağlantı kurmaktadır.Pietrytinis ir rytinis kaimo pakraštys prijungti prie Vilniaus.
Daha sonra bir grup kurmak için planlara başladılar.Po to jie nesėkmingai bandė sukurti dar kelias grupes.
Bu kartlar, iletişim kurmak için yalnızca bir antene yakınlık gerektirir.Sellised kaardid vajavad suhtlemiseks vaid antenni.
Bazen Latium'un Ardea şehrini kurmakla itibarlandırılır.Mõnikord omistatakse Danaele Latiumi linna Ardea asutamine.
Hükümet kurmak gereklidir.Tagada tuleks protsessi juhtimine.
Kongrenin ertesi günü, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildi.See otsus jõustus järgmisel päeval, kui president Adamkus selle allkirjastas.
Onun için yeni bir hipotez kurmak ve yeni bir sınama yapmak gerekir.See võimaldas tal esitada uusi küsimusi ja uusi hüpoteese.
Sayı arttıkça Alliance yeni kamplar kurmak zorunda kaldı..Külgmise kasvu puhul kasvasid uued kambrikesed koloonia äärtest.
Kendi aralarında iletişim kurmak için çıkarttıkları sesler vardır.Samamoodi kasutavad nad helisignaale omavahelises suhtluses.
Bu uygulama diğer kullanıcı ile iletişim kurmak için kullanılır.Sellega teave lähendatakse kasutajale.
Erecto: Asa ile zahmetsizce ve hızlıca çadır kurmak için kullanılır.Inge Arro: Üllatas, kui sihikindlalt ja kontsentreeritult töötatakse.
Şükrü Saraçoğlu, Hükümeti kurmakla yeniden görevlendirildi.Mahāvihāra taastati järgmise kuninga valitsusajal.
II. Richard bundan sonra tekrar krallık istibdat otoritesini kurmak için faaliyete geçti.Christian II jätkas siiski ka edaspidi katseid oma võimu taastamiseks.
Bu sebeple iletişim kurmuyor ya da kurmak istemiyor olabilirler.Võib-olla ta ei taha mõistust kuulata või ei taha üldse kuulata.
1x+1, şimdi de denklemini kurmak üzere iki yeni noktamız daha oldu.+ 1، لكنها تعطيني هاتان النقطتان الجديدتان حيث ان علي جعله يمر خلالهما
1x+1, şimdi de denklemini kurmak üzere iki yeni noktamız daha oldu.그리고 반드시 지나야 하는 두개의 점들도 나와있습니다
1x+1, şimdi de denklemini kurmak üzere iki yeni noktamız daha oldu.Nu er ligningen nulstillet, så den igen er 1x plus 1, men nu er der 2 nye punkter, som linjen skal gå igennem.
1x+1, şimdi de denklemini kurmak üzere iki yeni noktamız daha oldu.見つけましょう。 これは負の傾斜です。
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.2000-ben lehetőségem volt Dél-Afrikába menni és egy új opera társulatot alapítani.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.지난 2000년, 전 남아프리카 공화국에 가서 새로운 오페라단을 만들 기회를 얻었었습니다
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.En 2000, j'ai eu la possibilité d'aller en Afrique du Sud former une nouvelle compagnie d'opéra.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.En el 2000 tuve la oportunidad de ir a Sudáfrica a formar una nueva compañía de ópera.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.În 2000, am avut şansa să merg în Africa de Sud, pentru a forma o nouă companie de operă.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.In 2000 had ik de kans om naar Zuid-Afrika te gaan om een nieuw operagezelschap op te richten.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.Nel 2000 ebbi l'opportunità di recarmi in Sud Africa per formare una nuova compagnia operatica.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.Pada tahun 2000, saya mendapat kesempatan pergi ke Afrika Selatan untuk mendirikan perusahaan opera baru.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.V roce 2000, jsem dostal příležitost jet do Jižní Afriky dát dohromady nový operní sbor.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.W roku 2000, miałem okazję pojechać do RPA, by założyć nową operę.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.В 2000 году у меня появилась возможность поехать в Южную Африку организовать новую оперную труппу.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.През 2000 година, имах възможността да отида в Южна Африка и да формирам нова оперна компания.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.Ще в 2000 році, я мав можливість поїхати до Південної Африки для формування нової опери.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.בשנת 2000, הייתה לי הזדמנות לנסוע לדרום אפריקה כדי לגבש להקת אופרה חדשה.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.مرة أخرى في عام 2000، أتيحت لي الفرصة للذهاب الى جنوب افريقيا لتأسيس شركة جديدة للأوبرا
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.取り組む機会がありました 現地に赴き 主に国内あちこちの
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.이 새들은 150 마일 떨어진 마을에서 알을 품는데 거기 토양이 둥지를 트는데
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.240 km-re van innen a költőhelyük, ahol a talaj állaga jobb a fészekrakáshoz.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.240km離れたところにある そこは土の状態が 巣を作るのに適してるんだ
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Budują gniazda w miasteczku, oddalonym o prawie 250 kilometrów. Bo ziemia jest tam lepsza do budowania gniazd.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Chúng ấp trứng ở một thị trấn cách đó 150 dặm (240 km) nơi mà điều kiện đất tốt hơn cho việc xây tổ.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.De ruvar i en stad 25 mil bort, där marken passar bättre för att bygga bon.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Ils nichent dans une ville à 250 kilomètres de là, où le sol est plus propice pour construire leurs nids.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Líhnou se ve městě nějakých 250 km daleko, kde je lepší půda na budování hnízd.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Mereka berkembang biak di kota 150 mil jauhnya, di mana keadaan tanahnya lebih baik untuk membangun sarang.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Sie brüten in einer Stadt 240 Kilometer entfernt, wo die Bodenbeschaffenheit besser ist für den Nestbau.