Papa II. İnnocentius bile bu Alman imparatorunun dünya üzerinde üstünlük kurmak için isteklerindne korkmuştu.Selv pave Innocent III var skremt av den tyske keiserens krav på verdensherredømme.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.Enhver har rett til å danne og gå inn i fagforeninger for å beskytte sine interesser.
Bu, Japonya'nin Kore'de bölgesel hegemonya kurmasinin bir basamagiydi.Dermed lå mulighet åpen for japansk hegemoni i Asia.
Burada yetişmişler ve Romulus Roma'yı kurmaya karar vermiştir.Da de ble eldre, var det her Romulus valgte å bygge Roma.
Kilam (Arapça'dan: kalām =söz, konuşma) Kurmanci ve Zazaca'da dengbej şiirine denilir.I tillegg blir u til y (ung – yngre) i adjektiv med omlyd.
Bizas Delphi'de bir müneccime danışarak, yeni şehrini nereye kurması gerektiğini sormuştur.Byzas skal ha rådført seg med orakelet i Delfi for hvor han burde opprette en ny by.
Bu ona Konstantinopolis'te saray ile temas kurma imkanı verdi.Hun søkte derfor hjelp ved hoffet i Konstantinopel.
Meir'in istifasının ardından, Altı Gün Savaşı'nda kurmay başkanı olan Yitzhak Rabin başbakanlığa geçti.I ettertid av Meirs tilbaketrekning ble Yitzhak Rabin (stabssjefen under Seksdagerskrigen) statsminister.
Ana madde: Kurmanci Kurmanci, en yaygın Kürt lehçesidir.Noen eksempler: Pyramidebål er den mest vanlige båltypen.
Bu kart mikrodalga fırın ile iletişim kurmak için bir anten kullanır.Kortet bruker en antenne til å kommunisere ved hjelp av mikrobølger.
Jack, Val ile beraber içeri girer ve bombayı kurmak üzere giderler.Jack og Will følger etter piratene inn i hulen med den forbannede skatten.
Ölü, bu aşamayı atlatabildiği takdirde, göksel sular üzerinde hakimiyet kurma olanağını edinir.Dåpsengelen fremstår som en brobygger mellom himmel og jord når han holder frem fatet med dåpsvannet i.
Birçok örgüt takım kurmayı tercih etmektedir.Mye planter er å foretrekke.
1902 yılında Kurmay Yüzbaşı oldu.Han ble ekspedisjonssjef i 1902.
Bu albümünde başarısının ardından grup üyeleri kendi ailelerini kurmaya başladı.Etter dette albumet har medlemmene av bandet hatt flere egne prosjekter.
Cities: Skylines Paradox Interactive tarafından yayınlanmış şehir kurma oyunudur.Cities: Skylines er et spill utgitt av Paradox Interactive og utviklet av Colossal Order.
Kürtçe'nin Kurmanci lehçesi kullanılır.Kastens' orgelfasade benyttes fremdeles.
Hükümet kurmak için en az 151 milletvekili gerekir.Det skal velges 705 representanter.
İngiltere ve Fransa Krallığı, 16. yüzyılda Amerika'da kololoniler kurmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar.England og Frankrike forsøkte å opprette kolonier i Amerika på 1500-tallet, men disse feilet.
Gerekli durumlarda özel komisyonlar kurma hakkına sahiptir.Parlamentet har også mulighet til å opprette spesialkomiteer i enkelttilfeller.
Cengiz, bir kumarhanede çalışmakta ve hep zengin olmanın hayallerini kurmaktadır.Julie ble født i Riverside, og drømte alltid om å leve det gode liv.
Pervouralsk, 1732 tarihinde Vasili Demidov'un bölgede demir fabrikası kurmasıyla kurulmuştur.Pervouralsks historie begynner i 1730, da Vasilij Demidov startet byggingen av et jernverk på stedet.
Buradaki çoğu subay daha önce Rusya İmparatorluğu Genel Kurmay'ında görev yapmıştı.Det var kommet endel folk derfra for å tjenestegjøre som offiserer i Den keiserlige russiske hær.
Böylece Erdoğan, hükûmeti kurma görevini aldı.Yolanda regjerte derfor i ektemannens fravær.
Bu yüzden bir arkadaşından kürtaj yapabilecek bir doktorla temas kurmasını ister.Han kontaktet derfor en venn som var lege.
Benden insanlarla sıcak diyalog kurmamı istediler.Han etablerte mange vennskap med lokale folk.
4 Eylül 1914 tarihinde 1. Ordu Kurmay heyetine atandı.1914 - Etter valget 1. mars blir det holdt Råd.
Otto kiliseyi egemenliği altına almak ve Alman topraklarında dinsel imparatorluk gücü kurmak niyetindeydi.Otto hadde til hensikt å dominere kirken og således kunne forene de tyske landområdene.
Yasef Nassi, Filistin'de bir Yahudi Devleti kurmak emeli taşıyordu.Han talte også for å opprette en jødisk stat i Palestina.
Kişi, sosyal çevrede sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmek için iletişim kurmak zorundadır.Helselaget arbeidet med tiltak for bedre helse og trivsel i nærmiljøet.
Fakat onların kurma kolu yoktu.En håndfull hadde ikke.
Amacı Na’vi’ler ile barışçıl yollardan temas kurmaktır.Hans visjon for Tel Aviv involverte fredelig sameksistens med araberne.
2007 yılı itibarıyla köyde, kalkındırma kooparatifi kurma çalışmalarına başlanmıştır.I lokalvalgene 2007 var forbundet igjen aktive over hele landet i arbeidet mot eiendomsskatten.
Tek eşli olarak ürerler ancak yaşam boyunca sürecek bir çift bağı kurmazlar.Noen av disse selges som de er, dvs at de ikke bare inngår som en liten andel i en blanding.
2009-2011 yılları arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevini yürüttü.Fra 2001 til 2004 var han leder for alle UNHCR sine oppdrag.
1965'te Malezya'dan ayrıldıktan sonra Singapur ekonomisini kurmaya yardım eden öncülerden biridir.Etter at Singapore ble løsrevet fra Malaysia i 1965, var han den første presidenten i republikken Singapore.
İsa, dünyada Tanrı’nın krallığını kurmak için bizzat dönecektir.Jesus skal komme tilbake til jorden og opprette et rike.
ISO'ya bir NFTA önerisi, blok zinciri için yeni bir ISO teknik komitesi kurmayı amaçladı.Proposal untuk NFTA ke ISO dimaksudkan untuk membentuk komite teknis ISO baru untuk blockchain.
1917'de Jack yeni bir film satış şirketi kurmak için Los Angeles'a gönderildi.Pada tahun 1917, Jack dikirim ke Los Angeles untuk membuka perusahaan lain pertukaran film.
Ancak Avatar dört elementin tamamını yönetmeye ve bununla beraber ruhlarla bağlantı kurmaya yetkindir.Namun, Avatar dapat menguasai seluruh empat elemen serta berkomunikasi dengan para arwah.
Bir siyasi partinin üstünlük kurması için 172 sandalyeye ulaşması gereklidir.Partai politik harus memperoleh 172 kursi untuk dapat membentuk pemerintahan.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.Orang Romawi juga mengimpor bahan bangunan dari Mesir untuk mendirikan struktur dengan gaya Mesir.
Göktürklerin bir kağanlık kurması O'nun isteği ile olmuş, Türk milletine kağanını O vermiştir.Memang itulah yang dikehendaki oleh Tirana agar rakyatnya selalu hidup dalam kegelapan.
İngiltere'de, Lord Ascot Alice'i, Çin'e okyanus ticareti yolu kurmak fikriyle yardımcısı olarak alır.Terkesan, Lord Ascot membawanya sebagai muridnya dengan ide mendirikan jalur perdagangan laut ke China.
Böylece hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti.Aku meminta kepadamu untuk percaya dengan apa yang pemerintah dan partai lakukan.
Arcadius, kendisini imparattorluk üzerinde kendi yönetimini kurma iddiası için için motive edebilirdi.Arcadius sendiri mungkin telah termotivasi dalam menyatakan kehendaknya sendiri atas wali penguasanya.
Mihail iktidarını kurmak gayreti ile orduya, bürokrasiye ve kiliseye cömertçe para dağıttı.Mikhael dengan murah hati membagikan uang kepada tentara, birokrasi, dan Gereja dalam upaya membangun dirinya.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Penampakan ini menggenapi nubuat yang mengatakan bahwa mereka harus mendirikan rumah baru di tempat itu.
Örgütü kurma fikri Hermione Granger'dan çıkmıştır.Kejadian ini dianggap memuakkan oleh Hermione Granger.
Bizas Delphi'de bir müneccime danışarak, yeni şehrini nereye kurması gerektiğini sormuştur.Byzas telah meminta nasihat dari Orakel di Delphi mengenai tempat untuk mendirikan kota barunya.
Bolşeviklere karşı cephe kurma çalışmaları başlar.Ia mulai mencari sekutu melawan Bolesław.
Global Risk takımının amacı ise Black List takımının bomba kurmasını önlemektir.Tim Global Risk dapat menggunakan semua senjata yang tersedia untuk mencegah penghancuran oleh Black List.
Planck, aslında gerçek bir okul kurmadı.Lebih tepatnya, Miranti bukan benar-benar tak bersekolah.
Bir ölünün yaşayanlarla iletişim kurması mümkün müdür?Ia mengatakan bahwa ia dapat berkomunikasi dengan orang mati.
Bu, Japonya'nin Kore'de bölgesel hegemonya kurmasinin bir basamagiydi.Hal itu merupakan sebuah langka menuju Jepang memperoleh Hegemoni regional di Korea.
Aynı akşam General Heinrici'ye bağlantı kurmak için izin verildi.Pada malam harinya Heinrici diperintahkan untuk bergerak.
Bu kartlar, iletişim kurmak için yalnızca bir antene yakınlık gerektirir.Alien memiliki sepasang antena untuk mendengar.
Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.Saat itu, orang-orang dari berbagai kampungpun mulai gelisah dan mulai melakukan pengamanan masing-masing.
Pek çok locanın kendi tesislerini kurmaya gücü yetmezdi.Bangsa itu kurang dapat membanggakan pencapaiannya sendiri.
Devletin kendi yurttaşları aleyhinde çalışacak servisler kurmamasını istiyoruz.Dorongan agar negara-negara lain tidak mengambil tindakan bermusuhan menentang pemerintahan masing-masing.