2 Nisan 1936 da Genel Kurmay Akademisi tekrar açıldı.O 30 de setembro de 2002, a Real Academia decidiu reabrir o debate.
Heyete geçici hükümet kurma görevi verildi.Deveria ser rapidamente seguida pela formação de um Conselho de Administração Provisório.
Başkan George Washington ile birlikte yeni Federal Hükümeti kurmak için çok yakın çalıştı.Madison trabalhou com o Presidente George Washington na organização do novo governo federal.
Bu savaş sonrasında Burgonyalılar'ın bağımsız devlet kurma hayalleri tümüyle ortadan kaldırılmıştır.Diante desses problemas, os planos de independência dos nacionalistas foram seriamente afetados.
İsrail kurulunca İsrail Hava Kuvvetleri'nde kurmay olarak görev aldı.O programa terá a responsabilidade principal da Força Aérea Israelense.
Bu suyun kurması kasaba halkının moralini kırdı.O fechamento da fábrica devastou a economia da cidade.
KULLANIM AMACI NIC, bilgisayarın ağ ile iletişim kurmalarına izin verir.Possível comunicação com link laser, permitindo silêncio total do rádio.
Ancak eşrefler, şehir içindeki prestijini yeniden kurmayı başaracaklardı.É mediante essa transferência que as prefeituras conseguem alavancar seus investimentos na cidade.
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.Não há nenhuma confirmação da nomeação por parte do Commander-in-Chief do 9.
4 Eylül 1914 tarihinde 1. Ordu Kurmay heyetine atandı.Em 1 de dezembro de 1914, ele foi chamado para o serviço militar.
İmparator planlarını yeniden kurmaya başladıktan sonra, otoritesinin sarsılmış olduğunu gördü.Ao vê-la pessoalmente o imperador aparentou estar claramente decepcionado.
Takvimü's-sinin, 1915, Yeni Baskısı: Genel Kurmay Başkanlığı, Ankara, 1993.IDEM, Geisel - do tenente ao Presidente, Nova Fronteira, 1985.
Amerika’ya gidip orada zengin olmayı kurmaktadır.Ele devia ir à América e pô-la à prova.
Her türlü hareket ve eylem, güç istencinin hiyerarşik olarak üstünlük kurma tasarısından ibarettir.Tudo isso soa, claro, como o trabalho de alguém que quer destronar o domínio da religião.
Osmanlı kurmayı bu bölgede sadece gözetleme postaları tutmaktadır.Hoje só é preciso o passaporte para passar pelos postos de controlo de segurança.
Günümüzde depresyon konusunda psikolojik ve biyolojik modeller arasında bağlantı kurmaya çalışılmaktadır.Hoje em dia fala-se no elemento bio-psico-social.
Bundan başka erkekler ve dişiler temas kurmazlar.Mannetjes en vrouwtjes zijn op het oog niet van elkaar te onderscheiden.
1997 yılında Magna Carta Records, Mike Portnoy'dan bir "süper grup" kurmasını istedi.In 1997 werd door Magna Carta Records aan Mike Portnoy gevraagd om zijn supergroep samen te stellen.
Zoya'nın partizan birimi olan 9903'e (Batı Cephesi Kurmayı) atandı.Ze werd gedetacheerd in de Partizanen Eenheid 9903 aan het Westelijke Front.
Devrimin amacı monarşi rejiminin yerine demokratik bir cumhuriyet kurmaktı.De revolutie verving de monarchie door een republiek.
Orada Şikago'daki gibi başka bir kale kurmayı planlar.Zijn plan was om hier een nieuw Kasteel te creëren, zoals hij eerder in Chicago had gedaan.
Elinde bulundurduğu bu pozisyon onun pek çok kişiyle ilişki kurmasını sağladı.Zijn reputatie bracht hem in contact met een aantal belangrijke personen uit die tijd.
Aslında iletişim kurmaya çalışıyoruz, ama yolda bir yerde galiba birilerini kızdırmışız.In praktijk gebeurt dit niet en probeert men toch een plaats in de rij op de snelweg te krijgen.
Kendi aralarında iletişim kurmak için çıkarttıkları sesler vardır.Ze hebben een grote diversiteit aan geluiden die ze gebruiken om met elkaar te communiceren.
Sarmal galaksinin kuzey kolu NGC 2404 ile bağlantı kurmaktadır.De noordelijke spiraalarm raakt aan NGC 2404.
Dilbilimci olan Louise Banks uzaylılarla iletişim kurmak için hükumet tarafından yetkilendirilmiştir.In de Verenigde Staten wordt linguïst Louise Banks gevraagd om de taal van de aliens te ontcijferen.
Daha sonraları: "Albümü dinledikten sonra bir grup kurmaya karar verdim." dedi.Later zei hij: "Ik besliste toen dat ik een band zou opstarten."
İsa, dünyada Tanrı’nın krallığını kurmak için bizzat dönecektir.Christus zal naar de aarde terugkomen en daar het Koninkrijk van God verwezenlijken.
Hindistan için büyük bir ordu kurmayı başardı.Hij bouwde in Indië een fabelachtig vermogen op.
Başka köpeklere üstünlük kurmak ister.De honden moeten dus op andere manieren proberen indruk te maken.
İşçilerin bağımsız sendikalar kurmasına izin yoktu.De WAO was niet toegankelijk voor zelfstandige ondernemers.
Köyde zazaca (Dersim zazacası) ve kurmanci konuşulmaktadır.Steden binnen deze stam zijn Berkan, Zeyyu (zuidelijk en oostelijk gedeelte) en Saidia.
Münih için bir metro ağı kurma planları oldukça eskiye dayanmaktadır.De eerste plannen voor een metro in Bilbao zijn al oud.
1949'da NBL ve BAA, basket ligleri NBA'yi kurmak üzere birleştiler.De NBL en de BAA smolten samen in 1949 en zo werd de NBA gevormd.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Deze versie vervulde een voorspelling volgens welke ze een nieuw bestaan moesten beginnen op die plek.
2006 yılında, otomatik kurmalı yeni nesil mekanik düzenekler piyasaya sürülmüştür.Een nieuwe generatie mechanische uurwerken met automatisch opwindmechanisme wordt in 2006 geïntroduceerd.
Bu arada da kargalarla iletişim kurmaya başlamıştır.Op die manier communiceert ze ook met de bandleden.
Seçimden sonra hükümet kurmak üzere görevlendirilen liderlerden biri de kendisiydi.De partij vormde na de verkiezingen daarom alleen de regering.
Planck, aslında gerçek bir okul kurmadı.Abigail kreeg geen echte schoolopleiding.
1915 yılında kurmay oldu.In 1915 is het zover.
Kar amaçlı şirket kurmak veya devretmek.Ze wil de federale immigratiepolitie ICE afschaffen of afbouwen.
Benden insanlarla sıcak diyalog kurmamı istediler.Hij leerde een aantal inwoners wilgenmandjes maken.
Hükümeti kurma görevi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit'e verildi.Echter, werd zijn wens niet gehonoreerd door partijvoorzitter Bülent Ecevit.
Diğer tarafta, Sasaniler de istikrarlı bir hükümet kurmaya çabaladılar.Samen zorgden zij voor een stabiele regering.
Muhtemelen hükümdarlığını burada kurmayı amaçlamaktadır.Hij zou hiermee zijn machtspositie willen verstevigen.
İki kardeş bir şehir kurmaya karar verirler.De andere duo's mochten om beurten een stad kiezen.
1995 yılında tatil yaparken Juniper'i kurmak fikri aklına gelmiştir.In 1995 besloot hij zijn carrière af te bouwen bij AS Eupen.
Sayı arttıkça Alliance yeni kamplar kurmak zorunda kaldı..Ondanks de afstand, bleef de band nieuwe nummers maken.
Bu dönemde kurmaca romanları özellikle de Jules Verne'i çok sever.Vooral door het laatste werd hij nog wel eens vergeleken met Jules Verne.
Helenizme geçmesinden sonra ömrünü bu geleneği korumaya ve yeniden kurmaya adamıştı.Zijn broer, die hem dus opvolgde, zette deze traditie van bouwen en reconstrueren voort.
1939'da Tümgeneralliğe terfi ettirilerek Wilhelm Keitel'in kurmay başkanlığına atandı.In 1939 werd hij door Wilhelmina benoemd tot haar adjudant.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler.Daarom smeedden ze een complot om hem te doden.
Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışırlar.Met hem tracht ze een nieuw leven op te bouwen.
Hitler aslında kendi partisini kurmak istiyordu.Kennelijk had hij zelf een feestje te vieren.
Bunu yapmak için dev bir ordu kurmak için düşünmeye başladı.Een formidabele strijdkracht werd hiervoor ingezet.
1559'da parlamento Reformasyon Tasarısı'nı görüşmek ve yeni bir kilise kurmak üzere toplanmaya çağrıldı.Omstreeks 1859 werd geijverd voor de bouw van een nieuwe kerk.
Toplantı ve dernek kurma özgürlükleri sınırlıydı.De vrijheid van vergadering was beperkt.
Kuzey Kurmancisi konuşurlar.Commissaris Noorderwind praat haar bij.
Mihail iktidarını kurmak gayreti ile orduya, bürokrasiye ve kiliseye cömertçe para dağıttı.Anderzijds voelde hij zich verplicht veel geld uit te geven aan het leger, aan de bureaucratie en aan de Kerk.
Kırıkkale’ye yerleşen insanlarımız gelişigüzel yerleşerek ev ve işyerlerini kurma gayreti içerisinde olurlar.Ze moeten zich staande zien te houden door onderdak en een baan te vinden.