Devlete ait Çin Endüstri ve Ticaret Bankası 20 bin bireysel şubesinin tümüne Linux kurmaktadır.يملك القرض الصناعي والتجاري الفرنسي 20% من رأس ماله.
Şubat 1947'de ise bu partinin liderlerini Cumhuriyet'e karşı komplo kurmak iddiasıyla tutuklamışlardır.وفي ديسمبر 1961، ألقي القبض على زعماء أحزاب المعارضة لأنهم اتهموا بإعداد مؤامرة مناهضة للحكومة.
Hava soğuk olmasına rağmen yetkililer anteni kurmayı başarırlar.بالإضافة إلى الجو البارد، فهذه الموجات لا تأتي فرُادى.
"Felsefenin aklı, kurmacanın hayali".طموح صدام وأحلام المرشد".
Gerekli durumlarda özel komisyonlar kurma hakkına sahiptir.وللمجلس حق إنشاء لجان تحقيق في قضايا معينة.
Yazılım paketlerini listelemeye, onları seçip kurmaya ve kaldırmaya yarar.تفريغ اللقطات المصورة، وفهرستها وتصنيفها والاختيار من بينها.
Size Hayal Kurmayı Öğreteceğim, Ya nauçu vas meçtat...ودي دمعة بداريها وده خيال بيين الأجفان..
Bunun üzerine Napolyon Smolensk'te ordugâh kurma planlarından vazgeçti ve ordusu Rus birliklerini kovaladı.إنهارت خطة نابليون التى كان قد أعدها لمعركة سمولينسك وإضطر لمواصلة التوغل شرقا لمطاردة الجيش الروسى.
Keşişler dünya işleri ile uğraşmazlar, dış dünya ile bağlantı kurmazlar.يتوجب على الاثنين العمل للنجاة، دون وسائل اتصال بالأرض.
1909 - Dernek kurma özgürlüğüne ilişkin ilk yasa olan "İçtimaatı Umumiye Kanunu" kabul edildi.وقد حلت محل قانون الأغذية والأغذية النقية السابق لعام 1906.
Jesuit'ler daha önce 1589'da üniversite kurmayı denemişse de başarılı olamamışlardı.Os jesuitas haviam tentado criar a universidade anteriormente, em 1589, mas não conseguiram.
Dört adam 1997'de Premier Ministr'i kurmak için bir araya geldi.Quatro homens juntaram-se para formar "Primeiro ministro" em 1997.
Diğer tarafta, Sasaniler de istikrarlı bir hükümet kurmaya çabaladılar.Os sassânidas, por outro lado, lutaram para estabelecer um governo estável.
1981’in başlarında Fripp ve Bruford adı “Discipline” olan yeni bir grup kurmayı planlamaya başladılar.Em 1981, Fripp e Bruford começaram a considerar formar um novo grupo, que se chamaria Discipline.
Her iki ülke de yasal hükümdar aleyhinde komplo kurmakla suçlanan mültecileri değiştirmeyi kabul etti.Ambos os países concordaram na troca de refugiados acusados de conspiração contra o governante legal.
Holstinin'in heavy metal grubu kurma düşüncesini Granovsky heyecanla kabul etmişti.A ideia de Holstinin de criar uma banda de heavy metal foi aceita com bastante entusiasmo por Granovsky.
Ağustos 2016'da Gionee, Hindistan'da bir üretim tesisi kurma planlarını başlattı.Em agosto de 2016, Gionee Índia apresentou seus planos para construir uma fábrica na Índia.
2006 yılında, otomatik kurmalı yeni nesil mekanik düzenekler piyasaya sürülmüştür.Em 2006, foi lançada uma nova geração de movimentos mecânicos de corda automática.
Oyun dünyasını tasarlarken ekip, gerçekçilik ve hayal gücü arasında bir denge kurmayı umuyordu.Quando estava a desenhar o mundo, a equipa queria balancear a discrepância entre realismo e imaginação.
17. yüzyılda ülke İsveç İmparatorluğu'nu kurmak adına genişletildi.No século XVII o país expandiu seus territórios para formar o Império Sueco.
Yükleme ve Ethernet üzerinden internet bağlantısı kurma (İngilizce)Instalar e configurar conexão à Internet via ethernet (em inglês)
Virginia'da hükümet temsilcileri gıda ve tarım için daimi bir örgüt kurmaya söz vermişlerdir.Tais representantes se pactuaram em criar uma organização permanente para a alimentação e a agricultura.
Bu grubu Cilla Black şarkıları söylemek için kurmamıştım," demiştir.Eu não formei um grupo para cantar músicas de Cilla Black".
Caligula ve kız kardeşleri ensest ilişki kurmakla suçlanmışlardı.Calígula e suas irmãs eram acusados na época de manterem relações incestuosas.
Berlin’de kaldığı süreçte bir kazancı da “Niebuhr” ve “Eichhorn” ile dostluk kurmasıdır.Uma consequência importante de sua permanência em Berlim foi sua amizade com Niebuhr e Eichhorn.
Devlet, bir sınıfın bir başka sınıf üzerinde egemenlik kurma aygıtıdır.Para ele, o Estado é uma forma de dominação de classe.
Bu yüzden bir arkadaşından kürtaj yapabilecek bir doktorla temas kurmasını ister.Ela pede a uma amiga para entrar em contato com um médico que realiza abortos.
Rick, Tyreese ve Daryl Dawn ile iletişim kurmak için oradan ayrıldıklarında, Sasha Lamson ile sohbete başlar.Quando Rick, Tyreese e Daryl deixam de fazer contato com Dawn, Sasha fala com Lamson.
Fakat Simeon'un Bizans imparatorluk ailesi ile ilişki kurma arzusu olan hanedan evliliği mümkün olmadı.Porém, o casamento dinástico que Simão desejava estabelecer com a família imperial bizantina não ocorreu.
Bu göreli risk için hipotez testi kurmak veya güven aralığı oluşturmak için faydalıdır.Isto é útil, por exemplo, na construção de testes de hipóteses ou intervalos de confiança.
Genç Seneca ise Agrippina ile ilişki kurmak ve zimmetine para geçirmekle itham edildi.Pela sua vez, Sêneca foi acusado de manter relações com Agripinila e de malversação de fundos.
Konstantinopolis'e, Gubaz'ı Sasanilerle ilişki kurmakla suçlayan bir mesaj gönderdiler.Eles enviaram uma mensagem para Constantinopla acusando Gubazes de relações com os persas.
Zaheer'in yardımıyla Ruhlar Dünyası'na girer ve Raava ile tekrar bağlantı kurmayı başarır.Ele a ajuda a entrar no Mundo Espiritual e se reconectar com Raava.
Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışırlar.Lá ela pretende conseguir um emprego e iniciar vida nova.
883 yılında, Basileios, Leon'u komplo kurmakla suçlayıp, saraya hapsetmiş ve kör ettirmek istemiştir.Em 883, Basílio acusou Leão de conspirar contra sua vida e confinou o príncipe no palácio.
Yeni bir yaşamın düşü kurmaktadır.Isso sopra uma nova vida em você.
Siyonist akımın amaçlarından bir tanesi İsrail topraklarında bir üniversite kurmaktı.Um dos sonhos do movimento sionista é o do estabelecimento de uma universidade hebraica na terra de Israel.
Bir nükleer santral kurmak için zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç vardır.Estes requerem urânio enriquecido para operar.
Arcadius, kendisini imparattorluk üzerinde kendi yönetimini kurma iddiası için için motive edebilirdi.O próprio Arcádio pode ter se motivado a afirmar sua própria vontade sobre o seu regente.
Remington Model 700, 1962'den beri Remington Arms tarafından üretilen bir kurmalı silah serisidir.A Remington 870 é uma espingarda estadunidense, fabricada pela empresa Remington Arms.
Bazı telefon hizmetleri kullanıcıların internete uzaktan iletişim kurmalarını sağlar.Há alguns serviços telefônicos que permitem os usuários interagirem com a Internet remotamente.
Eylül 2012'de The Weeknd, Republic Records ile anlaştı ve kendi stüdyosu XO'yu kurma yoluna gitti.Em setembro de 2012, The Weeknd assinou com a Republic Records, em uma joint venture com seu próprio selo XO.
Ücretsiz ve kaliteli sağlık sistemi kurmak.Manter um ambiente de trabalho seguro e saudável.
Gece vakti takılmayı ve düşünceler kurmayı çok severim.Eu gosto enormemente de pintar no local à noite.
Pek çok locanın kendi tesislerini kurmaya gücü yetmezdi.Muitas famílias não podiam se dar ao luxo de o mesmo.
Bu nedenle, şehirde Yunan olanın yerine Latin İmparatorluğu kurmaya karar verdiler.Eles decidiram então criar um Império Latino no lugar do grego que havia tombado.
Sasha, Bob'u kamp kurmaya ikna etmeye çalışır ancak Bob buna razı olmaz.Sasha sugere que Bob descanse, mas ele é incapaz de fazê-lo.
Planck, aslında gerçek bir okul kurmadı.Porém, paradoxalmente, ele não criou uma escola direta.
Hükümet kurmak gereklidir.O governo julgou ser o momento de agir.
Hayal kurmayı çok sever ve genellikle farkında olmadan hayal dünyasına dalar.Ela gosta de escrever histórias e por isso ela tem uma imaginação sobre-ativo.
Sasha, Maggie'ye gece olmadan önce kamp kurmaları gerektiğini söyler.Sasha diz a Maggie que eles devem acampar no local, por terem água por perto.
Ayrıca tekelci yapı kurmakla itham edilmektedir.Ex.: Você também foi acusado de crime de corrupção.
12 Aralık 2016'da iktidar partisi tarafından bir kabineyi kurması için aday gösterildi.Em 16 de dezembro, ele estabeleceu um gabinete de 16 membros.
Aynı yıl Mustafa Kemal tarafından yeni bir ulusal banka kurmakla görevlendirildi.Nesse mesmo dia, o deputado Boehner sacou um fundo mútuo de capital.
Gerçeklik ile kurmaca nerede birbirinden ayrılır?É movimento separar as coisas reais?
Toplantı ve dernek kurma özgürlükleri sınırlıydı.A liberdade de associação e de religião também são limitadas.
Ayrıca, hiç kimse dernek kurmaya veya derneğe üyeliğe zorlanamaz.Ninguém pode ser obrigado a associar-se ou a permanecer numa associação.
Weimar Cumhuriyeti sırasında, Reichswehrministerium'da kurmay subay olarak görev yaptı.No período entre-guerras, na República de Weimar, tornou-se um oficial profissional no exército alemão.
Başka köpeklere üstünlük kurmak ister.Princípios básicos para a criação de cães.
"Felsefenin aklı, kurmacanın hayali"."Do Mito à Filosofia, O caso da Astronomia.