Ancak bu kurbanların ortak yönü vardı.Tyto oběti však nebyly nijak příbuzné.
Lokmacı da bu Cemde Kurbancıya yardım eder.Zdá se, že hrobník se této lásce snaží zabránit.
Baal'a inanıp tapanların insafsızca kurban edilmeleri.Kdož by uvěřil a pokřtěn byl, spasen bude.
Ne yazık ki Morley ne ilk ne de son kurbandı.Harriganovi je jasné, že tihle zde nebyli poprvé a rozhodně ne naposled.
Kurbanların tam sayısı da hiçbir zaman belirlenemedi.Skutečný počet obětí se nepodařilo nikdy zjistit.
Varlıklarını duyurdular ve tilki kurnazlığıyla ekinleri ateşe kurban ettiler.V čase těch o něm hlásili a s mazaností lišek v ohni obětovali obilí.
Et yemeyi veya kurban etmeyi dînî hukuka aykırı bulmaktadırlar.Ti pak ale tamní obyvatelstvo buď zotročili nebo pozabíjeli.
21 Nisan 1999'da NATO bombardımanı sırasında binanın üst kısımları yangına kurban gitmiştir.21. dubna 1999, při bombardování Jugoslávie leteckými silami NATO, došlo v horních patrech budovy k požáru.
Kurbanlar ise marjinal veya ortadan kaybolduğunu kimseye bildirmek zorunda olmayan kişilerdir.Zavraždit museli každého, kdo přišel na to, že nejsou blázni.
Kurbanı mümkün olduğu kadar hareketsiz tutun.Snaž se udržet řešení co nejjednodušší.
İşkence yaptığı ve öldürdüğü çocukları "Tanrı'ya verilen kurbanlar" olarak düşünüyordu.Placením desátku a obětí "ukazujeme, že Boha milujeme".
Genellikle kurban edilecek adak hayvanlarını altara götürürken görülürlerdi.Často se totiž při spatření medvěda dali na útěk.
2004 yılında Holokost kurbanları anısına bir anıt inşa edilmiştir.V roce 2004 byl v Bohumíně odhalen pomník obětem holocaustu.
1937 yılında, Stalinist baskı döneminde Kürtlerde Büyük Temizliğin kurbanı oldu.Stal se obětí Stalinovy Velké čistky roku 1937.
"Kazancı Bedih katalitik soba kurbanı".Pozor na jedovatý starček přímětník .
Kurbanları genelde çocuklar olur...Oběťmi jsou nejčastěji děti.
Redactum Skullus: Kurbanın kafasını küçülten büyüdür.Redactum Skullus Kouzlo zmenšující hlavu cíle.
Yangın sırasında kurbanların toplam sayısı tam olarak bilinmemektedir.Počet obětí požáru není přesně znám.
Bu kurbanın cesedi 6 Nisan'da bulundu.Jeho mrtvé tělo bylo nalezeno až 14. srpna.
Ancak Ackroyd cinayete kurban gidince tüm şüpheler ev halkının üzerinde toplanır.Když uvidí zavražděného Duncana, probudí celý dům.
Kurban, tüm işlerini GPS'i olan telefonundan hallettiği için katilin yeri bulunabilmektedir.Oběť nechala svůj mobil u vraha, aby mohl být vysledovaný pomocí GPS.
Kurbanlar genellikle 17 ve 27 yaşları arasındaki erkeklerdir.Dobrovolníci jsou většinou mladí lidé ve věku 18 a 27 let.
Bu komplolara kurban gitmeden tahtını kurtarmayı başardı.Most se jim podařilo před destrukcí zachránit.
Saldırıların kurbanları genelde çocuklar olup, sadece istisnai hallerde yetişkinlere saldırırlar.Vlci v Indii téměř neútočí na dospělé, většinou útočí pouze na děti.
Bu Holokost kurbanları için merkez anıt olduğunu.Památník obětem Holocaustu Jad Vašem.
David, temizlikçiyi kurbanların evine kadar izler.David se ukryje v bývalém domě své rodiny.
Gençler sırayla, korkunç şekilde cinayete kurban gitmektedir.Kromě toho rodinu pronásleduje skutečný zabiják.
Kendini kurban etme.Nebuď oběť! .
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.Podávání léků samotné postižení chlopní nevyléčí.
Anteoculatia: Kurbanın saçlarını boynuza dönüştüren büyü.Anteocula Kouzlo přeměňující vlasy cíle v parohy.
Ağustos 2000'de Umut Gökçek yerine Kurban'a gitarist olarak katıldı.V říjnu 1986 pak nastoupil jako vikář na dočasně uvolněné místo Štěpán Hájek.
Boğuzlaga (Bogızlığ): Kanlı kurban.Systematická botanika: Krvavec toten .
Kurbanlardan bir kadın, üzerine doğru gelen arabadan kaçmak için köprünün üzerinden Thames Nehri'ne atladı.Jedna z obětí, Andreea Cristeaová, po srážce s autem přepadla přes most do Temže.
Daha sonra kurbanı öldürdü.Později jej ubil k smrti.
Kurbanları sadece kadınlar değildi.Pachatelé nejsou oběti.
Terörün kurbanları sayısında farklılıklar vardır.Informace o počtu obětí se liší.
İkisi dışında bu imparatorların hepsi de ya cinayete kurban gitti ya da savaş alanında öldürüldü.Buď těmito dvěma pány rodina vymřela nebo živořila v chudobě.
Bazı durumlarda tecavüz suçlusu kurbanla evlendirilerek ceza düşürülür.V ostatních případech je oběť, která si stěžuje, stíhána pro trestný čin cizoložství.
İsterse nafile kurbanı keser, isterse Mekke ve Medine'deki kutsal yerleri gezer.Ve vzniklém zmatku SIR napadne Saúdské království – chce dobýt Rijád a obsadit svatá města Mekka a Medina.
İçi komple yangına kurban oldu.Zachraňovala životy pod palbou.
Ayrıca en sondan bir önceki kurbanı fiziksel olarak güçlü 16 yaşındaki bir kurbandı.Dodnes cítím výstřel toho uštvaného osmačtyřicetiletého člověka jako svou osobní tragédii.
Kendisine beyaz at kurban edilir.Na něm byl však zavražděn Lešek Bílý.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.K tomu patřily i loupeže majetku obětí.
23:21 Tüm sunularını Tapınak'ta kurban et Deut.12:10) I bude knížectví na rameni jeho.
Kurbanlar kesilip, orada toplanan yüzlerce kişiye, çeşitli ikramlarda bulunulur.Morții s-au numărat cu miile, iar cei rămași fără adăpost au fost într-un număr de circa două sute de mii.
İlk başta kendisini şartların bir kurbanı olarak görür ve sorunlarından ötürü başkalarını suçlar.La început, el se consideră o victimă a circumstanțelor și dă vina pe alții pentru problemele sale.
Kurbanların çoğunluğu, sonrasında okulun giriş koridorunda bulundu.Majoritatea victimelor au fost găsite la intrarea în holul școlii.
Hastalığın kurbanlarını yarım saatte öldürdüğü söylenmektedir.Se spune că ciuma ucidea într-o jumătate de oră.
Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.Deci împlinește rugăciunea pentru Domnul Tău și jertfește!
Dominic West - Frederick "Fred" Casely, Roxie'nin kurbanı.Dominic West - Frederick "Fred" Casely; iubitul lui Roxie, pe care aceasta l-a ucis.
Erkekler için genel olarak bir "kardeşin" kurban edilmesi daha uygun bir duygulanma kaynağıdır.Pentru bărbați în general, „ideea sacrificiului pentru un 'frate' este o sursă mai adecvată de emoție”.
İkinci Haçlı Seferi (1147) sırasında da, Fransa’daki Yahudiler sık sık katliamlara kurban gitmişlerdir.În timpul celei de-a Doua Cruciade (1147) evreii din Franța au fost supuși unor frecvente masacre.
Altar, Yunan tanrılarla dolduruldu ve Yahudilerin kurban kesmesi yasaklandı.Au fost construite altare pentru zeii greci și s-au sacrificat acolo animale interzise evreilor.
1888 - Karındeşen Jack ikinci kurbanı olan Annie Chapman'ı öldürdü.1888: La Londra este găsit corpul celei de-a doua victime a lui Jack Spintecătorul, Annie Chapman.
Balballar ve ölene kurban edilen hayvanlar, öbür dünyada hizmete tahsis edilmiş sayılıyordu.Oamenii și animalele sacrificate ca măgarii,, erau așteptați pentru a-l servi pe faraon în viața de apoi.
İnsan kurban etme.Eddie: Nu mă omorî, omule!
Kurban, kendisine saldıran kişiyi tanıyordu.El încearcă să-l găsească pe cel care l-a ucis.
Kendisine Zebihatullah yani Allah'ın kurbanı da denilir.Lupta lor pe calea lui Allah va fi răsplătită după moarte.
Kendisinin sürekli bir komploya kurban gittiğini savundu.Crede că este victima unei conspirații.
Kendisine keçi kurban edilir.Animalul consacrat ei este capra.