Kızlar, Nijerya'daki petrol savaşının kurbanlarındandırlar.PAP: „Wojna naftowa” w Nigerii.
"Bana kurban deyin"."Oczyść me imię").
Sadece kurban olunanın değil, kurban edenin de temizlenmesi gerekir.Nie ma innego Boga poza Tobą, Pomagającym w niebezpieczeństwie, Samoistnym.”
Hindistan başbakanı İndira Gandhi 31 Ekim 1984'te suikaste kurban gitti.Rankiem 31 października 1984 zginęła Indira Gandhi, ówczesna premier Indii.
Dinlerde Kadın, Yarı Kurban, Yarı Suç Ortağı.Połowę życia w więzieniu, połowę w pościgu za wrogiem.
Holokost (Yahudi Soykırımı) kurbanıdır.Żydów, ofiar Holokaustu.
Bir dileğin gerçekleşmesi için sunulan kurbana ise adak denir.Niemoc uzyskania tego, co się chce, jest cierpieniem.
Yetiştirilen hayvanlar Kurban Bayramı'nda satılmaktadır.Ostatnie zwierzęta zostały wybite na świąteczną kolację.
Kurban bu kez black metal camiası dışındaydı.Niebawem zespół został okrzyknięty black metalową supergrupą.
İlk vuruşunda kurbanının tüm canını götürür.Zaczynając od głowy, pochłaniają ofiarę w całości.
Apollodoros'a göre, Deukalion burada Zeus'a kurban keser.Zdaniem Eratostenesa Apollo zemścił się na Zeusie.
Bu kategorilerde toplam 2.9 milyon resmi kurban var.Rezerwy wojskowe wynoszą 2,9 mln osób.
O bir kez kurban oldu ve bir daha kurban olmayacağına dair kendine yemin etti".Przysięga samemu sobie, że nie będzie nigdy więcej zabijał.
Kendisinin sürekli bir komploya kurban gittiğini savundu.Nie wie, że sam padł ofiarą spisku...
Saldırgan AOL çalışanı gibi görünerek anlık bir iletiyi potansiyel bir kurbana gönderiyordu.Atakujący udawał członka zespołu AOL i wysyłał wiadomość do potencjalnej ofiary.
Adak kurban taşın üzerinde kesilirdi.Chrzcielnica była wykutym wewnątrz kamieniem.
Seri katil Dr. Harold Shipman kurbanları üzerinde Eroin kullanmıştır.Brał udział w głośnym śledztwie w sprawie morderstw popełnionych przez doktora Harolda Shipmana.
Ömer ayrıca burada kurban kesilmesinin yasakladı.Zabronił składania ofiar z ludzi.
Tanrı bu kurbanı kabul ederek, İsa'yı ölümden diriltmiştir.Z Twej śmierci, Jezu, dochodzim żywota.
Kurbanın cebinde bir avuç çavdar bulunur.Reszta listu musi być w kieszeni mordercy.
Efsaneye göre, Tantalus oğlu Pelops'u Tanrılara kurban etmiş ve etini onlara yedirmişti.Inni bogowie poznali straszną prawdę: Tantal podał im do zjedzenia ciało swego syna Pelopsa.
Ayrıca Kurban Bayramı'nda Karakucak güreşleri yaptırılır.Podczas święta odbywają się też walki byków.
Bu Holokost kurbanları için merkez anıt olduğunu.Obecnie mieści wystawę poświęconą pamięci ofiar Holokaustu.
"Hz.İsmail'i kurban ettirmemek".Zginąłby, gdyby nie poświęcenie Isaaca.
Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.Be därför till din Herre och förrätta offer!
Bu hayvanlar kurbanları hemen öldürmek ya da uzun bir süre işkence etmek amacıyla eğitilmişlerdir.De tränade djuren användes antingen för att döda offer omedelbart eller att tortera dessa under en längre tid.
Amerika Birleşik Devletlerinde katiller genellikle 18–50 yaş arası kurbanları seçmektedirler.I USA föredrar seriemördare offer i åldern 18-50 år.
Dördüncü kurban Keith Bennett'in bedeninin orada yakıldığından şüphe edildi.Kroppen av det fjärde offret, Keith Bennett, misstänks att också vara begravd där.
Habil ve ağabeyi Allah'a birer kurban sunmuşlardı.Gere, Gude (och) Ljuv efter sina bröder.»
Agamemnon kızını kurban etmeye yanaşmadı.Men Agamemnon vill inte offra sin dotter.
1 Tişri - (MÖ 1677) - İbrahim oğlu İshak'ı (İslam dinine göre İsmail'i) kurban etmeye götürdü.Enligt den är han son till Yaqub (Jakob), son till Ishaq (Isak), som i sin tur är son till Ibrahim (Abraham).
1888 - Karındeşen Jack, beşinci kurbanı olan Mary Jane Kelly'yi öldürdü.1888 – Jack uppskäraren mördar sitt sista kända offer, Mary Jane Kelly.
Kurban "Katil var!" diye bağırarak kendini yere atar.Plötsligt skriker han: "Mördare!"
Ne var ki, Antonius'un Cicero'ya karşı olan kini azalmamıştı ve Cicero da kurban edildi.Antonius hat mot Cicero var emellertid okuvligt, och Cicero föll offer vid händelsen.
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.Lungorna kan inte läka av sig själva.
16 Nisan - Otho, suikaste kurban gitti ve Vitellius İmparator olarak kabul edildi.16 april – Efter att ha blivit besegrad begår Otho självmord, varvid Vitellius blir romersk kejsare.
Baal uğruna küçük çocukların kurban edildiği bir tanrıdır.Jaj Mamán lille bror vad lever vi för.
Kurbanların tam sayısı da hiçbir zaman belirlenemedi.Ett flertal av hans offer har aldrig hittats.
Kurban rolünü de bu rol için eğitilmiş, İrlandalı-Amerikan bir muhasebeci üstlenmişti.Offret spelades av en revisor med irländskt påbrå, speciellt tränad och förberedd för rollen.
İlerleyen dakikalarda, kardiyovasküler çöküş meydana gelir ve kurban komaya girer.Under följande minuter sker en kardiovaskulär kollaps och offret faller i koma.
Hindistan başbakanı İndira Gandhi 31 Ekim 1984'te suikaste kurban gitti.Så mördades Indira Gandhi av sikhiska medlemmar av sin livvakt 31 oktober 1984.
Ayrıca, besili bir öküzün kesilmesi, kurban törenlerinin ana temasını oluşturuyordu.Slakt av gödda oxar var också en viktig del av offerritualer.
Kendisine kırmızı inek kurban edilir.Skänktes sedan till Röda Korset.
Arkeolojik kazılarda, kurban edilen çocukların 100'den fazla değerli süslemeyle gömüldükleri tespit edildi.I över hälften av gravarna har arkeologer hittat ben efter barn.
Buraları ziyaretle birlikte yağmur duasına çıkılınca üçüne birden kurban kesilir.Ändå ska de alla tre, när regnet kommer denna eftermiddag, ha ställts inför sig själva.
Tanrı bu kurbanı kabul ederek, İsa'yı ölümden diriltmiştir.Tack, JEsu, som mig har från dödsens död förloszat.
Kurban bu kez black metal camiası dışındaydı.Bandet befinner sig idag långt ifrån sitt black metal-ursprung.
Bu pop piyasasında biz kesin kurban oluruz dedik.Vid fabriken räknade man med att flygbåten skulle bli en stor försäljningsframgång till flygbolagen.
Alceste kocasının yaşaması için kendi hayatını kurban etmeye gönüllü olarak kabulüdür.Alceste är beredd att offra sig för sin gemål.
Varlıklarını duyurdular ve tilki kurnazlığıyla ekinleri ateşe kurban ettiler.De förebådade framtiden, och med rävens listighet offrade de skörd på elden.
Her ikisi de kısa bir süre sonra suikaste kurban gideceklerdi.Båda männen dödas kort därefter.
Ama şükranla kurban sunacağım sana, Adağımı yerine getireceğim.Vi utövar vårt helgonskap i hopp om att vi ska belönas med tillbedjan.
Kurbanın cebinde bir avuç çavdar bulunur.En offerkälla finns i socknen.
Ancak bu kurbanların ortak yönü vardı.Dörrarna var till och med gemensamma.
Bu olaydan ötürü denizciler RAB'den öyle korktular ki, O'na kurbanlar sundular, adaklar adadılar.De offrade åt alla och att Ares (Mars) var deras högste gud, åt vilken de offrade människor.
Türkiye'de her yıl çok sayıda hayvan Kurban Bayramı esnasında kesilmektedir.Årligen dör miljontals fåglar under flytten.
Bir dileğin gerçekleşmesi için sunulan kurbana ise adak denir.Att visa kärlek mot något kallas att älska.
Bu kez kurbanın Arbogast olup olmadığını düşünürüz.Denna gången mot Helsingborgs IF.
Daha sonra anlattıklarına göre kurbanlarını kelepçelenmeleri konusunda ayartıyordu.Detta skulle han senare använda sig av när han kidnappade sina offer.
Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder.Istället tänker han kidnappa en flicka till.