Ana içeriğe geç
Sözlük

kural ile cümle

kural kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Turnuva kuraları, 9 Aralık 2012 tarihinde Mısır'ın başkenti Kahire'de çekilmiştir.De loting voor het eindtoernooi vond plaats op 9 december 2012 in Cairo, Egypte.
Ancak müşteri, Geyşa Birliği'nin koymuş olduğu kurallara uymak zorundadır.Gerstengrund laat zijn bestuurstaken uitvoeren door de stad Geisa.
Ahlak kuralı tektir.Een morele regel overtreden.
Bu kurallar, çağdaş pasaportların şekillendirilmesine yönelik adımlardı.Deze bakfietsen zijn moderne uitvoeringen van traditionele modellen.
Ama NBA kuralları gereğince bir antrenör art arda All-Star maçında antrenörlük yapamaz.Vanwege de "Riley Rule" kan één coach niet twee jaar op rij coach zijn tijdens de All-Star wedstrijd.
Kendi kural ve kurulları vardır.Ze hebben een eigen primaat en bestuur.
Bu kuralların bazıları günümüzdeki modern karşılaşmalarda hala geçerlidir.Dit is in moderne vergaderingen nog steeds het geval.
Gruplar aşağıdaki çeşitli kurallara sahipti.: Grup 1 6 takımdan oluştu.Er werd gespeeld in zes regionale groepen die uit 16 teams bestonden.
Ama şimdi kurallar unutuldu.Deze regel is inmiddels losgelaten.
Bhikkuni'lerin uyması gereken kuralların sayısı daha da çoktur.Voor bhikkhuni's is er echter een striktere discipline.
Açıklamalara göre, kurallardaki değişiklikler ile oylama konusunda daha şeffaf olunması hedeflenmiştir.Een andere gedetineerde vroeg om iets vrolijkers om de stemming te wijzigen.
Bu konuda geleneksel kuralları hiçe saydı.Hij hield daarmee vast aan traditionele beginselen.
10. Kuralları kafanıza takmayın.Regel 3: Geloof niet wat je wordt verteld.
2.0 versiyonunda tam olarak olmasa da fizik kurallarına uygunluk söz konusudur.Een versie 2.0 van het virus bestaat en bevat regels.
Bu kurallara uyanları ise dürüst (İbranice: hasid) olarak adlandırır.Iemand die dat bereikt heeft, wordt een arahant (heilige) genoemd.
Dolayısıyla çoğunluk kuralı gereği kazanan bir adaydan söz edilemez.Daarom zal er geen meerderheid zijn voor een referendum.
Hükûmeti askeri kurallar ile yönetmeye başladı.De militairen bepaalden de rechtspleging.
(Sarrus kuralı).(De Standaard).
Açıksa, belirlediğimiz kurallara uygun mu?Dat wil zeggen: volgens de regels die in de wet zijn vastgelegd.
Go oyununun kuralları gereği, tahta üzerindeki bir konum tekrar edilemez.De basisregel van Steam houdt in het wachtwoord van een Steamaccount nooit verder te vertellen.
Tanrının da uymak zorunda olduğu bazı ahlak kuralları vardır.Er zijn echter wel religieuze voorschriften waaraan de vorst zich moet houden.
Ancak bu kurallar her sözlükte uygulanmayabilir.Iedere uitspraak wordt zelfs onmogelijk in zo'n wereld.
Makable şümul, bir hukuk kuralıdır.De stop-loss-regel geldt als een wettelijke verplichting.
Bu nedenle kuralları da değişkendir.Tevens moeten de wetten worden aangepast.
Bununla beraber, sonsuz kümelerin limit değerlerini kural haline getirme işlemlerini ihtiva ederler.Die wenst eens en voor altijd de grenzen van zijn bezittingen vastgesteld te zien.
Örnek vermek gerekirse; 1 Numaralı Kural: yasadan kaç ve sakın yakalanma.Opmerkelijk is ook het elfde gebod: gij zult niet gepakt worden.
Fakat dünya çapında kullanılan ortak kurallar bulunmaktadır.Er zijn wereldwijd een aantal veel gebruikte standaardsystemen.
Logokrasi, kuralların yönetim biçimidir.Pseudocratie is een bestuursvorm.
Normal takım maçlarında standart güreş kuralları uygulanır.Bij rolstoeltennis worden de spelregels van het normale tennis gebruikt.
2012'de yapılan bir kural değişikliği iptal edilmiştir.Een amendement waardoor zo'n bepaling nietig zou worden is in 2012 verworpen.
Bilgelik Sözü olarak tabir edilen kuralların, Tanrı tarafından Joseph Smith’e vahiyle bildirildiğine inanılır.De kennis van de ware profeet is identiek met de Wet van Mozes.
Carl Woese (1981), sınıflandırmasını filogenetik kurallara göre yapılmıştır.H. Schneider (1981), in chronologische volgorde geplaatst per categorie.
Birinci tur kuraları 2 Ekim günü çekildi.Ronde 2 werd dus zaterdag afgemaakt.
Belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulamak gereklidir.Precieze regels en stipte handhaving daarvan.
Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır.De positieve wetten zijn de wetten die door de soeverein tot stand zijn gebracht.
Bu kurala uymayan çoğu istisnai durum Hartree-Fock hesaplamaları ile tahmin edilebilir.Deze methoden worden dan losgelaten op de uitkomst van de Hartree-Fock berekeningen.
Kuralları biraz daha iyi anlayan çömez bir üst seviye olan Kabul Edilmişliğe yükseltilir.Ze worden afgebeeld vanuit een enigszins verhoogd standpunt.
Melissa Fumero: Dedektif Amy Santiago kurallara aşır bağlı örnek bir polistir.Melissa Fumero als rechercheur Amy Santiago.
Bu kuralın istisnası kanunun buna açıkça izin vermesidir.Gebleken is dat de Somalische wet dit toestaat.
Zehirli mantarları zehirsizlerden ayırmak için genel bir kural yoktur.Er zijn geen eenvoudige huismiddeltjes om giftige paddenstoelen te onderscheiden van niet-giftige soorten.
Kurallara sıkıca bağlı inananlar gün batımından sonra yemez, içmez veya seyahat etmez.Jaïnisten eten, drinken en reizen niet na zonsondergang.
Buna gerekçe olarak, Allah'ın bitkileri insanların hayrı için yarattığı kuralı ileri sürülür.God zal alle zondaren vernietigen waardoor alleen de rechtvaardigen eeuwig leven zullen ontvangen.
Kurallara uygun ekipmanları taşımayan sporcular diskalifiye edilir.Publicaties die niet aan de spelregels voldoen, worden verwijderd.
Eğer o zaman beraberlik kuralı konulmuş olsaydı sadece Fransa galip gelecekti.Als het dan tot een treffen kwam, zou de Franse overmacht de doorslag geven.
Kavram, ilk olarak 1890'da York Antwerp Kuralları ile mevzuat halini almıştır.De ILA slaagde er in 1890 nog wel in om de York-Antwerp Rules over averij-grosse aan te nemen.
TCP/IP modeli ve ilgili iletişim kuralları Internet Engineering Task Force (IETF) tarafından yapılmaktadır.De basisprotocollen, zoals TCP/IP, worden vastgesteld door de Internet Engineering Taskforce (IETF).
Her zaman bu kurallarla taşıyıcılığını yapar.Ze is altijd bezorgd om het naleven van de regels.
Anlaşma yaptığı kişi şeytandır ve oyunu kurallarına göre oynamayacaktır.De fat is de man die erbij wil horen, maar de regels van het spel niet helemaal begrijpt.
Goy (İbranice: גוי, kurallı çoğulu goyim גוים ya da גויים), ulus anlamına gelen İbranice bir kelimedir.Een goj (Hebreeuws: גוי, meervoud: גויים - gojim) betekent 'volk' in het Hebreeuws.
İsa’nın kendisi de bir süreliğine oruç tutmuştur; ancak keşişlikle ilgili genel bir kural çıkarmamıştır.Jezus Christus is ook priester, maar hij kwam niet voort uit een priestergeslacht.
İslami gelenekler ve kurallar burada günlük hayatı etkilemektedir.Het dagelijks leven wordt gedomineerd door de islamitische voorschriften.
Kuralları hiç çiğnemez.Deze stoppen door de regel niet.
Bazen bu kuralın dışına çıkıldığı da görülür.Soms zijn er regels die zulke praktijken verbieden.
Bu branşta her ülke kendi yarışma kurallarını belirlemektedir.Elk land stelt eigen regels op voor het bepalen van deze periode.
Ben diyorum ki, kuralları değiştirelim.Wijzigingen van de statuten.
Eğer kurallar bugünkü gibi olsaydı yarışmayı Fransa kazanacaktı.Als deze regel in 1991 had gegolden had Frankrijk gewonnen.
Ancak günümüze dek pek çok kural hafifletildi.Tot de dag van vandaag zijn veel regionale stijlen bewaard gebleven.
Hint felsefesi Hinduizmin kurallarının yazıldığı Veda'lara dayanır.Hindoeïstische filosofie is de Indische filosofie die zijn oorsprong vindt in de Veda's.
Bugün ise kuralları uygulayan hakem heyetleri oluşturulmuştur.Effectenrecht voorziet tegenwoordig in regels die dit verbieden.
Gemide acımasız kuralları vardır.Op het schip bevindt zich een dakruiter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kural ile cümle - Sayfa 43 - kural kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App