Tom çekmeceyi açtı ve bir kurşun kalem çıkardı.Tom opened the drawer and took out a pencil.
Üzgünüm, bir kurşun kalemim yok.Sorry, I don't have a pencil.
Kurşun, sembolü Pb olan kimyasal bir elementtir.Lead is a chemical element symbolised by Pb.
Tom kendi açtığı kurşun yarasının kurbanıydı.Tom was the victim of a self-inflicted gunshot wound.
Ön camda kurşun delikleri vardı.There were bullet holes in the windshield.
Bu pencereler kurşun geçirmez.These windows are bulletproof.
Bu piller kurşun içerir.These batteries contain lead.
Başkanın arabası kurşun geçirmez.The president's car is bulletproof.
Tom'un arabası kurşun delikleriyle delik deşik edildi.Tom's car was riddled with bullet holes.
Bu pencere kurşun geçirmez.This window is bulletproof.
Bu cam kurşun geçirmez.This window is bulletproof.
Tom çekmeceyi karıştırdı, bir kurşun kalem arıyordu.Tom rummaged through the drawer, looking for a pencil.
Birkaç kurşun kalemin var mı?Do you have some pencils?
O, erimiş kurşunu bir huniye döktü.She poured the molten lead into a funnel.
Kurşun duvarı deldi.The bullet penetrated the wall.
Kurşun güçlü bir nörotoksindir.Lead is a potent neurotoxin.
Bir kurşun kaleme ihtiyacım var. Senin kurşun kalemlerden birini ödünç alabilir miyim?I need a pencil. Can I borrow one of your pencils?
Bir kurşun kaleme ihtiyacım var. Seninkilerden birini ödünç alabilir miyim?I need a pencil. Can I borrow one of yours?
Kurşun tehlikelidir.Lead is dangerous.
Kurşun geri dönüşümsüz beyin hasarına neden olabilir.Lead can cause irreversible brain damage.
Küçük miktarlarda kurşun bile tehlikelidir.Even small amounts of lead are dangerous.
Zeke Choi'nin omurgası bir suikastçının kurşunuyla paramparça edildi.Zeke Choi's spine was shattered by an assassin's bullet.
Tom Udmurtçada bir başlayanlar kursuna katılacak.Tom will join a beginners course in Udmurt.
O bana bir kurşunkalem verdi.She gave me a pencil.
Lütfen bana kurşunkalem verebilir misin?Could you please give me the pencil?
Sanki bir kurşunla yaralanmış gibi düştü.He fell as if wounded by a bullet.
Onun elinde, kurşun altın oldu.In his hand, lead became gold.
Herkes hatalar yapar, bu sebeple onlar kurşun kalemlere silgiler koyarlar.Everybody makes mistakes. That's why they put erasers on pencils.
Simyagerler kurşun gibi baz metalleri altına dönüştürmeye çalıştı.Alchemists tried to turn base metals such as lead into gold.
Tom bir kurşunla yaralandı.Tom was wounded by a bullet.
Sadece birkaç kurşunum kaldı.I have just a few bullets left.
Golf kursundan çık.Get off the golf course.
Kurşun toksik bir metaldir.Lead is a toxic metal.
Ressamlar tarihsel olarak kurşun boya gibi zehirli maddelere maruz kalmışlardır.Artists historically have been exposed to toxic substances such as lead paint.
Beş kişi seken kurşunlar yoluyla yaralandı.Five men were injured by richocheting bullets.
Fadıl'ın göğsünde iki kurşun yarası vardı.Fadil had two gunshot wounds to the chest.
Kurşun kalemimi çakımla keskinleştirdim.I sharpened my pencil with my pocketknife.
Kurşun kalemimi keskinleştirdim.I sharpened my pencil.
Sami kurşunu Leyla'nın kolundan çıkardı.Sami cut the bullet out of Layla's arm.
Yeni bir defter ve birkaç kurşun kalem satın aldım.I bought a new notebook and a couple of pencils.
Neo, kurşunları atlatabilir.Neo can dodge bullets.
Leyla, Sami için kurşununun önüne atladı.Layla took a bullet for Sami.
Kurşun, Sami'yi sıyırdı.The bullet missed Sami.
Boya kurşunla doluydu.The paint was full of lead.
Annem bana birkaç kurşun kalem aldı.Mum bought me some colouring pencils.
Kurşun hangi sıcaklıkta erir?At what temperature does lead melt?
Kurşun yumuşak bir metaldir.Lead is a soft metal.
Kurşun ve demir bakırcıyı beslemelidir.Lead and iron must feed the coppersmith.
Ödünç alınmış altın geri talep ettikleri zaman kurşun haline gelir.Borrowed gold becomes lead when they demand it back.
Peynir sabah altın, öğleden gümüş, akşam kurşundur.Cheese is gold in the morning, silver at noon, and lead in the evening.
Onlar hâlâ kurşunu altına dönüştüremiyorlar.They still can not convert lead into gold.
Bir kilo tüy, bir kilo kurşundan hafif midir?Is a pound of feathers lighter than a pound of lead?
O akşamın kursunda dersi üç kez tekrarladım.In the course of that evening I revised the lesson three times.
Bir kurşun kalemim yoktu.I didn't have a pencil.
Tom'un üstünde kurşungeçirmez yelek yok.Tom isn't wearing a bulletproof vest.
Tom kurşungeçirmez yelek giymemiş.Tom isn't wearing a bulletproof vest.
Tom bir kurşun geçirmez yelek giyiyor.Tom is wearing a bulletproof vest.
Bunu kurşun kalemle yazabilir miyim?May I write it in pencil?
Bu bir kurşun kalem değil.That isn't a pencil.
Bu bir kurşunkalem mi?Is that a pencil?