Tüm polis arabaları kurşun geçirmez cam ile donatılmış.All the police cars were equipped with bulletproof glass.
Hiçbir yerde herhangi bir kurşun deliği görmüyorum.I don't see any bullet holes anywhere.
Hiç kurşun delikleri görmüyorum.I don't see any bullet holes.
Kurşun kalemimi alanın Tom olmadığını biliyorum.I know it wasn't Tom who took my pencil.
Bir kurşun kalem almak için çekmeceyi açtım.I opened the drawer to get a pencil.
Tom'un kurşun kalemini arakladım.I swiped Tom's pencil.
O uzun ve zorlu bir meslek kursundan geçti.She went through a long and arduous vocational course.
Tom çekmeceyi açtı ve bir kurşun kalemi kaptı.Tom yanked open the drawer and grabbed a pencil.
Kurşun kalemin yok, değil mi?You wouldn't have a pencil, would you?
Kurşun kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pencil?
Tom kurşun kalemi aşağı koydu.Tom put down his pencil.
Tom bir kurşun kalem aldı.Tom picked up a pencil.
Tom'un bile bir kurşun kalemi yok.Tom doesn't even have a pencil.
Kurşun geçirmez yeleğin nerede?Where's your bulletproof vest?
Bir İspanyolca kursuna yazıldım. Önümüzdeki hafta başlıyor.I joined a Spanish course. It starts next week.
Bana o kurşun kalemi uzatır mısın?Will you hand me that pencil?
Tom masanın arkasına oturdu ve bir kurşun kalem aldı.Tom sat down behind the desk and picked up a pencil.
O askerin kurşunlardan korkmadığı söyleniyor.It's said that that soldier fears no bullets.
Altın kurşundan daha pahalıdır.Gold is more expensive than lead.
Bir takviye kursuna ihtiyacın var.You need a refresher course.
Tom sadece güvenli olması için bir kurşun geçirmez yelek giydi.Tom put on a bullet-proof vest, just to be safe.
Tom ceketini çıkardı, kurşun geçirmez yelek giydi ve sonra ceketini geri giydi.Tom took off his jacket, put on a bullet-proof vest, and then put his jacket back on.
Kurşun onun göğsüne saplandı.The bullet lodged in his chest.
Bu kurşun kalem bana ait.This pencil belongs to me.
Tükenmez kalemimi kaybettim ve şu anda kurşun kalemle yazıyorum.I've lost my ball-point pen and am now writing with a pencil.
Birçok polis arabalarının kurşungeçirmez camları olmadığını duydum.I've heard that most police cars don't have bulletproof glass.
Sizden herhangi biri bir kurşun kaleme sahip mi?Do any of you have a pencil?
Bu bir kurşun kalem ve o bir dolma kalem.This is a pencil and that is a pen.
Tom, kurşun geçirmez yeleğini çıkardı.Tom took off his bullet-proof vest.
Tom bu kurşun geçirmez yeleği giymem için ısrar etti.Tom insisted I put on this bulletproof vest.
Yerde kalın yoksa bir serseri kurşunla vurulabilirsiniz.Stay down or you might get hit by a stray bullet.
Sınavı yazmak için bir kurşunkalem kullanmayın.Don't use a pencil to write the exam.
Jane bir Fransızca kursuna yazıldı.Jane signed up for the French course.
Jacques, matematik kursuna kaydoldu.Jacques signed up for the Maths course.
Bizim bir kurşunumuz var.We've got a lead.
Nicolas Flamel kurşunu altına dönüştürmeyi hayal etti.Nicolas Flamel dreamed of turning lead into gold.
Simyacılar kurşunu altına dönüştürmek istediler.The alchemists wanted to turn lead into gold.
Bana bir kurşun kalem ödünç ver.Lend me a pencil.
Tom'un kurşun kalemi yoktu.Tom didn't have a pencil.
"Bu yarıyıl tatilinde hangi dilin kursunu alacaksın?" "Arapça 5. seviye.""Which language class are you taking this semester?" "Arabic Level 5."
Kurşun kalemler düzine halinde satılıyor.The pencils are sold in dozens.
Kurşun zehirlenmesi dünya genelinde milyonlarca çocuğun sağlığını tehlikeye atar.Lead poisoning endangers the health of millions of children around the world.
Çocuklar kurşun zehirlenmesi için daha fazla risk altındadır.Children are more at risk for lead poisoning.
Kurşun yaygın bir çevre kirleticidir.Lead is a common environmental pollutant.
O bir kurşun deliği mi?Is that a bullet hole?
Halk olta iğnesi, olta ve olta kurşunu aldı, değil mi?The public bought it hook, line and sinker, didn't they?
Tom bir kurşun kalem çıkardı.Tom pulled out a pencil.
Tom'un yanında bir kurşun kalemi yok.Tom never has a pencil with him.
Sözleşmeyi kurşun kalemle imzalama.Don't sign the contract in pencil.
Kaybettiğim kurşun kalemi buldum.I found the pencil I lost.
Bu kovanın içinde bir kurşun deliği var.This bucket has a bullet hole in it.
Vampir bir gümüş kurşunla vuruldu.The vampire was shot with a silver bullet.
Tom son kurşunu kendisi için sakladı.Tom saved the last bullet for himself.
Tom boyundaki bir kurşunla yaralandı.Tom was wounded by a bullet in the neck.
Tom kurşun geçirmez bir yelek giymişti.Tom was wearing a bulletproof vest.
Dan, kurşun yarasından öldü.Dan died of his gunshot wound.
O benim hiç başıma gelmedi, şeytan kulağına kurşun.That has never happened to me, touch wood.
Ben kurşun kalemimi unuttum.I forgot my pencil.
Tom kurşun kalemini uzun uzadıya düşündü.Tom chewed on his pencil.
Ben bir mavi, bir kırmızı ve bir siyah kurşunkalem istiyorum.I want a blue, a red and a black pencil.