Tom kumar oynamayı sevdi.Tom liked to gamble.
Çocuklar kumu kazıyorlar.The kids dig in the sand.
Tom golf arabasını bir kum kapanına sürdü.Tom drove his golf cart into a sand trap.
O kumaş pamuktan yapılır.That cloth is made from cotton.
Kumda bir kale inşa edelim.Let's build a castle in the sand.
Bir kumdan kale inşa edelim.Let's build a sandcastle.
Kum o kadar sıcaktı ki ayaklarımı yaktı.The sand was so hot that it burned our feet.
Mary bacaklarından kumu sildi.Mary wiped the sand from her legs.
Tom bir sopayla kumda bir daire çizdi.Tom drew a circle in the sand with a stick.
Tom bacaklarından kumu temizledi.Tom wiped the sand from his legs.
Bu kumar değil.It's not gambling.
Tom bir kumarhanede krupiye olarak çalışıyor.Tom works as a croupier in a casino.
Tom, Monte Carlo'daki bir kumarhanede krupiye olarak çalışıyor.Tom works as a croupier in a casino in Monte Carlo.
Bu tropik adanın palmiye ağaçları ile kaplı güzel beyaz kumlu plajları var.This tropical island has beautiful white sand beaches lined with palm trees.
Tom ve Mary sahilde bir kum kalesi inşa ettiler.Tom and Mary built a sand castle on the beach.
Gelgit, kum kaleyi yok etti.The tide destroyed the sand castle.
Tom kumun üzerinde bir çukur kazdı.Tom dug a hole in the sand.
Başını devekuşu gibi kuma gömüyorsun.You have your head in the sand.
Bombalar uzaktan kumandayla patlatıldı.The bombs were detonated by remote control.
Evde kum havuzumuz var.We've got a sandbox at home.
Kumar bir lanettir.Gambling is a curse.
Tom bir kumarbazdı.Tom was a gambler.
Tom kumda bir kale inşa etti.Tom built a castle in the sand.
Kumarhane girişinin yakınında hamile bir kedi gördük.We saw a pregnant cat near the casino entrance.
Tom tasarruf kumarını kaybetti.Tom lost his savings gambling.
Tom ve Mary ay ışığında kumsalda yürüdüler.Tom and Mary walked on the beach in the moonlight.
Büyükanne uzaktan kumandanın nasıl kullanılacağını öğrendi ama ertesi gün unuttu.Grandma figured out how to operate the remote control, but forgot the next day.
Yatağa kum getirme.Don't bring sand into the bed.
Tom kumda bir daire çizdi.Tom drew a circle in the sand.
Mary kumda büyük bir daire çizdi.Mary drew a large circle in the sand.
Sen benim kumumsun; Ben senin dalganım; Ter bizim denizimizdir.You are my sand; I am your wave; sweat is our sea.
Tom bir kum kale yaptı.Tom made a sand castle.
Tom'un kum kalesi gelgit tarafından yok edildi.Tom's sand castle was destroyed by the tide.
Tom kumar oynamayı sever.Tom likes to gamble.
Sami ölümcül bir kumar oynadı.Sami took a deadly gamble.
Tom'un gerçekten sevdiği şey kumar oynamaktı.What Tom really loved was gambling.
Çocuklar kumda oynuyorlar.The children are playing in the sand.
Ve o, kuma ne çizdi?And what did she draw in the sand?
Denizden kum tepelerinin üzerinde canlı bir rüzgar patladı.A crisp wind blew up over the sand dunes from the sea.
Polonya'nın bütün Baltık kıyıları kumsallardan oluşur.The whole Baltic coast of Poland is made up of sandy beaches.
Sami doğuştan kumarbazdı.Sami was a born gambler.
Sami ailesinin tüm servetini kumarda kaybetti.Sami gambled away all of his family's fortune.
Leyla, Sami'nin kumarından bıkmıştı.Layla was fed up of Sami's gambling.
Kumaşı kendi gözlerinizle görmeniz gerekirdi.You should have seen the fabric with your own eyes.
Sel suları kumdan kaleyi yıktı.The flood tide destroyed the sandcastle.
Tom kumar oynamayı severdi.Tom said he hasn't decided what he'll do.
Neden bazı insanlar kumar oynamayı severler?Why do some people like to gamble?
Tom kumar oynamaz.Tom doesn't gamble.
Tom Mary'nin yüzüne kum attı.Tom kicked sand in Mary's face.
Tom bir kumarbaz değildir.Tom isn't a gambler.
Sami kumarı çok seviyordu.Sami loved gambling.
Tom bütün hayatı boyunca bir kumarbazdı.Tom has been a gambler all his life.
Kovada ne kadar kum var?How much sand is in the bucket?
Onlar kum tepelerinin üzerinde çıplak ayakla yürüdüler.They walked barefoot over the sand dunes.
Tom kumdaki ayak izlerine baktı.Tom looked at his footprints in the sand.
Kumsala gitmek istemiyorum.I don't want to go to the beach.
Kumar oynamam, içki ya da sigara içmem.I don't gamble, drink or smoke.
Tom artık kumar oynamıyor.Tom doesn't gamble anymore.
Tom atlar üzerine kumar oynamaktan hoşlanır.Tom likes to gamble on horses.
Sami başını kuma gömdü.Sami buried his head in the sand.