Bu kulaklıklar ile bir şey duyamıyorum.With these headphones, I can't hear anything.
Senin kulaklıklarını ödünç alabilir miyim?May I borrow your headphones?
Senin kulaklığını ödünç alabilir miyim?Can I borrow your headphones?
Tilkinin uzun bir kuyruğu ve sivri kulakları vardır.The fox has a long tail and pointed ears.
Tilkilerin uzun kuyrukları ve sivri kulakları vardır.Foxes have long tails and pointed ears.
Bebeğine göz kulak oluyorum.I'm watching out for your baby.
Apple'ın yeni iPhone'unun kulaklık jakı yok.Apple's new iPhone doesn't have a headphone jack.
Arkadaşım Tom'a göz kulak ol.Look out for my friend Tom.
Mary kulaklarını deldirdi.Mary got her ears pierced.
Tom'a göz kulak olmalısın.You should watch out for Tom.
Biz ona göz kulak oluyoruz.We're keeping an eye on that.
Biz onlara göz kulak oluyoruz.We're keeping an eye on them.
Konuşmanıza istemeden kulak misafiri oldum.I couldn't help overhear your conversation.
Kim işlere göz kulak olacak?Who will keep an eye on things?
Kulakları var.He has ears.
Hükümet kulak vermiyor.The government hasn't been listening.
Gürültü kulakları sağır edici hale geliyor.The noise is becoming deafening.
Ona göz kulak oluruz.We'll keep a watch on that.
Kulaklarını deldirmen incitiyor mu?Does it hurt to get your ears pierced?
Kimse ona hiç kulak vermiyordu.Nobody was paying any attention to him.
Kulak enfeksiyonu geçmişiniz var mı?Do you have a history of ear infections?
Fadıl her iki tarafın da telefon görüşmesine kulak misafiri oldu.Fadil overheard both sides of the phone conversation.
Her zaman kulak enfeksiyonu kapıyorum.I get ear infections all the time.
Benim büyük kulaklarım var.I have big ears.
Tom ve Mary'nin John hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri oldum.I overheard Tom and Mary talking about John.
Kulaklarının arkasını yıkamayı unutma.Don't forget to wash behind your ears.
Tom annesine göz kulak olmak zorunda.Tom has to look after his mother.
Piyanoyu kulaktan duyma çalar.She plays piano by ear.
Onun sesi kulaklarıma müzik gibi geliyor.Your voice is like music to my ears.
Bir süre benim için bu çantaya göz kulak olur musun?Could you keep an eye on this bag for me for a little while?
Sanal gerçeklik kulaklığı kullanmayı hiç denedin mi?Have you ever tried using a virtual reality headset?
Sanal gerçeklik kulaklığının fiyatı ne kadardır?How much is that virtual reality headset?
O VR kulaklık seti ne kadardır?How much is that VR headset?
Leyla, Sami'den Leyla'nın çocuklarına göz kulak olmasını istedi.Layla asked Sami to look after her children.
Tom, Mary'den çocuklarına göz kulak olmasını istedi.Tom asked Mary to look after his children.
Sami'nin Leyla'yla olan ilişkisi karısının kulaklarına ulaştı.Sami's affair with Layla reached his wife's ears.
Tavşanın uzun kulakları var.The rabbit has long ears.
Bu devede bir kulak.It's a drop in the ocean.
İnsanlar kulaklarına gözlerinden daha az güveniyorlar.Men trust their ears less than their eyes.
Tom kimseye kulak asmaz.Tom won't listen to anyone.
Tom'un kulak asmayacağını biliyordum.I knew Tom wasn't going to listen.
Tom buna göz kulak oluyor.Tom is keeping an eye on it.
Tom Mary'ye göz kulak oldu.Tom kept an eye on Mary.
Annesi hastanedeyken Tom'a göz kulak olan kişi benim.I'm the one who took care of Tom when his mother was in the hospital.
Tom'un birçok burun ve kulak tüyü vardır.Tom has a lot of nose and ear hairs.
Restoranlarda komplo teorilerine kulak misafiri olmaktan hoşlanıyorum.I like overhearing conspiracy theories at restaurants.
Kulaklıkları bana ver.Give me the headphones.
Kulaklarım donmuş.My ears are frozen.
Köpek kulak enfeksiyonlarından muzdarip.The dog is suffering from ear infections.
Ben seni anlamıyorum Bir kulak ağrım var.I don't understand you. I have an earache.
Kulaklarım üşüyor.My ears are cold.
Tom'a göz kulak oldum.I kept an eye on Tom.
Tom'un kulakları pek duymuyor galiba.Tom is pretty deaf, I think.
Tom'un kulakları pek iyi işitmiyor.Tom doesn't hear very well.
Tom'un kulakları çok iyi duymuyor.Tom doesn't hear very well.
Eşyalarıma bir dakika göz kulak olabilir misin?Can you watch my stuff for a minute?
Tom'un tavsiyesine kulak vermeliydik.We should've taken Tom's advice.
Tom gürültü önleyici kulaklıklara sahip.Tom has noise-cancelling headphones.
Tom'un gürültü önleyici kulaklıkları var.Tom has noise-cancelling headphones.
Çocuklara göz kulak olabilir misin?Could you keep an eye on the kids?