Bebeğe göz kulak oldu.He took care of the baby.
Tom televizyona kulak vermiyor.Tom's not paying attention to the TV.
Tom'un ağzı kulaklarına varıyor.Tom is grinning from ear to ear.
Büyükbabana göz kulak ol.Take care of your grandfather.
Kulak misafiri olabilir miyiz?Can we be overheard?
Kulaklarını oynatabilir misin?Can you wiggle your ears?
Konuştuklarımıza kulak misafiri olabilecek birini düşünüyor musun?Do you think anyone will be able to overhear what we're talking about?
Kulaklarım donuyor.My ears are freezing.
Tom Mary'nin dediğine kulak misafiri olmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help overhearing what Mary said.
Kulaklığını çıkar.Take your headphones off.
Tom yeni bir kulaklık seti satın aldı.Tom bought a new set of headphones.
Tom ellerini kulaklarının üzerine koydu.Tom put his hands over his ears.
Kulaklarım hâlâ çınlıyor.My ears are still ringing.
Tom'un komşusu o uzaktayken onun için Tom'un evine göz kulak olacağını söyledi.Tom's neighbour said he would keep an eye on Tom's place for him while he was away.
Tom, Mary'nin sevgilisiyle yaptığı konuşmaya kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary's conversation with her lover.
Onlara göz kulak olalım.Let's keep an eye on them.
Ona göz kulak olalım.Let's keep an eye on him.
Sana göz kulak olacağım.I'll keep an eye on you.
Onlara göz kulak olacağım.I'll keep an eye on them.
Ona göz kulak olacağım.I'll keep an eye on him.
Her zaman onlara göz kulak olurum.I always keep an eye on them.
Her zaman ona öz kulak olurum.I always keep an eye on him.
Ona her zaman göz kulak olurum.I always keep an eye on her.
Onlara göz kulak olur musun?Could you keep an eye on them?
Ona göz kulak olabilir misin?Could you keep an eye on him?
Onlara göz kulak olabilir misin?Can you keep an eye on them?
Onlara göz kulak olurdum.I would've taken care of them.
Onlardan benim eşyalarıma göz kulak olmasını istedim.I asked them to watch my things.
Burada kal ve onlara göz kulak ol.Stay here and look after them.
Burada kal ve ona göz kulak ol.Stay here and look after him.
Dan Linda'nın sevgilisi ile konuşmasına kulak misafiri oldu.Dan overheard Linda's conversation with her lover.
Tom'un bir kulak enfeksiyonu var.Tom has an ear infection.
Tom, tavsiyeleri sağır kulaklara düştüğünde hayal kırıklığına uğradı.Tom became frustrated when his suggestions fell on deaf ears.
Onun kulak memeleri büyük ve etliydi.His earlobes were large and fleshy.
Dan her zaman bana göz kulak olacak.Dan will always be watching over me.
Dan'in boğazı neredeyse kulaktan kulağa kesildi.Dan's throat was cut almost from ear to ear.
Tom'a göz kulak ol, tamam mı?Keep an eye on Tom, will you?
Beş dakika için valizime göz kulak olabilir misin?Could you keep an eye on my suitcase for a few minutes?
Kulaklarındaki devamlı tiz çınlama Tom'u çılgına çeviriyor.The constant, high-pitched ringing in Tom's ears is driving him crazy.
Onun yelken gibi kulakları var.She has sail-like ears.
Pamuklu çubuklar kullanarak kulaklarımı temizlerim.I clean my ears using cotton swabs.
Ben bir pamuklu çubukla kulak zarımı patlattım.I punctured my eardrum with a cotton bud.
Neden tavşanların uzun kulakları vardır?Why do rabbits have big ears?
Tavşanların neden büyük kulakları vardır?Why do rabbits have big ears?
Neden tavşanların kulakları büyüktür?Why are rabbits' ears big?
Tavsiyeme kulak ver ve Ubatuba'ya git.Take my advice and go to Ubatuba.
Bir milyon dolar için gözlerinizden vazgeçer miydiniz? Kulaklarınıza ne dersiniz?Would you give up your eyes for a million dollars? What about your ears?
Tom duyarsız kulaklı.Tom is tone deaf.
Geceleyin artık müzik dinleyemiyorum çünkü kulaklığım bozuldu.I can't listen to music at night anymore because my headphones broke.
Sana kulak misafiri olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help overhearing you.
O, tek kulakta yarım sağır.He's half deaf in one ear.
Fillerin iki büyük kulakları olduğunu ama hala seni anlayamadıklarını biliyor musun?Do you know that elephants have two enormous ears, but they still can't understand you?
Üzengi örs ve iç kulak arasında, orta kulakta bir kemiktir.The stirrup is a bone in the middle ear, between the anvil and the inner ear.
Bu kulaklıklar hem şık hem de konforlu.These headphones are both stylish and comfortable.
Biri kulaklarıyla duyar.One hears with one's ears.
Tom'un büyük kulakları var.Tom has big ears.
Prens Charles'ın büyük kulakları var.Prince Charles has big ears.
Ona para verdim, bu yüzde bana kulaklık satın alabildi.I gave her money, so she could buy me earphones.
Ben ona göz kulak olacağım.I'll keep an eye on it.
Ben kulaklık kullanıyorken bir şey duyamıyorum.When I'm using headphones I can't hear anything.