Kalpleri bir kulakçık ve karıncık olmak üzere iki gözlüdür.頭兩側有兩條深色斜紋,由眼睛伸展至上唇。
Kulak makarnası (Kulak makarnası içine et konularak katlanmış yufkanın haşlanmasıyla yapılır.)金屬樂的高音量是用來將聽眾捲入其中,並且注入一劑強心針」。
M. leucurus'un yüz çizgileri gözün gerisinde daralır ve kulakların ötesine kadar uzanır.米格魯的耳朵規定不能長過鼻頭,且耳朵下緣是圓且寬。
Kulakları temiz olmalı, kötü kokmamalıdır.好惡發於至誠,絕無掩飾顧忌。
Hollanda lop tavşanı, düşük kulaklı evcil tavşan türüdür.荷蘭垂耳兔則是美國最小的垂耳兔品種。
Ama diğerlerinin aksine çok uzun kulakları vardır.他們都有尖尖的耳朵。
Bu arada dörtlü ise ne yapacaklarını düşünürken bir anda garip bir olaya kulak misafiri olurlar.因此,每當我們聽到外國人說我們的語言時,總會有一種怪怪的感覺。
Tanrı onu bağışlamış ve Midas kulaklarını geri almış.众神惩罚那耳喀索斯,让他爱上了自己的倒影。
Yapraklar basit, almaşık, kulakçık yoktur.性格十分直爽,没有架子。
Osmanlılar ültimatoma kulak asmadı.孤意犹谓未耳。
Artık kulaklarını gizlemez, törenlerde halka sergiler.从此不再为百官设宴,只宴请將領們。
Kulaklıyı herkes aynı kabdan yer.含生负气皆从同。
Kulakları diğer atlardan uzun ve hafif orak şeklindedir.牠們的耳朵比其他的兔或野兔明顯的短小。
Fakat Velid'in bu uyarılara hiç kulak asmadığı belirtilir.明白声讨,还怕他们听不到呢。
Kulakçık bulunmaz.無人簡易站。
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.너는 ‘이스라엘을 거슬러 예언하지 말고 이사악의 집안을 거슬러 설교하지 마라.’
Çünkü “Er Kulaktu”/“Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.순무사가 이를 듣고 조정에 포계(褒啓)하니 벽단첨절제사(碧團僉節制使)를 제수하였다.
Dolichotis, Antik Yunan'da uzun kulaklı (dolichoː ‘uzun’ + ōtː ‘kulak’) anlamına gelir.학명 "돌리코티스"(Dolichotis)는 고대 그리스어로 "긴귀"(from dolicho- ‘long’ + ōt- ‘ear’)를 의미한다.
Diğerleri tahminlere veya kulaktan dolma bilgilere dayanır.소연경(所緣境)은 인식대상(認識對象) 또는 인식범위(認識範圍) 의 다른 말이다.
Valve ve HTC kulaklığın seçilen geliştiriciler için ücretsiz olacağını açıkladı.밸브와 HTC는 그 이후로 헤드셋이 선별된 개발자들에게는 무료일 것이라 발표하였다.
Küçük kulaklarına rağmen iyi işitir.귀가 크고 듣기를 잘 했다고도 한다.
Ortak Lisan’da Kulak Tepesi veya İşitme Tepesi olarak geçer.번뇌성의 이 8가지 마음작용을 대수번뇌(中隨煩惱) 또는 대수혹(中隨惑)이라 한다.
İlk nesil kulaklıklar, orijinal iPod'la birlikte 23 Ekim 2001'de paketlendi.1세대 이어버드는 2001년 10월 23일 오리지널 아이팟에 포장되었다.
Ama onlar da adaletin ve kan bağımızın feryatlarına kulaklarını tıkadılar.그러나 이들 또한 정의와 혈연의 소리에 귀를 기울이지 않았다.
Çünkü kulak, göz ve kalpten her biri bundan sorumludur.하느님께서 보신 모든 것, 그가 들으신 모든 것, 그리고 그가 유념하신 모든 것을.
(Ancak gözleri hala görmektedir, kulakları da duymaktadır.)우리의 눈은 원불견(遠不見), 근불견(近不見).
Osmanlılar ültimatoma kulak asmadı.물론 조조는 귓등으로도 듣지 않았다.
Uzun, oval kulakları birbirlerine yakındırlar.귀는 높고 서로가 좀 더 가깝다.
Kulakepçeleri büyüktür.귀가 아주 크다.
Kulakları düşüktür ve yanaklara kadar uzanır.귀가 쫑긋 서 있고 꼬리는 위로 말려 있다.
Sevdiklerin önerilerine kulak kabartmayı sever.게스트는 맘에 드는 질문을 선택해 답한다.
Mitral kapak: Sol karıncık ve sol kulakçık arasında bulunur.이첨판(bicuspid): 좌심방과 좌심실 사이에 있다.
Kulak püskülleri bulunmaz.귀 피부에 색소가 없다.
Kulak makarnası (Kulak makarnası içine et konularak katlanmış yufkanın haşlanmasıyla yapılır.)탁구에게 옥떨메(옥상에서 떨어진 메주)란 소리를 들으며 후일 거성가 맏 며느리가 된다.
Daha büyük kulak yüzeyi daha çok ısının çıkabilmesine olanak verir.이러한 큰 귀는 열이 식는 것을 도와 준다.
Kulak İçi kulaklıklar (İng.(예) 개가 귀를 기울인다.
Yapraklar basit, derimsi, kulakçıksız, almaşık (nadiren karşılıklı).그들이 다루는 소재는 통속적이고 비속하고 시사적(時事的)이고 유행적인 것들이다.
Kulakları tırmalayan havlama gibi sesi vardır.귀나 코를 대신해서 소리나 냄새를 느낀다.
Bu ismin Araplar'daki ortak kullanımı iki türün de uzun kulaklara sahip olmasından kaynaklanır.현대에서 사용되는 아랍어로는 다음 두 종류가 있다.
Ama diğerlerinin aksine çok uzun kulakları vardır.특이하게 긴 귀를 갖고 있다.
Kafaları iri ve ağır, kulakları geniş, ucu püsküllü olan kuyrukları ince ve oldukça kısadır.털이 이중으로 나는데, 겉털은 길고 거칠며 약간 곱슬기가 있으며 속털은 부드럽고 두껍다.
Kulakları; gözleri kadardır.눈을 뜬 채로 잔다(다른 멤버의 증언).
Fakat Yezid sonunda etrafındakilere dayanıp bu nasihatlere kulak asmadı.이후 사간원에서 그의 적합하지 못함을 들어 반대하였으나 명종이 듣지 않았다.
Filler kafalarını kaldırarak ve kulaklarını yanlara açarak daha tehditkâr görünmeye çalışırlar.코끼리는 몸을 실룩거리고 귀를 바짝 세워 적을 위협한다.
İlk nesil kulaklıklar, orijinal iPod'la birlikte 23 Ekim 2001'de paketlendi.הדור הראשון של האוזניות הגיע עם הדור הראשון של ה-iPod Classic, ב-23 באוקטובר 2001.
Ama diğerlerinin aksine çok uzun kulakları vardır.עם זאת יש להם אוזניים ארוכות.
Vipo, sıradışı büyük kulaklarını kullanarak uçmasını öğrenen bir köpektir.דמבו הוא פיל בעל אוזניים ענקיות המסוגל להשתמש בהן לתעופה.
Oyunlara katılabilmek için, kulaklarında en azından 55 dBlik bir duyma kaybına sahip olmaları gerekmektedir.כדי להשתתף במשחקים, לספורטאים המתחרים צריך להיות אובדן שמיעה של לפחות 55 דציבלים, באוזן ה"טובה" שלהם.
Kulaklarının şekli türlere göre değişkenlik gösterir.זאת מפני צורה מיוחדת של אוזניו.
Kulakçıklar dikkati çekecek şekilde büyüktür.הדוד חייב להיות גבוה מהקולט.
Ateş, kulak ağrısıyla başlar.העיניים נפתחות בתגובה לכאב.
Kulakları kesilmişti.האוזניים קצרות.
Kulakları daha büyük ve kuyruğu daha uzundur.האוזניים והזנב גדולים יותר.
Kısa dilcikler 0,5 mm uzunlukta ince ve kulakçıklar zarımsı yapıdadır.ישנן מסוריות בעובי 0.4 מילימטר לחיתוכים מורכבים ועדינים במיוחד.
Balinaların kulakları da gözleri gibi küçüktür.ראובן: לא, משום שבעיני הלווייתנים הן קטנות.
Gazetecilik kulaktan dolma bilgilerle yapılmaz.להודעת העיתונות לא מצורף מאזן.
Küçük kulaklarına rağmen iyi işitir.אוזניו קטנות אך חוש השמיעה שלו מפותח מאוד.
Wonka kulaklarına inanamaz.סאלונן התקשה להאמין למשמע אוזניו.
Kulak püskülleri bulunmaz.אין לחלזונות חוש שמיעה.
Kulakların bir kısmı da çalışma kamplarına (gulag) gönderildi.חלקם נשלחו למחנות עבודה מחוץ לגטו.