Kulak İltihabıBeluister het motet
Bacakları ve kulakları bayağı uzundur.De oren en poten zijn vrij groot.
Kulakların bir kısmı da çalışma kamplarına (gulag) gönderildi.Veel van de genen zijn georganiseerd in clusters (operons).
Kulak düşüklüğü istenmeyen bir durumdur.Oren die afhangen zijn ongewenst.
Kulakları iridir.Er wel oren naar hebben.
Kulak kepçeleri yoktur.Er zijn geen leestekens.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.Hij had over de misbruiken en twisten onder hen gehoord.
Purim'de "Haman'ın kulakları" denen üçgen şeklinde hamur tatlıları ikram edilir.Daarbij worden symbolisch de oren van Haman gegeten.
Eğer boynuzları olursa da asla kulakların uzunluğunu aşmaz.Indien platgelegd komen de oren niet verder dan de neus.
Wonka kulaklarına inanamaz.De zanger gelooft zijn oren niet.
Daha iri ve yuvarlak olan kulakları ile biraz katıra benzer.Daardoor lijkt hij op de koningsstern die echter groter is en een iets dikkere snavel heeft.
Köleler bamya tohumlarını kulaklarının arkasında saklayarak Afrika ve Asya'ya getirip ekmişlerdir.Vogels zouden de zaden vervolgens verder in Afrika en Azië hebben verspreid.
Babası Yoşiyahu'nun tavsiyelerine kulak asmadı.Icarus luisterde echter niet naar de adviezen van zijn vader.
Karakulağın kulaklarının ucunda sivri tüy kümecikleri vardır.Achter de oren zitten kaneelkleurige vlekken.
Kulakları; gözleri kadardır.De ogen zijn onder een (vaak doorzichtige) schub gelegen.
Kulaklarının üst kısmının kenarları siyah tüylüdür.De punten van zijn oren zijn zwart.
Mutlak kulaklı kişilerTotaal hangende oren.
Yanaklarının üstü ve kulaklarını örten tüyler siyahtır.Het gedeelte rond de ogen en oren is echter zwart.
Bir kedinin kulaklarını yatırmasından, kendini savunmaya hazırlandığı anlaşılır.Daarbij gaan ze als ware met de oren van de vijand naar de eigen verbindingen luisteren.
Kafalarının yan tarafında; kulaklarının üzerinden kafanın arkasına kadar giden bir kemik bulunur.Op de achterste hoeken van kop bevond zich een schuin naar achteren gerichte verdikking.
Küçük kulaklarına rağmen iyi işitir.De oren zijn klein, maar goed ontwikkeld.
Olayda Adolf Hitler'in sadece kulak zarı patladı.Adolf Hitler plaatste daar een hakenkruis.
Kulakları çoğu kez arka ayakları kadar, bazen daha uzundur.Hun staart is even lang als hun lichaam, vaak nog langer.
Bu kulaklıklar çalışmıyor.Deze koptelefoons werken niet.
Onun uyarısına kulak vermeliydin.Je had naar haar waarschuwing moeten luisteren.
Kulaklarının arkasını okşarsın, ve her şey tekrar iyidir.Je aait hem achter zijn oren, en alles is weer goed.
Bütün gün onlara göz kulak oldum.Ik heb de hele dag voor ze gezorgd.
Haluşka (Kulaklı makarna ile aynıdır) Hamurdan yapılan etli yemek.Ja (podmiot) jabłko (dopełnienie) zjadłem (orzeczenie).
Kemik iletim bazı kulaklıklarda kullanılmaktadır.Niektóre zaopatrzone są w ucha.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Z tyłu kadłuba smuga dymu.
(Ancak gözleri hala görmektedir, kulakları da duymaktadır.)Głusi już słyszą – ślepi zobaczą!
Kulaklar, gözler ve burun delikleri kafa profilinde oldukça yükselmiştir.Oczy, uszy i nozdrza są umieszczone wysoko na sklepieniu czaszki.
Filin büyük ve geniş kulakları vücut ısısını kontrol etmeye yarar.Ma bardzo duże uszy, pomocne przy regulacji ciepłoty ciała.
Kulakçıklar yarım daire şeklinde ucu sivridir.Górna warga wykazuje kształt półkolisty.
Kulakçıklar bulunur ve erken dökülür.Kwitnie wcześnie i obficie.
Özellikle kulaklarında bulunur.Znany jest przede wszystkim ze swoich odstających uszu.
Kafaları iri ve ağır, kulakları geniş, ucu püsküllü olan kuyrukları ince ve oldukça kısadır.Jego głowa jest krótsza, a uszy wąskie i zwisające, nisko osadzone.
Kulaklık ve mikrofon içerir.Hełm miał wbudowane słuchawki i mikrofon.
Eğer yargılama önce bizden başlarsa, Tanrı'nın Müjdesi'ne kulak asmayanların sonu ne olacak?Kto wie, jeśli nie za to?... słuszne sądy Boże!
Söyleyen çavuş kulak dolgunluğu ile yanlış anımsıyor olabilir.Węzeł odbiorczy może nieprawidłowo odczytać bity ramki.
Küçük kulaklarına rağmen iyi işitir.Ma stosunkowo małe uszy.
Kulakçıklar vardır veya yoktur.Brak przysadek, czy cierniów.
Google Cardboard kulaklıkları basitdir, düşük maliyetli bileşenlerden oluşturulmuştur.Gogle wirtualnej rzeczywistości typu Google Cardboard tworzone są z prostych komponentów.
Se modeli, ücretsiz kulaklıklar ve bir klips çantası ile birlikte geldi.Kupujący oprócz tego dostawał specjalny kluczyk i skórzany portfel.
Kulakepçeleri büyüktür.Uszy są duże.
Ayrıca kulaklarından da sıkça rahatsızlanır.Potem często też otrzymywał kontuzje.
Kulak çekme oyunu (İng.Let's dance orkester (szw.).
Artık kulaklarını gizlemez, törenlerde halka sergiler.Obecnie sztolnie są niedostępne dla turystów, a ich wyloty są zamknięte kratami.
Açık kulaklarım var.Miej uszy otwarte.
Kulak makarnası (Kulak makarnası içine et konularak katlanmış yufkanın haşlanmasıyla yapılır.)Pożądane są sięgające do kącików warg, przylegające, niepożądane uszy osadzone z tyłu głowy.
Bu arada dörtlü ise ne yapacaklarını düşünürken bir anda garip bir olaya kulak misafiri olurlar.Przykład atrybucji zewnętrznej: Na pewno usłyszała właśnie coś śmiesznego.
Göz kafiyesi anlayışı yerine kulak kafiyesine ağırlık verilmiştir.Ważniejszy od wzroku jest jednak słuch.
Matt Groening'e göre, Marge'ın saçının arkasındaki orijinal fikir, saçın uzun tavşan kulakları gizlemesiydi.Enligt Matt Groening var den ursprungliga idén bakom Marges hår var att dölja hennes stora kaninöron.
Dış kulakları vardır.Det finns inga yttre öron.
130 dB ve üzerindeki sesler kulaklarda fiziksel hasara neden olabilir.Ljudnivåer över 130 dB kan medföra bestående hörselskador.
Kulakları küçük ve çoğunlukla sivridir.Öronen är små och oftast spetsiga.
Kulakepçeleri büyüktür.Öronen är stora.
Yumurtadan çıkan yavruların göz ve kulakları kapalıdır.Vid födseln är ungarnas ögon och öron slutna.
Kulaklık ve mikrofon içerir.Luren innehåller mikrofon och hörtelefon.
Uzun kulakları vardır.De har ganska stora öron.