Kulak düşüklüğü istenmeyen bir durumdur.اسمع، السماع غير ممكن.
Kulakları; gözleri kadardır."눈을 주다" أي يعطى احدا أنتباهه، او ينظر إلى شخص معين.
Başının iki yanına düşük küçük kulakları vardır.لها أذنان صغيرتان مستديرتان.
1992 yılında Kulak Burun Boğaz uzmanı oldu.أصبح مدرسًا معتمدًا للصم في عام 1992 .
Boyunları ve kulakları kısadır.ويتميز بآذانٍ وسيقان قصيرة.
Kalça çıkığı, mide ve kulaklar.ما عدى شعر الرأس والأذنين.
Sevdiklerin önerilerine kulak kabartmayı sever.الفم كله / يعانق من يحب .
"Türkiye'de kulaklar Fransızca'ya Fransız değil!".ومخترعة سورية، لا فرنسية!".
Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir.في حين أن الفم يبتسم ابتسامة عريضة بشعة.
Kulaklar havasız kaldığı için biriken nem mantar enfeksiyonlarına neden olur.لم يعد يستخدم على البشر لأنه يسبب تسميماً أذنياً.
Çünkü “Er Kulaktu”/“Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.وَكَانَ عَالِمًا مُقْرِئًا فَصِيحًا فَقِيهًا فَرَضِيًا شَاعِرًا كَبِيرَ الشَّأْنِ».
Kulakları gözleri ile doğru orantılır.عوار وهو العيب الذي يصيب العين.
Ağzım kulaklarıma varmıştı.صوتها يرن في أذني على الدوام ..
Çünkü “Er Kulaktu” / “Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.ويجيء على قياس قول قطرب أن يقول في سميع: إنه الذي يسمع السر وسامع: في كل شيء.
Kulaklık girişi 2.5 mm'dir.ومَدخل سماعة الرأس بقطر 3.5 مليمتر.
Google Cardboard kulaklıkları basitdir, düşük maliyetli bileşenlerden oluşturulmuştur.Os headsets do Google Cardboard são construídos de forma simples, com componentes de baixo custo.
Kulak hastaneye getirilmiş ancak üzerinden çok zaman geçtiği için Rey kulağı yerine dikmeyi denememiştir.A orelha foi entregue no hospital, porém Rey não tentou recolocá-la pois muito tempo já tinha passado.
Ağzım kulaklarıma varmıştı.Me agarrou pela orelha.
"Kısmen kulakla yazıyorum, duyduğum gibi, hissetmekte ve görmekte olduğum şeyi yazıyorum."Eles adoram a Deus «por tudo quanto tinham ouvido e visto, como lhes fora anunciado.»
Oyunlara katılabilmek için, kulaklarında en azından 55 dBlik bir duyma kaybına sahip olmaları gerekmektedir.Para participar nos Jogos, os atletas devem ter perdido 55 décibeis no seu "ouvido melhor".
Ayrıca orijinal gümüş modeline dahil olmayan yeni yeniden tasarlanmış kulaklıklar da geldi.Com eles vem um novo fone de ouvidos redesenhado que não acompanha o prateado original.
Dış kulakları vardır.Não tem orelhas externas.
Charlie Barton'a göz kulak olması için bir paket bırakır.Charlie deixa um pacote com Barton e pede a ele para guarda-lo.
Ağzın, anüsün ve kulakların içindeki deri kısmen daha incedir.No entanto, a pele à volta da boca e dentro das orelhas é muito fina.
Kulaklarını etrafa çevirebilirler.As orelhas podem se voltarem para trás.
Kulaklar düzenli olarak kontrol edilmeli ve tırnaklar kısa tutulmalıdır.As orelhas são normalmente arredondadas e o focinho é afilado.
Pixel C, USB-C bağlantı noktası ve 3.5 mm kulaklık girişi içerir.O Pixel C possui uma porta USB-C e uma conexão para fones de ouvido no padrão TRS de 3,5mm.
2009 yılında Kulak Burun Boğaz alanında Doçent, 2010 yılında Klinik Şefi unvanını aldı.Em 2009, esteve no elenco da microssérie Deu a Louca no Tempo.
Açık kulaklarım var.Possui orelhas eretas.
Gözleri ve kulakları görece küçüktür.Os olhos e as orelhas são de pequenas dimensões.
Ele geçen kulak tıkacı benzeri Koçumbeli'nde de vardır.Suas vozes também poderiam ser ouvidas por aqueles que treinaram um poder similar no ouvido.
Kulakları ve gözleri küçüktür.Possui orelhas e olhos pequenos.
Karı'ya yüksek değer verildiğinden özellikle göz kulak olunurdu.A virgindade era particularmente valorizada.
Uzun sarkık kulakları ve büyük kafasıyla diğerlerinden farklıydı.A cabeça e orelhas compridas são distintas.
Tavşanın kulakları eşeğin gibi sivrice ve uzun.As orelhas do coelho são compridas.
Kulak İltihabıCaros Ouvintes.
Diğer önemli fark kulaklarının büyüklükleridir.Uma outra característica do animal são as orelhas grandes.
Uzun kulakları vardır.Por isso, têm orelhas maiores.
Kulakları kesilmişti.Costumam ter as orelhas cortadas.
Üç kısımda incelenir: Dış kulak, Orta kulak, İç kulak.O ouvido humano é dividido em três regiões anatômicas: ouvido externo, ouvido médio e ouvido interno.
Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı.Temem o que os oráculos lhes predizem.
Jamil işitme kaybı ve labirentit ile doğdu bu nedenle kulaklarıyla ilgili birçok operasyon geçirdi.Nasceu com perda auditiva congênita e labirintite, e passou por várias operações para corrigir.
Yapraklar basit, almaşık, kulakçık yoktur.As janelas deveriam ser simples, sem divisões e sem vitrais.
Koklea veya kulak salyangozu, iç kulağın işitsel kısmıdır.A otite interna ou labirintite, envolve o ouvido interno.
Böylelikle kulakçıklar ile karıncıkların aynı anda kasılması engellenir.No começo existirão mineradores e validadores atuando ao mesmo tempo.
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.Verleid geen Israëliet tot afgoderij.
Kulaklar kapanabilir.Ze kunnen hun oren sluiten.
Uyakları kimi zaman göz için, kimi de kulak içindir.Hierdoor hebben de luisteraars in ieder geval goed zicht op de uitvoerenden.
Fakat Yezid sonunda etrafındakilere dayanıp bu nasihatlere kulak asmadı.(Het bevel om zich te verwijderen had hij niet gehoord omdat hij doof was.)
Kulak enfeksiyonları, vakaların %30'unda baş gösterir.Oorinfecties treden op in 30% van de gevallen.
Radyoyu kulaklıktan çalma - 24 saate kadardır.Op den duur zond Radio Annen 24 uur per dag uit.
Ayrıca, bazı türlerin kulakları oldukça iyi duymaktadır.Daarnaast beschikken veel soorten over een goed gehoor.
Köpeklerin kuyruk ve kulaklarının kesimi günümüzde aralarında Türkiye'nin de olduğu pek çok ülkede yasaktır.Het couperen van oren en staart is in veel Europese landen intussen verboden.
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Over hoe Pap en Mam elkaar leerden kennen bestaan meerdere verhalen.
Genellikle iri kulaklı ve uzun burunludurlar.De mannen hebben meestal grote neuzen en oren.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Zich achter de oren krabben.
Mitral kapak: Sol karıncık ve sol kulakçık arasında bulunur.De mitralisklep bevindt zich tussen de linkerhartboezem en linkerhartkamer.
Kulakepçeleri büyüktür.De oren zijn groot.
Hadım kuvvetler ise gözlere, kulaklara ve diğer uzuvlara dağılmıştır.En dat onderscheidt de nabootsing van bedrog en trompe-l'oeil.
Müzik kulakları çok gelişmiştir.De muziekstroming heeft zich wel ontwikkeld.