Ana içeriğe geç
Sözlük

kulak ile cümle

kulak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kulak kepçesi bolca kılcal damar içerir.Ils possèdent de grandes oreilles tombantes.
İlk nesil kulaklıklar, orijinal iPod'la birlikte 23 Ekim 2001'de paketlendi.La première génération des écouteurs a été vendue avec l'iPod classic 1re génération sorti le 23 octobre 2001.
Vahye kulak verip ahirete hazırlananları bekleyen mutluluk ile kafirleri bekleyen kötü son hatırlatılır.Et ceux qui sont avec lui sont durs envers les mécréants, miséricordieux entre eux.
Adını büyük kulaklarının katır kulaklarına benzemesinden alır.Il a de grandes oreilles semblables à celles d’une chauve-souris.
Kulakları ince ve sivri olur.Les oreilles sont droites et agiles.
Wallace'ın kel bir kafası, kocaman kepçe kulakları ve de kocaman bir burnu vardır.Lucario a un grand nez et de grandes oreilles.
Kulakları da biraz daha belirgindir.Leur oreilles sont aussi un peu plus grandes,.
Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır.Le tympan Le tympan une membrane qui sépare l'oreille interne de l'oreille externe.
Kulakları ve bacaklarının dış tarafı kırmızımsı ya da sarımsı-kahverengidir.Ses oreilles et la partie extérieure de ses jambes sont rougeâtres ou fauves.
Uzun kulakları vardır.Elle avait de longues oreilles.
Kulak İltihabıŒil pour œil
Kalpleri bir kulakçık ve karıncık olmak üzere iki gözlüdür.Elle possède deux yeux composés (ou à facettes) et trois ocelles (yeux simples) entre les antennes.
Kulakepçeleri büyüktür.Ses oreilles sont grandes.
Kulak, Burun, Boğaz Mütehassısıdır.L'oreille, la gorge, le cou.
Kulak kepçesinden, kulak zarından ve kulak yolundan oluşur.Il associe des malformations de la face et des oreilles.
Başının iki yanına düşük küçük kulakları vardır.Ils ont deux petites oreilles au sommet de leur tête.
Ama diğerlerinin aksine çok uzun kulakları vardır.Ils ont la particularité d'avoir de grandes oreilles.
10-14 gün sonra eniklerin gözleri ve kulakları açılır.Le dix-septième jour, leurs yeux et leur oreilles se sont ouverts.
Keskin görüş alanı ve çok iyi işiten kulakları vardır.Ils ont une vue et une ouïe excellentes.
Öfkelenen Apollon, Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir.Le roi Midas vit ses oreilles transformées par Apollon en oreilles d'âne.
Bacakları ve kulakları bayağı uzundur.Ses doigts et ses orteils sont très longs.
Ağzım kulaklarıma varmıştı.Je joue à l'oreille.
Ne var ki, o kulaklarını halka gösterdi sırada Apollon yeniden çıkagelir.Quand il eut mis un terme à ses tentatives, il vit Apollon lui apparaître.
Küçük kulakları postunun altında saklıdır ve deriden oluşan bir kapatma fonksiyonu vardır.Les oreilles sont courtes et dotées d'un poil bouclé à l'intérieur.
İleri katlanan düğme biçimli kulakları vardır.La tête est de forme prismatique avec des oreilles tombantes.
Babasının oturma odasındaki devlet işleri tartışmalarına kulak misafiri olmaktaydı.Ils placent le bureau de ce dernier sur écoute...
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Prestement, elle dissimula la cigarette dans son dos.
Bir zaman sonra sargı çıkarıldığında kulaklarını kaybetmiştir.Voir : Quando le donne persero la coda.
Kulaklar: Orta büyüklükte, sarkık, üçgen şeklindedir.Les oreilles sont de dimension moyenne, de forme triangulaire, dressées.
Kapılara gizlice kulak asılır.Des peintures en trompe-l'œil décorent les portes.
Tüm tapirlerin kulakları beyaz uçlu ve ovaldir.Les oreillons sont parfaitement ovales et blancs.
Bu çalışmalar 2006 yılından itibaren Fikri Kulakoğlu tarafından yürütülmektedir.Tous les scrutins tenus depuis 2006 l'ont été de manière anticipée.
Kafa Üstü kulaklıklar (İng.Têtes sculptées (intérieur).
Kulakları kesilmişti.Une oreille coupée.
Ayrıca kulakları radar olarak görev yapmaktadır.Leur guidage se fait exclusivement par radar.
Kulaklık girişi 2.5 mm'dir.Le mâle mesure 2,5 mm.
Afrika filinin, Asya filinden daha büyük kulakları vardır.El elefante africano tiene las orejas más grandes que el elefante asiático.
Duvarların kulakları, kapıların gözleri vardır.Las paredes tienen orejas, las puertas tienen ojos.
Tavşanların uzun kulakları vardır.Los conejos tienen unas largas orejas.
Onun öğütlerine kulak asmadı.Él desoyó sus consejos.
"Kulak verilmeyi bekleyen ses".«A Quien Quiera Escuchar».
Meroko uzun kulaklı bir tavşan kostümü giyer ve oyuncak tavşana dönüşebilir.Meroko es un conejo con orejas largas, y es capaz de transformarse en un conejo de peluche.
Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır.Separa el oído medio del oído externo.
Kulakları kesilmişti.Cortó una oreja.
Beraberinde mirinjit (kulak zarı enflamasyonu) ve kulak ağrısı da görülebilir.¡Verán, ya de regreso, los ciegos y palpitando escucharán los sordos!
Çığlık atarken dudaklar ve kulaklar geriye doğru çekilir.Durante los gritos retraen los labios y las orejas.
(Ancak gözleri hala görmektedir, kulakları da duymaktadır.)Malditos sean los ojos que lean en él".
Üç kısımda incelenir: Dış kulak, Orta kulak, İç kulak.Consta de tres partes: oído externo, oído medio y oído interno.
‘Yarasaların kulakları neden bu kadar uzundur?¿Por qué son tan importantes las pungas?
Kalpleri bir kulakçık ve karıncık olmak üzere iki gözlüdür.En los machos hay dos cuernos, uno entre los ojos y otro debajo de ellos.
Sextus, üvey annesi Cornelia Metella'ya göz kulak olmak için Roma'da kaldı.Sexto permaneció en Roma bajo el cuidado de su madrastra, Cornelia.
Kulak ile nefes alışveriş sesi duyulmaya çalışılır.Escuchar: Con el oído escuchamos el sonido de la respiración.
Yürüyemiyor, kulakları ağır işitiyor ve bir gözü hiç görmüyordu.No sabía de donde venía, siempre tuvo los ojos vendados y no oía nada.
Bir zaman sonra sargı çıkarıldığında kulaklarını kaybetmiştir.Durante su cautiverio perdió una oreja.
İnsanların büyük bölümünün kulakları bu derece duyarlı değildir.El oído humano no es muy sensible a la fase.
Kulak kepçeleri yoktur.Las serpientes carecen de oídos.
Kulakların bir kısmı da çalışma kamplarına (gulag) gönderildi.Muchos líderes religiosos fueron enviados a campos de trabajo del Gulag.
Eğer boynuzları olursa da asla kulakların uzunluğunu aşmaz.Sin encolar las orejas pueden quedar demasiado altas.
Kulakçıklar yarım daire şeklinde ucu sivridir.Los sargentos tenían una velocidad media.
O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları zor işitmeye başladı.Al poco tiempo comienza a tener terribles dolores de oídos.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod