Ana içeriğe geç
Sözlük

kulak ile cümle

kulak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Algılayabileceğiniz en düşük ses kulak zarınızı sadece dört atom çapında hareket ettirir.The smallest sound you can perceive moves your eardrum just four atomic diameters.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ears are made not for hearing, but for listening.
Yaygınlaşan kulaklık kullanımı 3 büyük sağlık problemini getiriyor.The trouble with widespread headphone use is it brings three really big health issues.
Kulaklık kullanmanın ikinci kötü tarafı ise sıkıştırma.The second problem that comes with headphone abuse is compression.
Kulaklıklarla ilgili üçüncü problem ise : sağırlık -- gürültü bazlı duyma bozukluğu.The third problem with headphones is this: deafness -- noise-induced hearing disorder.
Kulaklarınızı korumak için size üç hızlı numara vereceğim, ve lütfen bunu çocuklarınıza da gösterin.I'll give you three quick tips to protect your ears and pass these on to your children, please.
Profesyonel kulak koruyucuları mükemmel; ben bunları her zaman kullanıyorum.Professional hearing protectors are great; I use some all the time.
Kulaklarınızı bu şekilde koruyun.Protect your ears in that way.
Kulaklarınızı koruyun?Protect your ears?
Kulakların duymuyor mu senin?Have you lost your senses!
Böylece ivme ve açısal ivme ölçer -- bir insan kulağı gibi, iç kulak gibi.So it measures acceleration, angular acceleration -- like a human ear, inner ear.
O benim küçük kızım ve ona hep göz kulak olacağına söz vermeni istiyorum." dedim.She said, "That's my baby girl, and you have to promise me now you'll always take care of her."
Çünkü tabii ki kulak -- demek istediğim, pek çok şeyin etkisi altında kaldığındanBecause of course, the ear is, I mean, subject to all sorts of things.
Yarasaların renkleri kulakları ile görebileceğini ortaya atmıştım.I've speculated that bats may see color with their ears.
Bu ciddi bir ameliyat değil. <i>Oh Ha Ni,Eun Jo'ya göz kulak ol.It's not a serious surgery. <i>Oh Ha Ni, take care of Eun Jo.
Ve siz benim konuşmamı duymak istemezseniz , siz kulaklarınızı kapatabilirsiniz.And you don't want to hear my speech, you can close your ears.
Sahnemizin iki saat trafik hasta kulakları ile katılmaları durumunda,Is now the two hours' traffic of our stage; The which, if you with patient ears attend,
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Of this--sir-reverence--love, wherein thou stick'st Up to the ears.--Come, we burn daylight, ho.
Bu, o gece yanak üzerine asılı bir Ethiop kulak zengin bir mücevher gibi görünüyor;It seems she hangs upon the cheek of night Like a rich jewel in an Ethiop's ear;
JULIET Kulaklarım henüz yüz kelime sarhoş değilJULlET My ears have yet not drunk a hundred words
Nasıl gümüş tatlı ses severler 'dilleri gece katılan kulakları, yumuşak müzik gibi!How silver-sweet sound lovers' tongues by night, Like softest music to attending ears!
Mercutio ben sana şakacıktan kulak ısırma.MERCUTlO I will bite thee by the ear for that jest.
Keşiş O, o zaman ben çılgınlar kulakları var olduğunu görüyoruz.FRlAR O, then I see that madmen have no ears.
Bu seninki kulak korkulu oyuk pierc'd Gecelik o olduğu görüşündeydi nar ağacı söylüyor:That pierc'd the fearful hollow of thine ear; Nightly she sings on yond pomegranate tree:
PRENS ne korku kulaklarında hayrete düşürecek olan bu mu?PRlNCE What fear is this which startles in our ears?
Ağzı kulaklarında eve geldi.She came home pleased as punch.
Ve beş saatten fazla... ...ona göz kulak oldu.And over the next five hours, she took care of it.
İnanılmaz cesaret verirdi -- göz kulak olurdu, birşeyler yapmak için.He was this amazing encourager -- this patron, sort of, to make stuff.
Hapishane soğuk, sert pastırma tadında Derek ise kulak kiri gibi.Jail tastes like cold, hard bacon while Derek tastes like earwax.
Dinliyor musun? Şimdilik bu ikisine kulak kesildim!Have you been listening? two bastards are on my way!
Bence basın toplantısına kadar ona göz kulak olmalıyız.You just need to wait until the day of the press conference.
Sana kimsenin göz kulak olmamasına ve yalnız olmaya alışık olduğunu söylemiştin.You said you were used to it, being alone in this world.
Melek çocukların kulakları gibi kayısı yarıları.Apricot halves like the ears of cherubim.
Bu yüzden her neredeyseniz... ...lütfen bana göz kulak olun.So wherever you are, please watch over me.
Ona CD çalar ve kulaklık versek olmaz mı?Can't we give her a CD player and earphones?
Son model kulaklıklar.The Iatest earphones.
Üzerinde bir kulaklık var.There's an earphone on this.
Kulaklığını çıkarmış.He took the earphone off.
Harika kulaklarınız var.You have a fantastic ear.
Herkesin harika kulakları var.Everybody has a fantastic ear.
Karnınıza kulaklıklar yerleştirip bebeğinize müzik dinletebilirsiniz.You can put headphones on your belly. You can play music for your baby. You can sing your favorite
Kulakların nerede?Were are your ears?
Sarayda yapacağın fazla bir iş kalmadı sanırım. Lütfen ona göz kulak ol.I didn't see you have much to do in the palace, spend more time taking care of that kid.
Kulak tıkacı, ağız koruyucusu kullanıyor musun?A mouthguard?
Hepimizin bi çift kolu, gözleri, kulakları ve bir ağzı var.We all have a pair of limbs, eyes, ears, nose and mouth.
Telefon kulaklığı.Telephone headset.
Ancak, kulaklarımız bize çok farklı bir öykü anlatıyor.However, our ears tell us a very different story.
Kulaklarına güveniyorlar.They trust their ears.
Komşularımız kulak kesildi, bizi dinliyor dünya...You let the world hear us. And you let the neighbors get together. Hey.
Benim organlarımın ve bacaklarımın içinde titreşiyorlar, ve kulaklarımı kızartıyorlarThey pulse through my organs and legs and burn up my ears.
Kulak ver bana söylediklerimi dinle:Lend me your ear:
Ben bu son yılın en kötü şarkıcısıyım. Şarkılarım size kulak AIDS'i verecek.I am the worst musician of this decade my songs will give your eardrums AlDS
Popoff'a ne yapacağını karısı söylüyordu. Kablosuz bir kulaklığı vardı.Popoff was being ? by his wife trough a wireless earpiece.
Yoksulluğa ve yoksullara eskisi kadar kulak vermemeye başladım.I stopped listening to their stories quite as closely as I had before.
İlki kulak misafirliği.The first is eavesdropping.
Birincisi; kulak misafirliği.First, eavesdrop.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.The guy had a duplicate headset for me to listen to.
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorAnd she's listening to various languages in the earphones that are in her ears.
Burada kulaklarını çırpıyor ve zarafetle yukarı çıkıyor.And here he is, flapping with his ears and very gracefully going up.
70 kilo işkembe, kelleyi aldın mı? Kulaklar, ciğer, rahim?70kg of tripe, did you get the head meat, ears, liver, and womb?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod