Ana içeriğe geç
Sözlük

kulübe ile cümle

kulübe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Veronica ve Nick, saklanmak için Nick'in babasının New Glarus'daki kulübesine gider.Veronica és Nick New Glarusba utazik, Nick apjának faházához.
Sponsorluk anlaşmaları nedeniyle kulübe SV Josko Fenster Ried de denilmektedir.A szponzor (Josko Fenster) jóvoltából a csapat hivatalos neve: SV Josko Fenster Ried.
Stanley Pines : Dipper ve Mabel'ın sinsi amcası Stan, Gizemli Kulübe'nin yöneticisidir.Stanley "Stan" Pines: Dipper és Mabel nagybácsikája, a Rejtély kalyiba nevű turistalátványosság vezetője.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Több, mint 20 könyvet írt a szervezett magánhatalomról.
Hatta kendi kulübelerinin girişinde dahi görülmeye başlandı.Légy óvatos még a saját barakkodon belül is ...
1926'de genç Aalto'lar Alajärvi'de Villa Flora adında bir yaz kulübesi tasarlayıp inşa ettiler.1926-ban a fiatal Aalto-házaspár egy nyaralót tervezett és épített magának Alajärviban.
Hogwarts' ın yanında, Hagrid'in kulübesinin yanındadır.Ez a nagyterem mögött, Hagrid kunyhóján túl van.
Kulübeden dışarı çıkar.Esszé a városról.
İkinci yılda kulübe alt sınıftan gitarist Azusa Nakano katılır.Egy évvel később a klubba csatlakozik még egy gitáros, egy Nakano Azusza nevű alsós diák.
Oldukça profesyonel bir kulübe geldim.Mára hivatásos színház.
Bu arada John, bir telefon kulübesinden çağrı alır ve boş bir depoya götürülür.Közben John telefont kap egy ismeretlen alaktól, aki találkozóra hívja őt egy elhagyatott raktárba.
Kulübe üye olanların dışında tüm dünyada yaklaşık 1.800 peñas (kulübe bağlı resmî taraftar grupları) vardır.Világszerte több mint 1800 hivatalos, a klub által is elismert rajongói klub (peña) van.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler."Ash" Williams és barátnője Linda a hegyekbe indul.
Bu kadın küçük ve tatlı bir kulübede yaşarmış.Miss Honey pedig egy kisebb házban.
Kristen silah sesini duyar ve kulübeye doğru koşar.Marilia a lövés hangjára fegyvert fog, és berohan a szobába.
Detektif daha sonra Holmes'in küçük bir kulübe kiraladığı Indianapolis'e gider.A fiú maradványait Indianapolisban találták meg, annak a kis háznak a kéményében, melyet Holmes bérelt.
Oradan, kulübeler ile birlikte çalılıkları da görebiliyorum.A kámeákon és a gemmákon is találkozunk arcképekkel.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Colbert kirjoitti urallaan yli 20 kirjaa.
Kulübeden dışarı çıkar.Ulos kaapista.
Her zaman Reform Kulübe gider.Pelivuoro vaihtuu aina myötäpäivään.
Çok büyük bir kulübe döndüm.Koskikeskuksessa on runsas ravintolatarjonta.
Bu iki takımda toplamda 10 maç yedek kulübesinde bekledi ancak süre alamadı.Hän toimi luukkuvahtina kymmenessä Mestis-ottelussa, mutta ei saanut kuitenkaan peliaikaa.
Daha sonra kulübe Mikuru Asahina, Yuki Nagato ve Itsuki Koizumi de katılır.Kerhoon liittyykin kolme omalaatuista henkilöä: Mikuru Asahina, Yuki Nagato ja Itsuki Koizumi.
Arabi, kendisi için içinde ölünceye kadar yaşayacağı bir kulübeyi bizzat inşa etmişti.Hän rakensi tänne talon, jossa asui perheineen kuolemaansa saakka.
Toplamda 12 tane kulübe vardır.Rakennuksessa on yhteensä 12 vierashuonetta.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Majat, rakennukset, temppelit ja kaupunkien muurit murtuivat saman tien.»
Kuruluş yıllarında taraftarlar kulübe ilgi göstermedi.Asiakkaat eivät kuitenkaan välttämättä yöpyneet motellissa.
Real Madrid'in ilk forma sponsoru olan Zanussi, 1982 ve 1985 sezonları arasında kulübe destek sağlamıştır.Η πρώτη χορηγός στη φανέλα της Ρεάλ Μαδρίτης, Zanussi, συμφώνησε για το διάστημα 1982–1985.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Έχει γράψει περισσότερα από 20 βιβλία για ζητήματα που αφορούν τη ζωή του ανθρώπου.
Bu yüzden de doğru kulübe geldiğime eminim.Έτσι, πήγα και στο δικό τους Φεστιβάλ.
Özel Harekat Birliği ise Kulübe'yi koruma altına alır.Ειδική μονάδα ευθύνεται για την περιφρούρηση του κοινοβουλίου.
"Kulübe gel" dedi." ifadelerinde bulunmuştur."Ελα να δεις αυτή την παράσταση", μου είπε.
Her oyuncu kendi Lady kulübünü oluşturabilir ya da mevcut bir kulübe katılabilir.Κάθε παίκτης μπορεί να ιδρύσει ή να μπει σε μια συμμαχία.
Kospınarda 3-4 yıl kulübelerde konaklamışlar.Περίπου τριών ή τεσσάρων ετών δόθηκε στο παλάτι.
Antagonist Sue Sylvester (Jane Lynch), kulübe karşı komplo kurmaya başlar.Desuden viser episoden, at Sue Sylvester (Jane Lynch) begynder at konspirere mod klubben.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 boede over 200.000 i lejre bestående af telte og forhåndsproducerede hytter byggede af regeringen.
Filmde tatil için Tennessee ormanındaki bir kulübeye giden 5 üniversite öğrencisinin yaşadıkları anlatılıyor.Fem universitetsstuderende venner skal tilbringe en weekend i en hytte i en skov i Tennessee.
Çok büyük bir kulübe döndüm.Her byggede han en stor forsamlingssal.
Yasak ormanın kenarındaki bahçede bulunan tahtadan bir kulübedir.Han bor i en hytte ved udkanten af Den Forbudte Skov.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Over 20 partier opstillede i mere end en af de i alt 19 valgkredse.
Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu.Om natten var lejren blikstille.
Yedek kulübeleri modernize edilerek son derece çağdaş şekle getirilmiştir.Tegnestuens byggerier er overvejende modernistisk prægede.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Hytter, embedsbygninger, templer og bymure faldt sammen lige pludselig.
Tom Amca'nın Kulübesi, Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe'un 1852 tarihli kölelik karşıtı romanı.1852 - Romanen Onkel Toms Hytte af Harriet Beecher Stowe udkommer.
Hogwarts' ın yanında, Hagrid'in kulübesinin yanındadır.I Haslev Sogn ligger Haslev Kirke.
Kulübe isimini veren kurucuları değildi.Nogen titler med klubben blev det dog ikke til.
Daha sonra kulübenin mülkiyeti Rus çarının doktoru A. K. Tobin'e geçti.Senere falt eierskapet av hytten til A. K. Tobin, en hoffdoktor til den russiske tsaren.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 bodde over 200 000 i leire med telt og forhåndsproduserte hytter bygget av regjeringen.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Det har blitt utgitt over 20 Albert Åberg-bøker.
Czipra kulübesinin penceresine çıkıp onun gayretlerini alaya almaktadır.De drar til Stønne-Stinas toalett og finner inngangen der.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Hytter, embedshus, templer og bymurer raste plutselig sammen.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.I Karasjok sto bare kirken igjen.
Stowe 1853'te, Tom Amca'nın Kulübesi için Henson'un yazdıklarından etkilendiğini doğrulamıştı.Stowe sa senere at Hensons memoarer inspirerte henne til Onkel Toms hytte.
Yedek kulübeleri modernize edilerek son derece çağdaş şekle getirilmiştir.De resterende elevasjonene fikk et moderne form.
Bu kadın küçük ve tatlı bir kulübede yaşarmış.Hun er en kvinne som måtte slite i et hardt og barskt mannlig gruvesamfunn.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Dimulai dengan Ash William dan pacarnya yang bernama Linda pergi ke sebuah kabin di tengah hutan.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Ia telah menulis lebih dari 20 buku, termasuk: The Urban Question.
Kristen silah sesini duyar ve kulübeye doğru koşar.No Water meminjam pistol dan berlari mengikuti istrinya.
Kulübeler, Vincent van Gogh tarafından 1883 ile 1885 yılları arasında yapılmış bir dizi resim.Gubuk adalah sebuah subyek lukisan yang dibuat oleh Vincent van Gogh dari 1883 dan 1885.
Antagonist Sue Sylvester (Jane Lynch), kulübe karşı komplo kurmaya başlar.Sue Sylvester (Jane Lynch) (sebagai Kepala Sekolah) mempunyai pikiran untuk menikahi dirinya sendiri.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod