İkinci yılda kulübe alt sınıftan gitarist Azusa Nakano katılır.Ketika mereka duduk di kelas 2 SMA, klub ini mendapat tambahan gitaris baru, bernama Azusa Nakano.
İlaveten çok sayıda kulübe ve kamping alanı bulunur.Baik itu wisata fhoto maupun untuk kemping ber ramai ramai.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Alekine viết hơn 20 cuốn sách về cờ vua .
Bekçi kulubesi gibi bir o yana bir bu yana sallanıyor.Ông di chuyển bằng xe ngựa che kín kể từ lúc đó.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Bộ phim xoay quanh Ash cùng bạn gái Linda đến nghỉ mát tại ngôi nhà gỗ trong một khu rừng.
1952'de ise 41 yıl sonra kulübe ilk kez First Division şampiyonluğunu kazandırmıştır.Vào năm 1952, câu lạc bộ giành chức vô địch giải hạng nhất, danh hiệu vô địch quốc gia đầu tiên sau 41 năm.
Kuruluş yıllarında taraftarlar kulübe ilgi göstermedi.Trong 3 năm, anh không ra mắt trận nào cho câu lạc bộ.
Çarşamba günü de kulübe gideceğim.Tháng 12 anh quay lại câu lạc bộ.
Kulübeden dışarı çıkar.Ông vốn xuất thân từ nhà nho.
Bölge çapında, ülkelerdeki telefon kulübeleri genellikle jetonlu telefonlardır.Các gia đình tại các thành phố lớn tại Việt Nam thường hay sử dụng truyền hình cáp.
Bu yüzden de doğru kulübe geldiğime eminim.その後、極真会館に入門。
John Stoen, Jonestown’da Jim Jones’un kulübesinde zehirlenmiş halde bulunmuştur.ジョン・ストーンはジョーンズタウンのジム・ジョーンズのキャビンの中で中毒死した遺体となって発見された。
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.劇場版2作品を含み20本以上のストーリーを執筆。
Kulübeye kadar kovalarlar.山小屋に監禁する。
16 Ağustos 1998'de ocaktan çıkan yangınla kulübe tamamen yanar.2008年11月16日、実家が火災で全焼。
Daha fazla maç oynamayı istediğim bir kulübe geldim.ボール遊びもできる公園を増設。
Kulübeden dışarı çıkar.LEAVE 宿から旅立つ。
Her oyuncu kendi Lady kulübünü oluşturabilir ya da mevcut bir kulübe katılabilir.プレイヤーはクラブを設立する、またはクラブに参加・所属する事ができる。
Beni bir kulübe götürdü ama orada futbol branşı yoktu.サッカー部に入りたかったが、女子サッカー部がなかった。
Çok büyük bir kulübe döndüm.「私は特別なクラブに来た。
Çarşamba günü de kulübe gideceğim.週末にはクラブに通っている。
Bekçi kulübesine girdikten sonra Nicholai ile karşılaşır.カジノに入り浸った後、警備隊に入る。
Kulübesinin üzerinde uyur, asla içinde değil.草の上に座ったり、寝転んだりしない。
Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom's Cabin), Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe'un kölelik karşıtı romanıdır.『アンクル・トムの小屋』(Uncle Tom's Cabin)は、アメリカ合衆国のストウ夫人(ハリエット・ビーチャー・ストウ)の小説。
Her zaman Reform Kulübe gider.ウォーキングを常に行っている。
Belgrad gün ağarana kadar açık birçok kulübe sahiptir ve canlı bir gece hayatına sahip olmasıyla bilinir.ベオグラードでは多様なナイトライフが楽しめることで知られ、街の各所に明け方まで営業しているクラブがある。
Kulübe katılmaz mısın?クラブに入りませんか。
Kulübe katılmak isteyenler lütfen buraya isimlerini yazsın.クラブに入りたい人は、ここに名前を書いて下さい。
Kulübenin sahibi olan yaşlı bir kadın onları içeri davet eder ve yemek ikram eder.房子的主人是一個老婦人,她邀請他們進去屋內並盛宴款待他們。
Ancak kadın, aslında kulübeyi çocukları cezbetmek için inşa etmiştir, amacı onları şişmanlatıp yemektir.不過,那老婦人其實是一個壞巫婆,她建了這個房屋來引誘小孩子,這樣她就可以把小孩子養肥,並宰來吃掉。
Sponsorluk anlaşmaları sebebiyle kulübe SV Bauwelt Koch Mattersburg da denmektedir.因為贊助商的原因,該隊目前也稱為SV Bauwelt Koch Mattersburg。
İlaveten çok sayıda kulübe ve kamping alanı bulunur.因此,有非常多的度假小屋和營地。
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.李在其職業生涯中總共發佈了逾20個專輯。
Kulübesinin üzerinde uyur, asla içinde değil.他們睡在席子上,絕不會下地面。
Daha fazla maç oynamayı istediğim bir kulübe geldim.他们在一个运动场比赛表演来赢得更多的参加者。
Tom Amca'nın Kulübesi, Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe'un 1852 tarihli kölelik karşıtı romanı.站名源自于美国作家哈里特·伊丽莎白·比彻·斯托(斯托夫人)于1852年发表的一部反奴隶制的小说《汤姆叔叔的小屋》。
Kulübeden dışarı çıkar.갑자기 기숙사에서 나간다.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.나비의 분류에 관한 80편이 넘는 논문을 남겼다.
Kulübenin sahibi olan yaşlı bir kadın onları içeri davet eder ve yemek ikram eder.이 집에 거주하는 노파는 그들을 안으로 초대하고 그들을 위해 축제를 준비한다.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.이 당시 로버는 또 다시 포드로 넘어간 상태였다.
Çok büyük bir kulübe döndüm.그는 큰 클럽으로 소집령을 받았다.
Bakanlık Binası yer altındadır ve girmek için, oradaki telefon kulubesine 6-2-4-4-2 tuşlamak gerekir.문장시외버스터미널은 전라남도 함평군 해보면 해삼로 364-4 (문장리 822-24)에 위치한 버스터미널이다.
Her zaman Reform Kulübe gider.정기적으로 음유시인 경연대회가 개최되었다.
Kulübeye kadar kovalarlar.עד שמשכו לבית הכסא.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.אש וחברתו לינדה יוצאים לחופשה בבקתה מבודדת בלב יער.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.בקתות, מבנים ציבוריים, מקדשים וחומות העיר התמוטטו לפתע.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.כמו כן כתב מעל לעשרים סקירות ספרים.
Üç hafta sonra Nigel Pearson, Eriksson'un halefi olarak kulübe geri döndü.שלושה ימים אחר כך נקרא לין שוב לשורותיה של ה'ניקס'.
Ash kulübeye döndüğünde mahzenin kapısının açık olduğunu ve Cheryl’in kaçtığını görür.אש חוזר אל הבקתה ומגלה כי שריל ברחה.
Bu yüzden de doğru kulübe geldiğime eminim.לכן נאלצתי ללון באכסניה ציבורית.
Çok büyük bir kulübe döndüm.מדובר באחוזה גדולה.
Hamit ve Denise, geceleri denizin kenarında, ıssız bir kulübede gizlice buluşurlar.לוסי וג'ורג' נפגשים בטעות על הר לבדם.
İkinci sezonunda sadece üç lig karşılaşmasında oynadı ve bunun dışında yedek külübesinde oturdu.עד לסיום העונה שיחק ב-2 משחקים נוספים בלבד, ובעיקר ישב על הספסל.
Bu iki takımda toplamda 10 maç yedek kulübesinde bekledi ancak süre alamadı.הוא הופיע 10 פעמים בהרכב ההקבוצה הבוגרת לאורך שנתיים ולא הצליח להשתלב בה.
Blair radyo sistemini yok eder ve arından boş bir alet kulübesine kapatılır.Екипът подчинява Блеър, докато унищожава радиото и го изолира в бараката за инструменти.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.След напускането на поста Картър е написал над 20 книги.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Седалището е пак в Стежерово.
Minnie onu kulübenin tavan arasına saklar.Еврен го пази в сейфа на своя офис.
Tiyatro Kulübesi.Камерния театър.
Kulübeden dışarı çıkar.Тя побягва от кабинета.