Detektif daha sonra Holmes'in küçük bir kulübe kiraladığı Indianapolis'e gider.Далее он последовал за Холмсом в Индианаполис, где Холмс арендовал дом.
Kulübe kiralık olarak Ulusal Hokey Stadyumu verildi.Введён в Зал Славы отечественного хоккея.
Telefon kulübesinde bile adama çalım atar.У неё даже к мобильному телефону подвешена его фигурка.
Ron gruptan ayrıldıktan sonra DenizKabuğu Kulubesinde kalmıştır.Рой выживает, так как был в бронежилете.
Takım suç mahallini araştırırken arka bahçedeki kulübede patlayıcılar patlar ve iki memur ölür.Когда полиция обыскивает гараж во дворе дома, раздаётся взрыв, погибают двое полицейских.
Olaydan sonra Tupac ve Suge Knight eğlenmek için Club 662 isimli kulübe gitmek üzere hazırlandılar.После неё Тупак вместе с Найтом отправились в клуб, принадлежавший Death Row — Club 662.
Onun vesilesiyle ve ilk seçmede başarılı olarak kulübe alındım.В своей конференции он был выбран в первую сборную новичков.
Çok büyük bir kulübe döndüm.Корневище с крупным клубнем.
Her oyuncu kendi Lady kulübünü oluşturabilir ya da mevcut bir kulübe katılabilir.Персонаж может войти в существующий клуб или создать собственный.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Частные дома, общественные здания, храмы и стены городов рушились молниеносно и полностью.
Üzerinde basit kulübeler de inşa ettikleri bu adacıkları balık avında kullanırlar.Изготавливает зонты, которые теперь и в рыбалке используют.
Film, Tennessee ormanında terk edilmiş bir kulübede çekildi.Фильм заканчивается на взлётной полосе заброшенного аэродрома на востоке Теннесси.
Zane, Alan'a deniz feneri üzerinden kulübeye gitmesi gerektiğini söyler.Зэйн говорит ему о том, что Алан должен проложить себе путь обратно в дом на озере Колдрон через маяк.
Akşama doğru koyu kulübeyi resmetti.Она рисовала в тайне ото всех по ночам.
Milu bir kulübenin yanında viski fıçısı bulur.Лукас видит прямо рядом с ним гигантскую кружку пива.
Kulübeden dışarı çıkar.Не выходя из комнаты.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.ومن ثم يذهب آش وليامز وصديقته ليندا في عطلة رومانسية في كوخ مهجور في احدى الغابات.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.أكثر من 20 مقطع فيديو يحوي صوت المنشد.
Her oyuncu kendi Lady kulübünü oluşturabilir ya da mevcut bir kulübe katılabilir.كل لاعب يمكن أن ينشئ ناديه الخاص أو ينضم إلى نادي منشأ من قبل لاعب آخر.
Çok büyük bir kulübe döndüm.لعب في نادي كاظمة.
1952'de ise 41 yıl sonra kulübe ilk kez First Division şampiyonluğunu kazandırmıştır.في عام 1952 فاز النادي بدوري الدرجة الأولى منذ 41 سنة.
Kulübe arkadaşları bir tanrının oğlu olduğunu iddia ediyor.ولما رآه الراعي أدرك أنه ابنا لإله.
1902 yılında kurulan kulübe bugüne kadar 19 farklı kişi başkanlık yapmıştır.منذ إنشاء الاتحاد في عام 1913، كان هناك أربعة عشرة رئيس مختلف.
Kulübeden dışarı çıkar.الخروج من الدائرة.
Her zaman Reform Kulübe gider.يغير المتحف عروضه بانتظام.
Doktor ve yol arkadaşları, günümüzün Norveç'ine, bir kulübenin yanına iner.A Doutora e seus companheiros chegam à Noruega atual, materializando-se perto de uma cabana.
Bu köy içinde biraz yıkık görünüşlü kulübede Czipra adında bir yaşlı çingene kadın yaşamaktadır.Em uma cabana especialmente vergonhosa vive uma velha cigana chamada Czipra.
Son sahnelerde Alan, kulübede yeni çalışmasına başlarken görülür.Nas cenas finais, Alan é visto na máquina de escrever na cabana, começando a escrever seu novo trabalho.
Stowe 1853'te, Tom Amca'nın Kulübesi için Henson'un yazdıklarından etkilendiğini doğrulamıştı.Stowe reconheceu em 1853 que os registos de Henson a inspiraram para conceber Uncle Tom's Cabin.
"Aşk Kalesi" adı verilen bina ahşap bir kulübeydi.No entanto, o velho nome de Palácio de Entretenimento manteve-se.
Bu kadın küçük ve tatlı bir kulübede yaşarmış.A moça estava vivendo muito feliz naquele lindo palácio.
Sponsorluk anlaşmaları nedeniyle kulübe SV Josko Fenster Ried de denilmektedir.Por motivos de patrocínio, seu nome oficial é SV Josko Fenster Ried.
Çok büyük bir kulübe döndüm.Retorno com muita vontade ao clube.
Stanley Pines : Dipper ve Mabel'ın sinsi amcası Stan, Gizemli Kulübe'nin yöneticisidir.Stanley Pines (Tio Stan) – O tio avô de Dipper e Mabel, proprietário da Cabana do Mistério.
Kadroda da yer almasına rağmen 7 maçta da yedek kulübesinde kaldı.Chegando aos profissionais, esteve no banco de reservas em sete jogos.
Irving 1835'de Tarrytown, New York'taki bakımsız bir kulübeyi ve onun nehir kenarındaki arazisini satın aldı.Em 1835, Irving comprou uma casa em Tarrytown.
Filmde tatil için Tennessee ormanındaki bir kulübeye giden 5 üniversite öğrencisinin yaşadıkları anlatılıyor.O filme foca-se em cinco colegas estudantes que vão de férias para uma cabana isolada numa floresta remota.
Ancak, Doktor'un TARDIS'inde bu devre bozulduğu için son şeklini aldığı polis kulübesi olarak kalmıştır.O Doctor se questiona a respeito de porque a TARDIS manteve a forma de uma Cabine de Polícia.
Kulübeyanı Mah.A Cabanagem.
Daha fazla maç oynamayı istediğim bir kulübe geldim.Assim, passou a aguardar uma proposta de outro clube para voltar a jogar.
İki hafta sonra, 12 Şubat 1809'da Abraham Lincoln bir odalı ağaç kulübede doğdu.Twee maanden later, op 12 februari 1809 werd Lincoln geboren in een blokhut met slechts één kamer.
Valens yaralanır ve ahşap bir kulübeye taşınır.Valens raakte gewond en zou naar een kleine houten hut zijn gebracht.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Ze schreef meer dan twintig boeken waarvan meer dan een miljoen exemplaren over de toonbank gingen.
Hogwarts' ın yanında, Hagrid'in kulübesinin yanındadır.Hij woont samen met Hagrid in Hagrids hut.
Bu yüzden de doğru kulübe geldiğime eminim.Daarna komen we terecht in de hypostyle zaal.
Oldukça profesyonel bir kulübe geldim.Er staat een tijdelijk clubhuis.
Bu kadın küçük ve tatlı bir kulübede yaşarmış.Hij woonde midden in de velden in een ruim en hoog huis.
Diğer geleneksel evleri içinde yazlık ev, gömme ev ve buhar kulübesi bulunur.Wel zijn er nog oude boerderijen, zomerhuisjes en een vuurtoren te vinden.
Çok büyük bir kulübe döndüm.Er kwam een grote hal bij.
Artık varlığımız kulübe zarar veriyor."Op deze manier houdt de club voor mij op te bestaan."
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Hutten, officiële gebouwen, tempels en stadswallen stortten plots in."
İki ailenin yaşadığı bu kulübede iki ön kapı ve bir baca vardı.Daar had ieder huisje een voordeur die door twee bewoonsters werd gedeeld.
Tekrar kendini saklayacak bir barınak bulmak için Dorinda'nın kulübesine gelir.Daarna keert Corto terug in het huis van Guldenmond waarna hij op zoek gaat naar een schat.
Köpek kulübesi yeni.Het hondenhok is nieuw.
Veronica ve Nick, saklanmak için Nick'in babasının New Glarus'daki kulübesine gider.Nick i Veronica są zmuszeni uciekać do kryjówki ojca Nicka w New Glarus, Wisconsin.
Elbruz Kulübesi, Ocak 1943'ün başına kadar Alman işgali altında kalır.Elbrus pozostał aż do początku stycznia 1943 pod okupacją niemiecką.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Spisał ponad dwadzieścia tomów historii Żydów.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Ash ze swoją dziewczyną pragną spędzić noc w opuszczonym domku w górach.
"Aşk Kalesi" adı verilen bina ahşap bir kulübeydi.W budynku zwanym „pałacem” mieściła się komenda obozu.
Çok büyük bir kulübe döndüm.Klub z Wielkiej Łąki.