Karısı evi sattı ve herkesi ormandaki kasvetli bir kulübeye taşıdı.His wife sold the house and moved them all to a gloomy hut by the forest.
Kasaba, yakındaki bir kulübenin adını taşıyan Bearsden tren istasyonundan almıştır.The town was named after Bearsden railway station, which was named after a nearby cottage.
Kulübesinde bulunan İncilBible belonging to Kaczynski, found in his cabin
3 Nisan 1996'da polis Ted'i Lincoln, Montana'daki kırsal kulübesinde tutukladı.On April 3, 1996, police arrested Ted in his rural cabin in Lincoln, Montana.
1930 - Casimir Kuratowski, üç kulübe probleminin çözümü olmadığını gösteridi.1930 – Casimir Kuratowski shows that the three-cottage problem has no solution.
1869'da DNT ilk kulübesini Tyin Gölü kıyısında inşa etti.In 1869 the DNT built its first hut on the shores of Lake Tyin.
Yapının her bir köşesinne yerleştirilmiş dört koruma kulübesi var.At each corner of the structure are four guard boxes.
Nöbetçi kulübeleri ise giriş kapısında yer almaktadır.Sentry boxes are located at the entrance gate.
Onlara kulübeler inşa etmeyi öğretti ve onlara isiNtu'nun yüksek kanunlarını öğretti.He taught them to build huts and taught them the high laws of isiNtu
Theodore Roosevelt County Park'taki patikalardan Montaukett eserleri ve ter kulübeleri görülebilir.Montaukett artifacts and sweat lodges are visible from trails at Theodore Roosevelt County Park.
Kulübe göre başarılarPerformance by club
Kulübe, West Cork kırsalının uzak bir bölgesindeydi.The cottage was in a remote part of rural West Cork.
17. yüzyıldan kalma sazdan kulübelerden oluşmaktadır.In 2013 the estimated population of the civil parish was 160.[1]
Daha sonra FC Nordsjælland tarafından keşfedildi ve 25 Mart 2010'da kulübe katıldı.[1]Later, he got contacted by scouts from FC Nordsjælland, and joined the club on 25 March 2010.[1]
150 feet (46 boyunda, 40 ila genişliğinde üç karantine kulübesi inşa edildi.Three fever sheds were initially constructed,150 feet (46 m) long by 40 to 50 feet (15 m) wide.
Ancak hasta sayısı arttıkça, karantina kulübeleri yapılmak zorunda kaldı.However, as the numbers of sick swelled, fever sheds had to be erected.
MGM için çektiği Küçük Kulübe (1957), büyük bir hit oldu.The Little Hut (1957), for MGM, was a huge hit.
Kravica'daki çiftlik kulübelerinde toplu katliamdan kurtulan üç kişi vardı.There were three survivors of the mass murder in the farm sheds at Kravica.
St. Paul Katedrali, İngiliz Barok ve Kırmızı telefon kulübesiSt. Paul's Cathedral, English Baroque and a Red telephone box
Doğa sevgisi, ailesinin George Gölü'ndeki kulübelerinde geçirdiği yazlar sırasında başlamıştır.Her love of nature began during the summers her family spent in their cottage on Lake George.
Kelly 18 yaşına geldiğinde kulübe geri döndü.[2]When Kelly turned 18 she returned to the club, commenting that "they didn't even recognize me."[2]
2.Dünya Savaşı'ndan sonra yerel Alman nüfusu sınır dışı edildi,kulübe terk edildi ve yağmalandı.After World War II the local German population was expelled and the cottage was deserted and looted.
Bu işkence yöntemine "Acil Odası" veya "Basın Kulübesi" denir.This torture method is called "Pressing Room" or "Press Hut".
Dolayısıyla Macaristan'a dönerse kulübe katılacağı belliydi. [3]Therefore, it was obvious that he would join the club if he would return to Hungary.[10]
Harriet Beecher Stowe tarafından Tom Amca'nın Kulübesi'nden Tom Amca ve bebeğinin resmedilmesiIllustration of Uncle Tom and his baby from Uncle Tom's Cabin, by Harriet Beecher Stowe
O ve karısı, sağlık sorunlarından kurtulmak için kısa süre sonra kulübeye çekildiler.He and his wife soon retired to the cottage in an attempt to recover from their health problems.
Hurston 1929 ve 1951 yıllarında iki kez Florida, Eau Gallie'de bir kulübede yaşadı: [1]Hurston twice lived in a cottage in Eau Gallie, Florida: in 1929 and again in 1951.[25]
Kulübelerinin kalıntıları hala görülebiliyordu.The ruins of their huts could still be seen.
O zamandan beri "Baba Kulübesi" ve eski Çumak kuyusu korunmuştur.It was from that time that the "Father's Hut" and the old Chumak well have been preserved.
O bataklıkta küçük bir kulübede tek başına yaşıyor.Er wohnt allein in einer kleinen Hütte im Sumpf.
1932'de aynı yerde, 40 kişi alabilen daha büyük bir kulübe inşa edilir.1932 wurde auf derselben Stelle eine größere Hütte gebaut, die 40 Personen aufnehmen konnte.
Ancak, kulübe sadık kaldı ve tüm kulüp Ciudad Real ile birlikte BM Atlético Madrid'e taşındı.Er blieb dem Verein aber treu, und wechselte mit dem kompletten Verein BM Ciudad Real zu BM Atlético Madrid.
Kulübeye kadar kovalarlar.Sie verfolgen es bis zur Hütte.
Bunlar önceleri kendilerine çubuktan örme kulübeler yapmışlar, daha sonra kerpiçten evler yapmışlardır.Zuerst dienten die Höhlen den Ligurern als Wohnungen.
Ortağı Ed ve iki rehberle beraber babasının kulübesine (Ash’in bulunduğu kulübe) doğru yol çıkarlar.Dieser bietet ihrem Vater an, aus ihnen eine dupla sertaneja (Country-Duo) zu machen.
Oldukça profesyonel bir kulübe geldim.Damit sollte ein professioneller Klub entstehen.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Er veröffentlichte über zwanzig Arbeiten mit Paul Erdős.
Kulübe gittiğinde odada sadece Monika vardır.Nach der Hochzeit ist Camille allein in ihrem Zimmer.
Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu.Ich seh im Traum den Abend friedlich scheiden...
Ancak sezonun ilk yarısında büyük ölçüde yedek kulübesinde oturdu.Hier saß er die erste Saison fast ausschließlich auf der Ersatzbank.
Her zaman Reform Kulübe gider.Dabei wurde der Versammlungsort stets gewechselt.
Monte Rosa Dağı'nın doğu duvarındaki Marinelli Kulübesi 'nin inşasında dağ tırmanıcı niteliklerine ulaşır.Beim Bau der Marinelli-Hütte in der Ostwand des Monte Rosa erlangte er seine Bergsteigerqualitäten.
İlk iki sezonunda çoğunlukla yedek kulübesinde bekledi.Dort spielte er die ersten beiden Jahre überwiegend in der Reservemannschaft.
Annie koşarak kulübeye döner.Annie flüchtet zurück ins Haus.
İlk hafta Sivasspor karşsıında kulübede yer aldı.Am ersten Abend übernachtet er in einer Wanderhütte.
Ardından kulübelere dönülür.Daraufhin begaben sie sich wieder in ihre Kabinen.
Daha fazla maç oynamayı istediğim bir kulübe geldim.Anschließend kehrte für eine weitere Spielzeit nach Gostivar zurück.
Stanley Pines : Dipper ve Mabel'ın sinsi amcası Stan, Gizemli Kulübe'nin yöneticisidir.Stanley „Gronkel Stan“ Pines Stan ist der ruppige Großonkel von Dipper und Mabel.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Hütten, öffentliche Gebäude, Tempel und Stadtmauern brachen jäh in sich zusammen.
Kulübe üye olanların dışında tüm dünyada yaklaşık 1.800 peñas (kulübe bağlı resmî taraftar grupları) vardır.Inklusive der Tochterunternehmen gehören rund 1800 Filialen weltweit zu dem Konzern.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Rückblende: Ash macht nur mit seiner Freundin Linda Urlaub in einer Waldhütte.
Kulübenin sahibi olan yaşlı bir kadın onları içeri davet eder ve yemek ikram eder.Die Bewohnerin des Häuschens, eine alte Hexe, erscheint und lädt die Kinder zum Essen ein.
Kulübesinin üzerinde uyur, asla içinde değil.Sein Bett in der Kabine war unbenutzt.
İki hafta sonra, 12 Şubat 1809'da Abraham Lincoln bir odalı ağaç kulübede doğdu.Deux mois plus tard, le 12 février 1809, Abraham Lincoln naquit dans une petite cabane en rondins.
Kulübeye kadar kovalarlar.Ils le suivent jusqu'à la cabane.
Minnie onu kulübenin tavan arasına saklar.Minnie le cache dans son grenier.
Tom Amca'nın Kulübesi dahil 20'den fazla kitap yazmıştır.Mallon a écrit plus d’une vingtaine de livres sur les Jeux olympiques.
Çok büyük bir kulübe döndüm.Elle se rencontre a Campina Grande.
Bu yüzden de doğru kulübe geldiğime eminim.Elle décide donc d'entrer au club.
Olaydan sonra Tupac ve Suge Knight eğlenmek için Club 662 isimli kulübe gitmek üzere hazırlandılar.Après la bagarre, Shakur doit se rendre avec Suge au Club 662.