Ama birçok modern erkek gibi oda kucaklar, pişirir ve çocuklara beyzbol öğretmek için erken işten çıkar.Но подобно на много съвременни мъже, той прегръща, той пече, напуска работа рано за да бъде треньор по футбол.
Ama birçok modern erkek gibi oda kucaklar, pişirir ve çocuklara beyzbol öğretmek için erken işten çıkar.ولكنه هو مثل الرجال الجدد .. يطبخ ! يحضن وهو يعود من العمل الى اريكته .. لكي يشاهد الرياضية
Ama birçok modern erkek gibi oda kucaklar, pişirir ve çocuklara beyzbol öğretmek için erken işten çıkar.少年野球のコーチで早退したりもします 父親団に誘った時 彼が泣いたか訊かれたことがあります
Ama içeriye girmek için bir yol bulur bulmaz, insanlar bana kucak açtı.Dar odată ce am reușit să intru, oamenii m-au îmbrățișat.
Ama içeriye girmek için bir yol bulur bulmaz, insanlar bana kucak açtı.Pero una vez en el interior, la gente me abrazó.
Ama içeriye girmek için bir yol bulur bulmaz, insanlar bana kucak açtı.Но когда я нашла путь внутрь, люди окружили меня.
Ama içeriye girmek için bir yol bulur bulmaz, insanlar bana kucak açtı.自分たちの話を伝えてほしいと 言われました
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.Dar în cele din urmă, am decis că ce ar trebui să fac de fapt e să nu lupt cu ce sunt, ci s-o accept.
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.하지만 결국 이런 결정을 하게 됬어요. 내가 진정 해야 할 일은 "나"라는 사람을 부정할 게 아니라
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.Maar uiteindelijk besloot ik dat ik niet meer moest bevechten wie ik ben, maar het omarmen.
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.Pero al final, decidí que lo que realmente tenía que hacer era no luchar contra lo que soy, sino aceptarlo.
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.Но, в конце концов я решил, что не нужно сражаться с собой, нужно принять себя. И решил:
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.אבל בסופו של דבר, החלטתי שאני לא צריך להילחם במי שאני,
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.لكن أخيراً، قررت أن مايتوجّب عليّ فعله حقاً ليس محاربة ماهيتي،
Ama sonunda olduğum kişiyle savaşmamaya ve kendimi olduğum gibi kucaklamaya karar verdim.僕は決断した 僕が本当にすべきことは 僕が誰であるかを追及するのではなく ただ自分自身をありのまま 認めるべきだってことさ
Ama tabii kucaklayabileceği sadece yansıması olacak.Avšak dokáže objať iba svoj odraz, ktorý je samozrejme , nehmotný.
Ama tabii kucaklayabileceği sadece yansıması olacak.Але він зможе обійняти лише власне відображення,яке є невловиме.
Ama tabii kucaklayabileceği sadece yansıması olacak.Но така той ще прегърне единствено образа си.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.A Paweł zstąpiwszy na dół, przypadł nań, a ujrzawszy go, rzekł: Nie trwożcie się; boć w nim jest dusza jego.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Entonces Pablo descendió y se echó sobre él, y al abrazarlo dijo: "¡No os alarméis, porque su vida está en él!
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.I sstoupiv dolů Pavel, zpolehl na něj, a objav jej, řekl: Nermuťtež se, však duše jeho v něm jest.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.바울이 내려가서 그 위에 엎드려 그 몸을 안고 말하되 떠들지 말라 생명이 저에게 있다 하고
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Men Paulus gikk ned og kastet sig over ham og favnet ham og sa: Vær ikke urolige! hans sjel er i ham.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Men Paulus gik ned og kastede sig over ham og omfavnede ham og sagde: "Larmer ikke; thi hans Sjæl er i ham."
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Pál pedig alámenvén, reá borula, és magához ölelve monda: Ne háborogjatok; mert a lelke benne van.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Paolo allora scese giù, si gettò su di lui, lo abbracciò e disse: «Non vi turbate; è ancora in vita!»
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Pavel pa gre doli in se skloni nanj ter ga objame in reče: Pomirite se; kajti duša njegova je v njem.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Tu sišiel Pavel a padol na neho a objímuc ho povedal: Neznepokojujte sa, lebo jeho duša je v ňom.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Καταβας δε ο Παυλος, επεσεν επ' αυτον και εναγκαλισθεις ειπε Μη θορυβεισθε διοτι η ψυχη αυτου ειναι εν αυτω.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.А момчето доведоха живо, и не малко се утешиха.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Зійшовши ж Павел у низ, припав до него, й обнявши рече: Не трівожтесь, душа бо його в йому.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Павел, сойдя, пал на него и, обняв его, сказал: не тревожьтесь, ибо душа его в нем.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.וירד פולוס ויגהר עליו ויחבקהו ויאמר אל תבהלו כי נשמתו בו׃
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.فنزل بولس ووقع عليه واعتنقه قائلا لا تضطربوا لان نفسه فيه.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.保 羅 下 去 、 伏 在 他 身 上 、 抱 著 他 、 說 、 你 們 不 要 發 慌 、 他 的 靈 魂 還 在 身 上
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.保羅 下去 、 伏在 他 身上 、 抱著 他 、 說 、 你 們 不 要 發慌 、 他 的 靈魂 還 在 身上
Aşk der ki, günde sekiz kucaklama.Love napi nyolc ölelést ír elő.
Aşk der ki, günde sekiz kucaklama.Love vă recomandă opt îmbrățișări pe zi.
Aşk der ki, günde sekiz kucaklama.Love zegt acht knuffels per dag.
Aşk'tan reçeteniz: Günde sekiz kucaklama.A teraz jako Dr Miłość wypiszę wam receptę: osiem uścisków dziennie.
Aşk'tan reçeteniz: Günde sekiz kucaklama.Dr. Love verschreibt Ihnen nun Folgendes: acht Umarmungen täglich.
Aşk'tan reçeteniz: Günde sekiz kucaklama.Esta es la receta del Dr. Amor: ocho abrazos al día.
Aşk'tan reçeteniz: Günde sekiz kucaklama.Love je voorschrijft: acht knuffels per dag.
Aşk'tan reçeteniz: Günde sekiz kucaklama.Love: opt îmbrățișări pe zi.
Aşk'tan reçeteniz: Günde sekiz kucaklama.Love receptje számodra: napi nyolc ölelés.
Aşk'tan reçeteniz: Günde sekiz kucaklama.Tässä on reseptinne Tohtori Rakkaudelta: kahdeksan halausta päivässä.
Ayıcık kucaklaşması!Abbraccio Ursino!
Ayıcık kucaklaşması!Abraço dos Ursos!
Ayıcık kucaklaşması!Er hat es gesagt.
Ayıcık kucaklaşması!Ne le dis pas! Big bisou!
Ayıcık kucaklaşması! Söyledi. söyledi. Oh, tanrım...毛が口に入ったじゃない
Ayıcık kucaklaşması!Αρκουδο-αγγαλιά!
Ayıcık kucaklaşması!Не надо этого делать! Медвежьи объятия!
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) cientos de preguntas, B) quieren abrazarte.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) hàng trăm câu hỏi, B) muốn ôm ông một cái.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) hunderte Fragen und B) möchte dich umarmen.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) hundra frågor, B) vill krama dig.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) memiliki ratusan pertanyaan, B) ingin memeluk anda.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) o sută de întrebări, B) dorința de a te îmbrățișa.
A) yüzlerce sorusu var, B) sizi kucaklamak istiyorlar.A) sata kysymystä ja B) haluaa halata sinua.