Tebrizli Şems bu yorum karşısında "Allah, Allah" diye haykırarak onu kucakladı.Das Gebet ist der Ausgang der Seele, um Gott zu empfangen, wenn Er zu ihr kömmt.
Endimion uykusunda iken Diana'yi kucaklar.Rebecca schmachtet derweil den schlafenden Ivanhoe an.
Erkekler babalarının yanında kendi çocuklarını kucaklarına alıp sevemezler.Die Söhne knüpfen während der Abwesenheit ihrer Väter Liebesbande.
Ülkücülerle, milliyetçilerle kucaklaşın.Auge in Auge mit den Besatzern.
Shang Hanedanı (M.Ö. 400'den önce) Çinli hükümdarlar için kucak köpeği olarak yetiştirilmişlerdir.Die Hunnen (Xiongnu) galten jahrhundertelang als Erzfeinde der Chinesen.
Geri geldiğinde ona kucak açacaklarını söyler.Als sie wieder zu sich kommt, gibt sie ihm einen innigen Kuss.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Mettons plutôt bas les armes et concluons la paix.
Miramax şirketi bağımsız filmlere kucak açtı.Miramax devient la branche films indépendants de Disney.
Tebrizli Şems bu yorum karşısında "Allah, Allah" diye haykırarak onu kucakladı.Il court vers eux en criant "Allah Ouakbar".
Seni kucaklayayım...").À maintenir. ».
Geri geldiğinde ona kucak açacaklarını söyler.Elle lui dit de venir la voir lorsqu'il se réveillera.
Eserde birbirlerini öperek kucaklayan bir çift resmedilmiş.Elle a la forme de deux amants qui s'embrassent.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Arrojemos las armas y abracemos la paz.
Onlarca genç insana açılan kucak.Diez Puertas El Hombre Tranquilo.
Film Eilis ve Tony'nin mutlu kucaklaşmasıyla biter.La película termina con Eilis y Tony reuniéndose y abrazándose felizmente.
Seni kucaklayayım...").«"El abrazo"».
Genç adamı hasretle kucakladı.El joven se inclinó.
Manon'u kucaklaşmaya çalışır ama gardiyanların çavuş tarafından itilip gruptan uzaklaştırlır.Intenta cogerla, pero el sargento lo aparta brutalmente.
Esav onu kucakladı ve öpüştüler.Entonces Spike la agarra y la besa.
Gitar çalınırken genellikle kucaktadır.Algunas veces también se le ve tocando la guitarra.
Ray Milland bu filmde En İyi Aktör Oscarı'nı kazanırken, Billy Wilder En İyi Yönetmen Oscarı'nı kucaklamıştır.Tanto Wilder como el actor principal, Ray Milland, obtuvieron el Óscar por este trabajo.
Endimion uykusunda iken Diana'yi kucaklar.Con el tiempo van Diemen sorprende y captura a Keremea mientas duerme.
İki sevgili birbirlerini ilk kez görürler ve hemen kucaklaşırlar.Los dos amantes se abrazan por última vez mientras el fuego los consume.
Brian mektubu okuduktan sonra Anthony ile el sıkışır ve onu kucaklar.Finito di leggere la lettera, Brian offre una stretta di mano ad Anthony, per poi abbracciarlo, commosso.
Tebrizli Şems bu yorum karşısında "Allah, Allah" diye haykırarak onu kucakladı.Mentre veniva colpito, ripeteva urlando "Allah!".
Eserde birbirlerini öperek kucaklayan bir çift resmedilmiş.Sullo sfondo un'altra coppia è intenta ad abbracciarsi.
Esav onu kucakladı ve öpüştüler.Will lo abbraccia e lo ringrazia.
Lee ve Randi kısaca kucaklaşır ama konuşamazlar.Lei e Ricky si scambiano un bacio ma non ci sarà niente di più.
Genç sevgililer Schicchi'nin hayran bakışları altında birbirleriyle kucaklaşırlar.I due si baciano sotto gli occhi di Stefano.
İki sevgili birbirlerini ilk kez görürler ve hemen kucaklaşırlar.Alla fine i due innamorati si incontreranno al ballo e si baceranno per la prima volta.
Çocuklarını kucaklar mısın?Ты обнимаешь своих детей?
Seni kucaklayayım...").Я хочу держать тебя за руку).
Film Eilis ve Tony'nin mutlu kucaklaşmasıyla biter.Фильм заканчивается кадрами счастливой встречи Эйлиш и Тони.
Bunun üzerinde ikisi arasında önce gerginlik oldu ama ardından ikisi kucaklaştı.Это расстроило их обоих, и они решили объединиться.
Miramax şirketi bağımsız filmlere kucak açtı.Miramax задумывалась как компания по производству независимого некоммерческого кино.
Eserde birbirlerini öperek kucaklayan bir çift resmedilmiş.На мгновение они оказываются в объятиях друг друга и спонтанно целуются.
Şehit babasını kucaklayan bir oğlu gösterir.Мать обнимает своего ребёнка.
Sürekli sevilmek, öpülmek, kucaklanmak ister.Любить — постоянно выражать свои чувства к ребёнку, обнимать, целовать его.
Esav onu kucakladı ve öpüştüler.Маллой обнимает её, и они целуются.
Ayrılırken de kara kucak yaparlarmış.И мы чувствуем себя оскорбленными, когда они уходят.
Genç adamı hasretle kucakladı.Юноша увлёкся стекольным делом.
Kurgu, film müziği ve ses dallarında 3 oskarı kucaklayan filmin gişe hasılatı 100 milyon dolar oldu.Для света и звука было закуплено оборудования на 3 миллиона долларов.
Hatta bir ara Josef Stalin Moskova tren istasyonunda kendisini kucaklamıştı.На станции Ясиноватая его прицепляли к поезду Сталино — Москва.
Tom'un hakikaten ihtiyacı olduğu tek şey, kucaklaşmaktı.كل ما كان يحتاجه توم حقاً هو عناق.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Vamos parar o abate, e deixar o povo deles e o nosso povo viverem em paz.
Esav onu kucakladı ve öpüştüler.Scottie a agarra e eles se abraçam.
Seni kucaklayayım...").E abraçar!"
Genç sevgililer Schicchi'nin hayran bakışları altında birbirleriyle kucaklaşırlar.De geliefden omhelzen elkaar terwijl Schicchi bewogen toekijkt.
Burası binlerce yıl, birçok devlete kucak açmıştır.Tijdens die 1000 jaar zijn vele zwakkere naties verloren gegaan.
Kur'an'da Yusuf'un annesiyle babasının huzuruna çıkarıp kucaklaştığından ve tahta çıkartığından bahsedilir.In dat geval was hij de zoon was van Johanan, de zoon van Azarja I; en werd hij vader van Amarja.
Kapıda hasretle kucaklaştık.Rozlega się dudnienie do drzwi.
Seni kucaklayayım...").Mógłbym go uściskać”.
Hatta bir ara Josef Stalin Moskova tren istasyonunda kendisini kucaklamıştı.Uczestniczył wraz z wojskami hetmana Stanisława Żółkiewskiego w wyprawie na Moskwę.
Şehit babasını kucaklayan bir oğlu gösterir.En samuraj kysser sin pojkvän.
Kapıda hasretle kucaklaştık.Knackelibang på dörren.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Man kringskär vår frihet, förminskar vårt bröd.
Kont Octavian Sophie'yi kucaklar.Den lesbiska grevinnan Geschwitz uppvaktar Lulu.
Eserde birbirlerini öperek kucaklayan bir çift resmedilmiş.Den föreställer ett medeltida par som förenas i en kyss.
Seni kucaklayayım...").Обійми мене.»
Genç adamı hasretle kucakladı.Юнак глибоко зітхнув.