Uyum evrensel ve kucaklayan ve sonsuzlukla ve anla ilgili bir şeyin öne sürülmesi.التناغم هو اقتراح شيء شامل ومحيط وأزلي ولحظي في الوقت ذاته.
Uyum evrensel ve kucaklayan ve sonsuzlukla ve anla ilgili bir şeyin öne sürülmesi.永遠でもあり この瞬間のものでもある 何かを暗示するものです 解決というのはもっとずっと限られたものです
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakPrin punerea în balanţă şi prin adoptarea expertizei din cadrul companiei,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakApalancando y abrazando la experiencia dentro de la empresa,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakBằng cách tận dụng và chấp nhận các ý kiến trong công ty,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakDando peso e dando importanza all'expertise interna all'azienda,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakDengan memanfaatkan dan merangkul para ahli di dalam perusahaan,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakDzięki wykorzystaniu i docenieniu ekspertów wewnątrz firmy
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakEn mettant en valeur et en adhérant à l'expertise au sein de l'entreprise,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarak이미 확보하고 있는 인적 물적 자원을 활용하고 회사내의 전문성을 수용함으로써 베스트 바이는
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakВикористовуючи та заохочуючи експертизу в межах компанії,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakЧрез нагласяне и прегръщане на експертизата вътре в компанията,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakעל-ידי מינוף ואימוץ המומחיות שבתוך החברה,
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarakعن طريق حشد و تبني الخبرات الموجودة داخل الشركة،
Uzmanlığı şirket içinde güçlendirerek ve kucaklayarak活用し採用することで ベスト・バイは これから中国に
Uzunluğunda bir ahşap Ben bir kucak dolusu alighted çok tanıdık vardı taşıyan ve korkmadan çubukları öpüp.Boli tak známe, že na dĺžku jeden pristálo na plnú náruč dreva, ktoré som vnášanie a písal na palice bez obáv.
Uzunluğunda bir ahşap Ben bir kucak dolusu alighted çok tanıdık vardı taşıyan ve korkmadan çubukları öpüp.Byli tak známé, že na délku jeden přistálo na plnou náruč dřeva, které jsem vnášení a ťukal na hole bez obav.
Uzunluğunda bir ahşap Ben bir kucak dolusu alighted çok tanıdık vardı taşıyan ve korkmadan çubukları öpüp.그들은 길이 하나의 내가 나무의 한 이름에 배가 너무 익숙한되었습니다 in 들고, 그리고 두려움없이 막대기에 pecked.
Uzunluğunda bir ahşap Ben bir kucak dolusu alighted çok tanıdık vardı taşıyan ve korkmadan çubukları öpüp.הם היו כל כך מוכר כי אורך אחד נחת על ערמת עצים אשר הייתי נושאת, וניקרה המקלות בלי פחד.
Uzunluğunda bir ahşap Ben bir kucak dolusu alighted çok tanıdık vardı taşıyan ve korkmadan çubukları öpüp.搬入し、恐れることなく、スティックat尻に敷かれた。 私はhoeingている間私は一度一瞬私の肩に降りスズメを持っていた
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.A byly tam matky, držící své děti, které byly nalezeny ve smrtelné agónii.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Anyákat láttam, ahogy a gyerekeiket karolták, akik már a halálukon voltak.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Były tam matki, tulące w agonii swoje dzieci.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Di sana ada para ibu yang memeluk anak-anak mereka yang sedang sekarat.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.E c'erano madri che tenevano i propri figli colpite nel loro ultimo spasimo.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.E viam-se mães a abraçar os filhos que tinham sido apanhados nos seus espasmos finais.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Il y avait des mères tenant leurs enfants figées dans de leur agonie.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.그 무덤에는 그들의 아이들을 부둥켜 안고 있는 엄마들이 있었죠. 그 아이들은 죽음의 고통을 그대로 가지고 있었습니다.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Moeders met hun kinderen in hun armen tijdens hun laatste stuiptrekkingen.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Na njih so bili otroci v objemih mater, ki so jih objele v zadnjih izdihljajih.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Những bà mẹ ôm những đứa trẻ cố gắng che chờ chúng khỏi sự đau đớn.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Și erau mame care își țineau copiii chinuiți de ultimele clipe ale morții.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Und Mütter hielten ihre Kinder, die den letzten Kampf gegen den Tod verloren hatten.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Y había madres abrazando a sus niños en sus momentos finales.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Υπήρχαν μητέρες που κρατούσαν τα παιδιά τους που άφηναν την τελευταία τους πνοή.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.А ще були матері, які тримали на руках своїх дітей, що переживали останні передсмертні муки.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Имаше майки, които държаха децата си, хванати в смъртна прегръдка.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.Среди них были матери, прижимавшие к себе детей, застывшие в предсмертных спазмах.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.והיו אמהות אוחזות בילדיהן שנכבלו בעבותות הסופניות של המוות.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.وكان هناك أمهات يحملن أطفالهن .. ممن تم إيجادهم وهم في آخر سكرات الموت.
Ve anneler vardı, kucaklarında son anlarını yaşayan çocuklarını tutan anneler vardı.苦悶のあとを留めていました 私達は戦争から 多くを学びます
Ve geleceğe kucak açabiliriz.Et nous pouvons embrasser l'avenir.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Bạn ôm cơ sở dữ liệu, bạn không muốn bỏ ra tới khi bạn tạo một trang mạng đẹp cho nó.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Îţi îmbrăţişezi baza ta de date, nu vrei să îi dai drumul până când nu ai făcut un site web frumos pentru ea.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Je knuffelt je database, want je wilt ze niet afstaan tot je er een mooie website voor gemaakt hebt.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.데이터를 끌어 안고는 내보내지를 않는 거죠. 어지간히 예쁜 웹사이트가 준비 될 때 까지는 말입니다.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Magadhoz szorítod az adataidat, nem engeded ki amíg nem készítettél neki egy nagyon szép honlapot.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Uno abraza la base de datos, no la soltamos hasta que creamos un hermoso sitio web.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Ви обнімаєте свою базу даних, ви не хочете її відпускати, поки не зробите прекрасну веб-сторінку для неї.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Прегръщате базата си данни, не искате да я пуснете на свобода, докато не й направите един хубав сайт.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.Ты обнимаешь свою базу данных, ты не хочешь отпускать её, пока не сделаешь для неё красивый сайт.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.מחבקים את הנתונים ולא משחררים אותם עד שיוצרים בשבילם אתר יפה.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.أنت تحضن قاعدة بياناتك، لا تريد أن تطلق سراحها حتى تنشئ لها موقعاً جميلاً على الإنترنت.
Veritabanını kucaklarsan ve ona güzel bir site yapana kadar gitmesine izin vermezsin.完成するまで見せようとしないのです 私は、それをするよりかは、
Ve sığ bencilliğimizden sıyrılıp, o bölgenin insanları ile değişimi kucaklayalım.변화를 포용하기 위하여, 그 지역의 사람들과 함께 멋진 미래, 희망, 관용을
Ve sığ bencilliğimizden sıyrılıp, o bölgenin insanları ile değişimi kucaklayalım.Și haideți să renunțăm
Ve sığ bencilliğimizden sıyrılıp, o bölgenin insanları ile değişimi kucaklayalım.בואו נוותר על האנוכיות הצרה שלנו על מנת לקבל את השינוי,
Ve sığ bencilliğimizden sıyrılıp, o bölgenin insanları ile değişimi kucaklayalım.ونتخلى عن أنانيتنا الضيقة من أجل احتضان التغيير،
Ve sığ bencilliğimizden sıyrılıp, o bölgenin insanları ile değişimi kucaklayalım.変革を手にし この地の人々の 輝かしい未来 希望
Veya yılanı kucaklarına alıyorlardı.Dan mereka memeluknya di pangkuan mereka.