Hümanistler olarak, tabi ki, bu değişime kucak açmalıyız.Як гуманісти, ми повинні привітати, однозначно, цю зміну.
Hümanistler olarak, tabi ki, bu değişime kucak açmalıyız.כהומניסטים, עלינו לקבל, בוודאי, את השינוי הזה.
Hümanistler olarak, tabi ki, bu değişime kucak açmalıyız.وكبشر .. هم مرحبون بهم تماماً وبهذا التغير
Hümanistler olarak, tabi ki, bu değişime kucak açmalıyız.必ず迎え入れなくてはならないのです そして 私たちはこれらの文明について
Hz. Meryem'in yaşamakta oldukları çok aşikar, kucakladığı beden hiç bir direnç göstermiyor, oysa Hz.A cítíte také tíhu toho těla a skrze tu tíhu ztrátu života, což je pro Marii tak zřejmé.
Huzurunda kucaklaşıyormuş gibiأشعر وكأني بين ذراعيــك
İçinde yaşadığımız dünyanın, .ilahi olanı kucakladığı sahneler.Je to něco, co je mimo náš svět. Takové pojetí spiritualismu skrze náš svět.
İçinde yaşadığımız dünyanın, .ilahi olanı kucakladığı sahneler.Z pewnością jest to coś nie z tego świata, element duchowości przenikający naszą rzeczywistość.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Abrace a sua criança interior.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Acceptaţi-vă copilul interior.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Acceptez l'enfant qui dort en vous.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Fogadd el a benned élő gyereket.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Guíate del niño que llevas dentro.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.동심으로 돌아가세요.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Omaksu sisäinen lapsesi.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Omarm je innerlijke kind.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Přijměte své vnitřní dítě.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Prijmite svoje vnútorné dieťa.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Przytul swe wewnętrzne dziecko.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Rangkullah anak dalam batin Anda.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Ritrovate il vostro lato infantile.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Umarmen Sie Ihr inneres Kind.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Vỗ về đứa trẻ trong bạn.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Αποδεχτείτε το παιδί μέσα σας.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Обійміть своє внутрішнє дитя.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Побалуйте ребенка в себе.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.Прегърнете детското в себе си.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.אמצו את הילד הפנימי שלכם.
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.أطلق العنان للطفل في داخلك
İçinizdeki çocuğu kucaklayın.時々 ドレスアップをして
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.Dans le scénario du 2e groupe, les murs sont vivants et donnent en fait l'accolade à Dilbert.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.En el escenario del segundo grupo, las paredes están vivas e incluso le dan a Dilbert un abrazo grupal.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.In het scenario van de tweede groep leven de muren en geven ze Dilbert een groepsknuffel.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.În scenariul celui de-al doilea grup, pereţii sunt vii şi chiar îl îmbrăţişează în grup pe Dilbert.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.두번째 그룹의 시나리오에서는, 벽들이 살아 있습니다 그래서 딜버트에게 큰 포옹을 해주죠.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.Nel modello del secondo gruppo i muri sono vivi e stringono Dilbert in un abbraccio collettivo.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.No cenário do segundo grupo, as paredes têm vida e até dão um abraço de grupo a Dilbert.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.W scenariuszu drugiej grupy, ściany ożywają i tulą Dilberta w grupowym uścisku.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.Во второй группе стены оживают и коллективно обнимают Дилберта.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.В сценария на втората група стените са живи и всъщност групово прегръщат Дилбърт.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.בתסריט של הקבוצה השניה הקירות חיים וממש נותנים לדילברט חיבוק קבוצתי.
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.في سيناريو المجموعة الثانية, الحوائط حية وتحتضن ديلبرت جماعيًا
İkinci grubun senaryosunda ise, duvarlar canlı ve Dilbert'i grup olarak kucaklıyor.ディルバートをみんなで抱きしめるのです" (笑い)
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Akceptacja ludzkiej różnorodności to klucz do prawdziwego szczęścia.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Da šele, ko bomo sprejeli različnost ljudi, bomo našli pravo pot do resnične sreče.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Dat door de diversiteit van mensen te omarmen, we een betere weg naar het ware geluk kunnen vinden.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.E' abbracciando la diversità degli esseri umani, che troveremo una strada più sicura verso la vera felicità.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.En embrassant la diversité des êtres humains, nous trouverons un chemin plus sûr vers le bonheur.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Että omaksumalla ihmisten erilaisuuden, löydämme varmemmin tien todelliseen onnellisuuteen.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Ez pedig az emberi sokféleség befogadása, amely bizonyosan elvezet az igazi boldogsághoz.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Faptul că, acceptând diversitatea fiinţelor umane, vom găsi o cale mai sigură spre adevărata fericire.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.I acceptansen av den mänskliga diversiteten, kommer vi hitta en säkrare väg till äkta lycklighet.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.인류의 다양성을 포용하는 것이 진정한 행복으로 가는 틀림없는 길이라는 것이죠.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Que aceptando la diversidad de los seres humanos encontraremos un camino más certero a la verdadera felicidad.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Wenn man sich auf die Vielfalt der Menschen einlässt, man bestimmt einen besseren Weg zum wahren Glück findet.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Že prijatím rozmanitosti ľudských bytostí nájdeme istejšiu cestu k pravému šťastiu.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Že zahrnutím rozmanitosti lidských bytostí, najdeme jistější cestu k opravdovému štěstí.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Приемайки различията на човешките същества ще открием по-сигурен път към истинското щастие.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.Принимая непохожесть людей, мы найдём более верный путь к настоящему счастью.
İnsanoğlunun çeşitliliğini kucaklayarak, gerçek mutluluğa giden daha emin bir yol bulabiliriz.כאשר נאמץ ללבנו את המגוון שהוא המין האנושי, אנחנו נמצא דרך בטוחה יותר לאושר אמיתי.