Buna kucak açmalıyız.Πρέπει να το εναγκαλιάσουμε αυτό.
Buna kucak açmalıyız.Нам следует воспользоваться этим.
Buna kucak açmalıyız.אנחנו צריכים לאמץ את זה.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Ei au înţeles asta, şi au îmbrăţişat tehnologia şi o folosesc, şi au succes.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Ellos entendieron y adoptaron la tecnología la aprovecharon y son exitosos.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Họ hiểu nó, họ tiếp thu công nghệ và làm việc với nó, và họ đã thành công.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Ils l'ont bien compris, ils ont intégré la technologie et ils travaillent avec, et ils ont beaucoup de succès.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.그들은 그것을 잘 알고 있고 기술을 받아 들였습니다. 그리고 잘 사용하고 있습니다.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Oni to rozumieli, technologia nie była problemem, dalej z niej korzystają i odnoszą sukcesy.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Sie haben es verstanden, sich die Technologie zu eigen gemacht, sie arbeiten damit und sind erfolgreich.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Ze omarmden de technologie, benutten het ten volste en zijn succesvol.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Они сами всё поняли, они используют по максимуму новые технологии и у них все отлично получается.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.Те го разбраха, прегърнаха технологията, тичат с нея и постигат успех.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.הם מבינים את זה, הם מאמצים את הטכנולוגיה הם משתמשים בה, והם מצליחים.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.لقد فهموا الأمر بأنفسهم , و أحتضنوا التقنية و تعاملوا معها , وهم ناجحون في ذلك.
Bunu anladılar, teknolojiyi kucakladılar ve onunla devam ediyorlar, başarılı da oldular.テクノロジーを利用し 成功を収めていました 私はノリウッド現象が 双方向に発展することを望んでいます
Bunun dvd'lerini Darth Vader'a ve patronu Grand Moff Tarkin'e kucak dolusu sevgilerle postalarlar.관객들은 다스베이더가 이사로 있는 회사의 제품을 보이콧하는 장면이나 (제국 커피를 사지 말자!) 베이더 씨에게 더 이상 행성을 터트리지 말라고
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Acest loc nu numai că îmi acceptă situația dar efectiv mă ajută.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.C'est un endroit qui s'adapte non seulement à mes besoins, mais en réalité les adopte.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Đây là nơi không chỉ chứa đựng những nhu cầu của tôi mà hơn thế nữa còn là nơi nuôi dưỡng chúng.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Det är en plats som inte bara möter mina behov utan faktiskt omfamnar dem.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Deze plek biedt niet alleen een antwoord op mijn noden, ze omarmt ze zelfs.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Dort kommt man meinen Bedürfnissen nicht nur entgegen, sondern begrüßt sie sogar.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Este es un lugar que no solo se ajusta a mis necesidades, sino que de hecho las acepta.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.É um lugar que, não só se adapta às minhas necessidades, mas as recebe de braços abertos.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Ez a hely nemcsak alkalmazkodik minden igényemhez, de elfogadja őket.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Je to místo, které se nejen přizpůsobuje mým potřebám, ale skutečně je přijímá.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.이곳은 제가 필요한 것들을 제공해줄 뿐만 아니라 그것을 이해하려고 하지요.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Questo è un luogo che non solo risponde alle mie esigenze ma le abbraccia davvero.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.To miejsce, które nie tylko spełnia moje potrzeby, ale wręcz przyjmuje je z entuzjazmem.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Αυτό το μέρος όχι μόνο καλύπτει τις ανάγκες μου αλλά ουσιαστικά τις αγκαλιάζει.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Това е място, което не само посреща моите нужди но всъщност ги приемат.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.Это место не только соответствует моим потребностям, но и приветствует их.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.זהו מקום שלא רק מסתגל לפי צרכי, אלא ממש מקבל אותם.
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.هذا ليس مكان فقط ليتحمل حاجاتي و لكنه يحيطها برعاية
Burası sadece ihtiyaçlarımı karşılayan değil aynı zamanda onları kucaklayan bir yer.それを喜んで受け入れてくれます 非常に知的に刺激的な場所であり
Buraya gelin. Bana bir kucak verin.Chodź, przytul mnie.
Buraya gelin. Bana bir kucak verin. (Kahkahalar)Serrez-moi dans vos bras (Rires)
Buraya gelin. Bana bir kucak verin.이리오세요. 안아주세요
Buraya gelin. Bana bir kucak verin.Tule tänne, anna minulle halaus.
Buraya gelin. Bana bir kucak verin.בוא, תן לי חיבוק.
Buraya gelin. Bana bir kucak verin.تعال هنا. إعطنى حضن.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Am văzut cum China se deschide lumii şi invers.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Bila sem zraven, ko je Kitajska sprejemala svet in svet njo.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Ho visto la Cina andare incontro al mondo e viceversa.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Ich sah zu, wir China die Welt annimmt und umgekehrt.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Ik zag China de wereld omarmen en vice versa.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.J'ai vu la Chine embrasser le monde et vice versa.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Jeg så Kina omfavne verden og vice versa.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.저는 중국이 세계를 포용하는 것, 그리고 반대로 세계가 중국을 포용하는 것 또한 보았습니다
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Näin Kiinan syleilevän maailmaa ja päinvastoin.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Saya melihat China merangkul dunia dan sebaliknya.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Vi a China abraçar o mundo e vice-versa.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Vi a China abrazar al mundo y vice versa.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Viděla jsem, jak se Čína otevírá světu a naopak.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Videla som Čínu stať sa súčasťou sveta a naopak.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Widziałam jak Chiny otwierają się na świat i vice versa.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Είδα την Κίνα να αγκαλιάζει τον κόσμο και αντιστρόφως.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Видях как Китай прегърна света и обратното.
Çin'in tüm dünyayı kucakladığını ve tüm dünyanın Çin'i kucakladığını gördüm.Я бачила, як Китай охоплює світ і навпаки.