"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright paistoi katot, kupolit, että Spiers
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright ragyogott a tetők, a kupolák, a tornyok,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright schien die Dächer, Kuppeln, die Türme,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright sijala strehe, je kupole, je fiale,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright skinnede tagene, kuplerne, den spir,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright splendeva sui tetti, le cupole, le guglie,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright strălucea acoperisuri, cupole, turle,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright świeciło dachy, kopuły, wieże,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright zářil střechy, kopule, věže,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Bright έλαμψε από τις στέγες, τους θόλους, τα καμπαναριά,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Brilho brilhou os telhados, as cúpulas, os pináculos,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Brilló los techos, las cúpulas, las torres,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Helder scheen de daken, de koepels, de torenspitsen,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Jasne žiaril strechy, kupoly, veže,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"밝은 지붕의 지붕의 첨탑을 빛났다
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Ljus lyste taken, de kupoler, spiror,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Terang bersinar atap, kubah, puncak menara,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Брайт блестеше покриви, куполи, кули,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Яркий сияли крыши, купола, шпили,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"Яскравий сяяли даху, куполи, шпилі,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"מוארת זרח גגות, הכיפות, הצריחים,
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyordu"برايت أشرق في السقوف ، والقباب ، وأبراج ،
"Parlak, çatılar, kubbeler, kulesi, parlıyorduやロケットは、その瞬間的な火災を切断するには、自己駆動吹いた
Sizi kubbeye, önemli teolojik anın gerçekleştiği yere çekerler.Tady se musí odehrávat skvělé bohoslužby.
Sırtıma bir kubbe dövmesi yapКольщик наколи мне купола,
Tamamı dekoratif unsurla dolu. Kubbedeki mücevher gibi renkler gerçekten çarpıcı!Kościół jest wypełniony zdobieniami, barwy na apsydzie przypominające drogocenne kamienie są olśniewające.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.A Bôh riekol: Nech je obloha medzi vodami a nech delí vody od vôd!
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Derpå sagde Gud: "Der blive en Hvælving midt i Vandene til at skille Vandene ad!"
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Dieu dit: Qu`il y ait une étendue entre les eaux, et qu`elle sépare les eaux d`avec les eaux.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Dio disse: «Sia il firmamento in mezzo alle acque per separare le acque dalle acque»
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ðức Chúa Trời lại phán rằng: Phải có một khoảng không ở giữa nước đặng phân rẽ nước cách với nước.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ðức_Chúa_Trời lại phán rằng : Phải có một khoảng_không ở giữa nước đặng phân_rẽ nước cách với nước .
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Dumnezeu a zis: ,,Să fie o întindere între ape, şi ea să despartă apele de ape.``
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.E disse Deus: haja um firmamento no meio das águas, e haja separação entre águas e águas.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Entonces dijo Dios: "Haya una bóveda en medio de las aguas, para que separe las aguas de las aguas.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.És monda Isten: Legyen mennyezet a víz között, a mely elválaszsza a vizeket a vizektõl.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.In reče Bog: Bodi raztežje med vodami, da bo ločilo vode te in one.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ja Jumala sanoi: "Tulkoon taivaanvahvuus vetten välille erottamaan vedet vesistä".
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.하나님이 가라사대 물 가운데 궁창이 있어 물과 물로 나뉘게 하리라 하시고
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Och Gud sade: »Varde mitt i vattnet ett fäste som skiljer vatten från vatten.»
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Og Gud sa: Det bli en hvelving midt i vannene, og den skal skille vann fra vann.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Potem rzekł Bóg: Niech będzie rozpostarcie, w pośrodku wód, a niech dzieli wody od wód.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Řekl také Bůh: Buď obloha u prostřed vod, a děl vody od vod!
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Toen zei God: "Laat de watermassa uit elkaar gaan, zodat de wolkenhemel en de zeeën worden gevormd."
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Und Gott sprach: Es werde eine Feste zwischen den Wassern, und die sei ein Unterschied zwischen den Wassern.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Και ειπεν ο Θεος, Γενηθητω στερεωμα αναμεσον των υδατων, και ας διαχωριζη υδατα απο υδατων.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.И Бог каза: Да бъде простор посред водите, който да раздели вода от вода.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.И сказал Бог: да будет твердь посреди воды, и да отделяет она воду от воды.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.ויאמר אלהים יהי רקיע בתוך המים ויהי מבדיל בין מים למים׃
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.وقال الله ليكن جلد في وسط المياه. وليكن فاصلا بين مياه ومياه.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.神 說 、 諸 水 之 間 要 有 空 氣 、 將 水 分 為 上 下
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.神說 、 諸水 之 間 要 有 空氣 、 將水分 為 上下
Ve kubbeleri bağlıyoruz.A propojujeme na síti jednotlivé hvězdárny.
Ve kubbeleri bağlıyoruz.A sieťovo prepájame jednotlivé hvezdárne.
Ve kubbeleri bağlıyoruz.Dan kami menjejaringkan kubah-kubah planetarium.
Ve kubbeleri bağlıyoruz.En we nemen planetaria in ons netwerk op.
Ve kubbeleri bağlıyoruz.És hálózatba kötjük a planetáriumokat.
Ve kubbeleri bağlıyoruz.돔상영관끼리 네트워크 연결할 수도 있고
Ve kubbeleri bağlıyoruz. Kubbeler ve sınıflar arasını bağlayabiliriz.Możemy łączyć kopuły albo łączyć kopuły z klasami.
Ve kubbeleri bağlıyoruz.Nous relions les dômes entre eux.