kuşku ile cümle

kuşku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Büyük kuşku...«Траурные сомнения.
Mitos ve Kuşku.Душа и миф.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.И удивляется той свирепой неблагодарности, которой отплатил ему народ.
Magneto, X-Men'in ilk ve hiç kuşkusuz en büyük düşmanıdır.Магнето является основным антагонистом Людей Икс с самого первого своего и их появления.
Yazdıklarının fazla ilgi görmemesi sebebiyle küskünlük ve kırgınlık duyuyordu.وقد شعر بالانكسار والحزن عندما لم تلق كتابته أي اهتمام.
Kuşkusuz Voltaire'in 15 yıl süren bu ilişkisi entelektüel gelişimine yardımcı olmuştur.وكان لهذه العلاقة التي استمرت لمدة خمسة عشر عامًا تأثيرها الفكري المهم على حياة فولتير.
Bunların başında kuşkusuz köpek ve kedi gelir.وتنتمي القطط الصغيرة والكلاب الصغيرة إلى هذه المجموعة.
Holmes'in sahte ölümü sigorta şirketini kuşkulandırır ve sigorta şirketi para ödemeyi reddeder.و لكن حظ هولمز خانه و فشلت خطته في تزييف موته بعد أن شعرت شركة التأمين بالشك في الأمر و رفضت صرف المبلغ.
Bunlar tartışmasız ve kuşkusuz kabul edilmek zorundadır.تعتبر وجهات نظره متنازع عليها وغير مؤكدة.
Aralarındaki küskünlüğü giderirler.حط حليهم بينهم.
Kuşkusuz ki Yunanistan'a İkinci Pers Saldırı Grek tarihi açısından son derece önemli olaylardan biridir.الغزو الفارسي الثاني لليونان حدث ذو أهمية كبرى في التاريخ الأوروبي.
Küskünüm efendim."«سياحتنامه».
Aslında bu tarih dahi kuşkulu bir tarihtir.ولكن القصة نفسها في محل شكّ كبير.
Beşiktaş'a karşı bir küskünlüğüm yok.برلسكوني: لا أريد إزعاج القذافي..
Kuşkusuz bu adımı hep birlikte büyüteceğiz.وكثيراً ما يختصر اسم هذه المجموعة إلى Me.
Bu kıble kapısı üzerine; “Hiç kuşkusuz, mescitler Allah içindir.قال ابن منظور في معنى (في سبيل الله): «في الجهاد وكل ما أمر الله به من الخير فهو من سبيل الله».
Kuşkusuz, aradan geçen yıllar boyunca hep aynı resmi yaptı demiyorum.بالرغم من أن التوقعات تختلف دائما مع مرور الاعوام .
Kuşku, kesin bilgiyi gidermez.Pode-se argumentar que ele não é onisciente.
Ama şimdi onların diğerlerinden daha uyanık olduklarından kuşkulanmaya başladım." diyerek gösterir.É melhor renunciar a outra metade, pois há certa dúvida sobre eles."
Varsayıma göre insanlar doğru olmayan bir şeye inanırlarsa sürekli kuşkular yaşayacaklardır.A assunção é que, se as pessoas acreditam em algo falso, irão ser constantemente assoladas por dúvidas.
Bütün bunlar, kuşkusuz tahmini sayılardır.O contrário é que, com freqüência, se verifica.
Bunlardan en basitleri kuşkusuz Cesàro toplamı ve Abel toplamıdır.Dois destes métodos mais simples são: soma de Cesàro e soma de Abel.
Bu olay, genç Hepburn'ün huysuz ve çekingen olmasına ve insanlardan kuşku duymasına yol açtı.O incidente fez com que Hepburn se tornasse nervosa, temperamental, e a desconfiar de pessoas.
Sosyal sistemler alanına otopoiesis kavramını en etkili biçimde uygulayan kişi kuşkusuz Niklas Luhmann’dır.O responsável pela colocação da autopoiese no meio social foi Niklas Luhmann.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.Em verdade, ser-te-á reservada uma infalível recompensa.
Kuşkum, çekincem hiçbir zaman olmadı.«"Nunca tive medo.
"Büyük kuşku...A verdade suspeita...
Aşırı kuşkucu bir adam olmuştur.Era um homem extremamente escrupuloso.
Security (güvenlik, emniyet) Riskten, tehlikeden ve kuşkudan uzak olma derecesini belirler.Segurança é a percepção de se estar protegido de riscos, perigos ou perdas.
Ancak Kuşku, Temmuz ayında trafikte karıştığı bir tartışmada bıçaklandı.Os jogos eram disputados em quadras duras durante o mês de julho.
Adam onları gördüğünde, kuşkusu kalmıyor: Bu çocuklar onlar olmak zorunda.Se alguém não desiste de ter filhos, dificilmente pode-se esperar que seus descendentes assim o façam.
Kuşkusuz, Filotilla'nın faaliyet dönemi içinde Çanakkale Savaşı, görece kısa bir dönemdi.A atividade mais lucrativa de Petiot durante a ocupação foi uma falsa rota de fuga.
Bu yapısal modelin dayanıklılığına pek çok çevre tarafından kuşkuyla bakıldı.A eficiência deste plano, porém, foi muito questionada.
Bunların başında kuşkusuz köpek ve kedi gelir.Existe em todo o mundo, onde haja cães e gatos.
Şimdi Harry'e karşı daha kuşkucudur ama yine de teklifi kabul eder.Chega a agir de modo rude com Doug, mas mesmo assim não deixa de ajudá-lo.
Bilimsel kuşkuculuk, bilim eğitimi ve ahlak bilimi gibi konuların savunucusu.É um defensor do ceticismo científico, biologia educacional e da ciência da moralidade.
Mitos ve Kuşku.Mito e filosofia.
Moskova Metrosu kuşkusuz dünyanın en çok yolcu taşıyan metrosudur.O metrô de Moscou é o segundo mais usado do mundo.
Bu kıble kapısı üzerine; “Hiç kuşkusuz, mescitler Allah içindir.Com isto, introduz-se o tema do tempo: "Deus, isto é, todos os atributos de Deus, são eternos" (E I, p19).
Komşuları ondan kuşkulanıyor.Seus vizinhos suspeitam dele.
Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz Cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır.”Wie hunner u ook zal volgen, Ik zal voorzeker de hel met u allen vullen."
Önceleri konuya kuşkucu bir şekilde yaklaştı.In eerste instantie werd er twijfelachtig gedacht over Up.
Modern biliminsanlarının Aspasia’nın tarihsel gerçekliğiyle ilgili kuşkuculuğunun nedeni de budur.Dit is de reden waarom moderne geleerden sceptisch zijn over de historiciteit van Aspasia's leven.
Bu nedenle herkes Tom'dan kuşkulanır.Dit heeft als resultaat dat iedereen iedereen verdenkt.
Bir ucu açık borularda kuşkusuz ki, bir doğuşkanlar dizisi vardır.Boven water hebben de bladeren een duidelijke pijlvorm.
Kuşkum çok yerindeymiş.").En ik kom zelf ook uit een erg saai plaatsje."
Aslında sen, yıllarca içten içe kuşkulandığım şeyi doğruladın.Sommige stellingen zijn jarenlang vermoedens geweest.
Kuşkusuz bu büyük bir yanılgıydı.Dit bleek een grote vergissing te zijn.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.300 man vonden de dood.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Het latere werk van Junior Murvin was minder succesvol.
Şimdi Harry'e karşı daha kuşkucudur ama yine de teklifi kabul eder.Tom twijfelt of hij soldaat wil worden, maar hij accepteert niettemin het aanbod.
Kuşku, kesin bilgiyi gidermez.Toch is hij duidelijk geen kenner.
Arbogast Norman’ın annesini görmek ister, Norman bunun imkânsız olduğunu söyler, Arbogast kuşkulanır.Arbogast wil ook Normans moeder ondervragen, maar Norman weigert, omdat ze volgens hem ziek is.
Ancak, bu dili kuşkuya yer bırakmadan sınıflandırabilmek için hakkında çok az bilgi vardır.Er is echter te weinig van deze taal bekend om haar goed te kunnen indelen.
Aşırı kuşkucu bir adam olmuştur.Wel was hij een bijzonder vroom man.
En ünlü Maia ise kuşkusuz Melian’dı.De bekendste van de Meliae is Melia.
Kuşkuşu: Bulgur ile unun küçük yuvarlaklar haline getirilmesiyle ve suda kaynatılmasıyla yapılan yemek.Bij het eten wordt de buis uitgerold en wordt het vloeibare voedsel opgezogen.
Ama şimdi onların diğerlerinden daha uyanık olduklarından kuşkulanmaya başladım." diyerek gösterir.Volgens Nagy weet ieder mens ten diepste: een ander is aangewezen op mij en ik ben aangewezen op die ander.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.De hoofdregel luidt: loon is al hetgeen uit (tegenwoordige en vroegere) dienstbetrekking genoten wordt.
Kuşkulu maddeler yakılıp yok edilir.Aangetaste planten moet men opruimen en verbranden.
İlgili Sayfalar