Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.심장마비는 꽤 흔한 현상이라서 이 제품들이 출시되어, 광범위하게 처방되었습니다.
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.Sie wurden sehr häufig verschrieben, weil Herzinfarkte sehr oft vorkommen.
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.Tyto léky se dostaly na trh a byly hromadně předepisovány, protože infarkt myokardu je velmi častá věc.
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.Ze werden op zeer grote schaal voorgeschreven omdat hartaanvallen frequent voorkomen.
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.Συνταγογραφήθηκαν ευρέως επειδή η καρδιακή προσβολή είναι μία πολύ κοινή εκδήλωση
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.Они назначались очень широко, потому что сердечный приступ — вещь очень распространённая.
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.תרופות אלה הוכנסו לשוק. רשמו אותן לאנשים בהיקף רחב מאד כי התקפי הלב הם תופעה נפוצה,
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.تم احضار هذه العقارات الى السوق، تم وصفها بشكل واسع النطاق لأن الأزمات القلبية هي شيء شائع
Çok fazla sayıda hastaya reçete edilmişler, çünkü kalp krizi oldukça yaygın bir hastalıktır.何しろ心臓発作は多いだけに たくさん処方されました これらの上市された薬もまた 死亡率を高めてしまうことが
Çok somut bir sağlık krizi. Bugünkü çocukların ömrü, ebeveynlerinin ömründen kısa olacak.-Den uppskattade längden på dagens barns liv, kommer vara kortare än för deras föräldrar.
Çok somut bir sağlık krizi. Bugünkü çocukların ömrü, ebeveynlerinin ömründen kısa olacak.La esperanza de vida de los niños hoy será mas corta que la de sus padres
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.왜냐하면 저는 어떤 방식으로는 이렇게 생각하기 때문입니다.--다시 돌아가서 말할테지만-- 욕망의 위기는 종종 상상력의 위기이기도 합니다.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Koska luulen -- ja palaan tähän vielä -- että halun kriisissä on usein kyse mielikuvituksen kriisistä.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Mislim, da na nek način -- in k temu se bom vrnila -- je kriza poželenja pogosto kriza domišljije.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Myślę, że kryzys pożądania to często kryzys wyobraźni.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Я думаю, в некотором смысле, и я ещё вернусь к этому, кризис желания часто является кризисом воображения.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Я думаю - і ми повернемось до цього - що криза бажання є часто кризою уяви.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.כי לדעתי, במובן מסוים-- ומיד אחזור לזה-- משבר התשוקה הוא לעתים קרובות משבר של הדמיון.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.لأنني أعتقد ، بطريقه ما -- و سأعود إلي ذلك -- لكن غالبا أزمة الرغبة هي أزمة الخيال .
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.欲望が危機に瀕しているとき 私達の想像力すら脅かされています なぜ 良いセックスは やがて色あせていくのでしょう
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.A cada um foi dada uma de três descrições desta crise hipotética
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Cada uno recibió una de tres descripciones de esta crisis hipotética.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Jeder Gruppe wurde eine von drei unterschiedlichen Versionen der hypothetischen Krisensituation gegeben.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Každý dostal jeden ze tří popisů této hypotetické krize.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Każdy ze studentów otrzymał trzy opisy tego hipotetycznego kryzysu.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.그들에게 이 가상의 위기에 대한 세 가지의 설명 중 하나씩을 주었습니다.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Li s-a dat atunci una din trei descrieri ale crizei ipotetice.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Mereka masing-masing diberikan salah satu dari tiga deskripsi dari krisis hipotetis tersebut.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Mindannyian háromféle esetleírásból kaptak egyet az előbbi kitalált válságról.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.On donnait ensuite à chacun, une des trois descriptions de cette crise hypothétique.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Sau đó mỗi người đã được cung cấp một trong ba miêu tả về khủng hoảng giả định này.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Var och en av dem fick sedan en av tre beskrivningar av denna hypotetiska kris.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Ze kregen elk één van drie mogelijke beschrijvingen van deze hypothetische crisis.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Σε κάθε μαθητή δόθηκε μια από τρεις περιγραφές αυτής της υποθετικής κρίσης.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Каждому дали одно из трёх описаний этого гипотетического кризиса.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.После на всеки било дадено едно от три описания на тази хипотетична криза.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.Потім кожен студент отримав один із трьох описів імовірної кризи.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.כל אחד מהם קיבל אחד משלושה תיאורים של המשבר ההיפותטי.
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.وقد أعطي كل واحد منهم واحد من ثلاثة سيناريوهات إفتراضية لتلك الأزمة
Daha sonra her birine bu üç varsayımsal krizinin tanımı verildi.三つのシナリオからひとつを与えられました それぞれ異なる歴史的な類推を
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Apa yang terjadi adalah dunia gempar karena kontroversi kartun dari Denmark.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.A világban kitör a dán képregény miatti botrány.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Cả thế giới bùng nổ với những tranh luận về hoạt hình Đan Mạch.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Ce qui se passe c'est que le monde éclate dans la controverse des caricatures danoises.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.De wereld barstte uit in de Deense cartoonrel.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Die Welt explodiert im dänischen Karikaturenstreit.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Dzieje się to, że na świecie wybucha kontrowersja w związku z duńskim komiksem.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.덴마크에서 한 만평가가 마호메트를 만평에 이용해버린겁니다.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.La oontroversia mundial de los cómics de Dinamarca.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Lumea întreagă ia foc în jurul controversa cu caricaturile din Danemarca.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.O mundo entrou em erupção com a controvérsia do cartune dinamarquês.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Succede che il mondo esplode sulla storia delle vignette satiriche danesi.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Συνέβη ότι ξέσπασε στον κόσμο ηταραχή για τα σκίτσα στη Δανία.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Происходит то, что мир взрывает полемика вокруг датских карикатур на пророка Мухаммеда.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.Това, което се случи е, че светът изригна в спора с датската карикатура.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.מה שקרה הוא שהיתה התפרצות בעולם סביב המחלוקת לגבי הקריקטורה בדנמרק.
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.حدثت مشكلة الرسوم الكرتونية المسيئة في الدنمارك
Danimarka karikatür krizi patlak veriyor.すると私の時が来ました
Darfur Krizi, aslında bir kaynak çatışmasıydı.Darfura ma swoje pochodzenie z wojny zasobów.
Darfur Krizi, aslında bir kaynak çatışmasıydı.Darfur es, en esencia, una guerra de recursos.