Ana içeriğe geç
Sözlük

krize ile cümle

krize kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ordudaki reform ve getirdiği maliyetler Prusya'da bir anayasal krize sebep oldu.Військові реформи (і видатки на їхнє проведення) спричинили конституційну кризу в Пруссії.
ABD 1963 yılında Kennedy'nin suikast sonucu yaşamını kaybetmesiyle yeni bir krize girdi.Коли 1963 року було вбито Президента США Кеннеді, весь світ був шокований.
Yaşanan olaylar Almanya ile Türkiye arasında diplomatik bir krize de sebep oldu.Událost způsobila ostrou diplomatickou roztržku mezi Tureckem a Ruskem.
Ordudaki reform ve getirdiği maliyetler Prusya'da bir anayasal krize sebep oldu.Reformele militare (și finanțarea lor) au cauzat o criză constituțională în Prusia.
Bu dönemde özellikle oteller ekonomik krize girmiştir.Acest lucru este valabil mai ales în perioadele de criză economică.
Ancak bu sistemi uygulayan dük, ekonomik krize girdi.Guvernul condus de acesta a preluat o situație economică dificilă, pe fundalul unei crize economice.
2. Krize hazırlanma ve korunabilmek.Második fázis: A krízis felbecsülése és enyhítése.
Ancak bu sistemi uygulayan dük, ekonomik krize girdi.Valtakunnan talous oli ajautunut taloudelliseen kriisiin.
Bu savaş, Memlüklüleri ekonomik krize soktu.Sotien tarkoitus oli kohottaa heikentynyttä taloudellista tilannetta.
Ancak bu sistemi uygulayan dük, ekonomik krize girdi.Ejendomsselskabet, der ejede slottet, kom i klemme under finanskrisen.
Bu saldırılar Türkiye ve İsrail arasında büyük bir diplomatik krize neden oldu.Dette gav anledning til betydelig diplomatisk gnidning mellem Tyrkiet og Rusland.
Bu ültimatom, Avrupa'da siyasî krize neden oldu.Usædvanlige politiske projekter førte landet i krise.
2. Krize hazırlanma ve korunabilmek.2) Listeforgyldning og -forsølvning.
Endüstri krize girince şirketlerini kapatıp serbest çalışmaya başladı.Ketika produksi berakhir, ia menjadi pengangguran dan hampir bangkrut.
Ancak bu sistemi uygulayan dük, ekonomik krize girdi.Sayang, rencana proyek ini terhenti oleh krisis ekonomi.
Bu olay Avustralya, Norveç ve Singapur'da bir takım diplomatik krize yol açmıştır.この事件は、シンガポールとオーストラリアの間で外交問題になった。
1973 Petrol Krizi İspanya ekonomisini derinden etkilemiş, büyümeyi durdurarak önemli bir krize sürüklemiştir.1973年のオイルショックは日本経済を直撃し、高度成長期は終焉した。
Bu girişim Hollanda ve Endonezya arasında siyasi bir krize neden oldu.这场政变也引发了柬埔寨与荷兰人之间的这场冲突。
2. Krize hazırlanma ve korunabilmek.142쪽. 투표나 개표를 감시하고 감독함.
Bu olay, Bangladeş ve Burma arasında büyük bir krize sebep olmuştur.이러한 일련의 사건으로 인도와 파키스탄 간에 전쟁이 벌어졌다.
1938'de Stoke City'den ayrılmak istemesi bir krize neden oldu.ב-1938 ביקש מתיוס לעזוב את סטוק סיטי.
Zorunlu göç gerek Türk, gerek Yunan ekonomisinde yaklaşık 20 yıl süren ağır bir krize yol açmıştır.רוסיה הצארית לקחה חלק במלחמה הטורקית הגדולה שנמשכה כ-20 שנים.
IMF, hızlı borç krizlerinin finansal krize yol açabileceği konusunda Çin'i uyardı.מוסלי טען שכך תוגן הכלכלה הבריטית מפני השפעותיו של השוק העולמי בתקופת "השפל הגדול".
Bu savaş, Memlüklüleri ekonomik krize soktu.Тези кризи водят в крайна сметка до икономически колапс.
Bu dönemde özellikle oteller ekonomik krize girmiştir.Мораторий – в този период настъпва нормативния кризис.
Bu dönemde özellikle oteller ekonomik krize girmiştir.U ovo vrijeme izbila je gospodarska kriza, posebno u poljoprivredi.
Bu savaş, Memlüklüleri ekonomik krize soktu.Ratovi su djelomično prikrili uzroke ekonomske katastrofe.
Bu savaş, Memlüklüleri ekonomik krize soktu.Vojnové prípravy zabezpečili hospodárske oživenie.
Bu yapının bir silahlı çatışma doğuracak krize dönüşmesinden korkulmuştu.Grozilo je, da se bo konflikt razvil v oborožen spor.
Lefkoşa Havalimanı'nın durumu İngiltere ve Türkiye arasında bir krize yol açmıştır.Reševanje njenega tovora bi skoraj povzročilo vojno med Britanijo in Portugalsko.
İsrail'in verdiği bu nota Türkiye-İsrail arasında küçük bir krize neden oldu.Tai sukėlė didelio masto tarptautinį pasmerkimą, santykiai tarp Izraelio ir Turkijos pasidarė įtempti.
Bu sorunun büyümesi ise krize dönüşür.Kui raskused lähevad käest ära, tekib kriis.
Bu aşamada; Oluşacak durumların krize dönüşebilecek bir potansiyeli var mıdır?Kerkib küsimus: kas sellises olukorras on õiglane sõda üldse võimalik?
Bu saldırılar Türkiye ve İsrail arasında büyük bir diplomatik krize neden oldu.See vahejuhtum põhjustas Gibraltari ja Hispaania vahel diplomaatilisi pingeid.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Chúng ta thông minh, và thực thế, chúng ta khá kỳ diệu, nhưng chúng ta cần một cuộc khủng hoảng tốt.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.In realtà siamo brillanti, siamo assolutamente fantastici, ma una bella crisi ci piace proprio.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Jesteśmy inteligentni, jesteśmy całkiem niesamowici, ale kochamy porządny kryzys.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.사실, 우리는 똑똑합니다, 우리는 정말 굉장합니다 하지만 우리는 적절한 위기를 사랑합니다.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Nós somos inteligentes, na verdade, somos mesmo algo brilhantes, mas adoramos uma boa crise.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Okosak vagyunk, ami azt illetti különlegesek, de szeretjük a nagy kríziseket.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Olemme fiksuja, itse asiassa melko ällistyttäviä, mutta me tarvitsemme kunnon kriisin.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Sebenarnya kita cerdas dan cukup luar biasa, namun kita memerlukan krisis.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Somos inteligentes, somos muy sorprendentes, pero nos encanta una buena crisis.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Suntem deştepţi, de fapt, suntem chiar excepţionali, dar ne place o criză cum trebuie.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.We zijn slim. We zijn zelfs ronduit verbazingwekkend, maar we houden van een goede crisis.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Wir sind klug, wir sind sogar ungeheuer faszinierend, aber wir lieben eine gute Krise.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Είμαστε έξυπνοι, είμαστε πραγματικά καταπληκτικοί, αλλά μας αρέσει μια καλή κρίση.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Мы умны, мы поразительны, но мы очень любим сильный кризис.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.Ние сме умни, в действителност сме доста изумителни, но обичаме една добра криза.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.אנחנו חכמים, בעצם, אנחנו באמת די מדהימים, אבל אנו ממש מתים לאיזה משבר טוב.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.نحن أذكياء، في الواقع، نحن في الواقع مذهلون للغاية، لكننا نحب الأزمات الجيدة.
Bizler zekiyiz, aslında, oldukça inanılmazız, ama iyi bir krize de bayılıyoruz.でも 危機がないと駄目なのです いいお知らせです 今回はモンスター級の危機ですよ!(笑)
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.Chúng ta cần phải cố gắng như thế để giải quyết cuộc khủng hoảng này.
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.Dobbiamo essere all'altezza della campagna contro il cancro al seno per superare questa crisi.
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.Kita harus dapat sebagus kampanye kanker payudara untuk mengatasi krisis ini.
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.유방암 캠페인처럼 잘 진행해서 이 위기상황을 알려야 합니다.
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.Musimy być tak dobrzy, by walczyć z kryzysem.
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.Muszáj ugyanolyan jók legyünk mint a mellrák kampány, ahhoz hogy kezelni tudjuk ezt a problémát.
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.Necesitamos ser tan buenos como ellos para lidiar con esta crisis.
Bu krize dikkat çekebilmek için, göğüs kanseri kampanyası kadar iyi olmamız gerek.Nous devons être aussi bon que la campagne contre le cancer du sein pour faire face à cette crise.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
krize ile cümle - Sayfa 2 - krize kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App