Ana içeriğe geç
Sözlük

kriz ile cümle

kriz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Kanser, kalp hastalıkları, osteoporoz, kalp krizi, böbrek taşı, anemi, şeker hastalığı ve dahası...Cancer, heart disease, Osteoporosis, strokes, kidney stones, Anemia, diabetes, and more.
Kurulmuş bir bomba sığınağı vardı, görünüşe bakılırsa 60'ların Küba füze krizi sırasında.There was some bomb shelter built, apparently in the '60s Cuban missile crisis.
Peki böyle bir likidite krizinden nasıl kurtulabilirsiniz?So how do you get past a liquidity crisis like this?
Yaşadığınız likidite krizini çözmek için bir süreliğine köprü kredisi kullandınız.So that is a loan to prevent a liquidity crisis.
Umarım bu anlattıklarımız, finansal krizi biraz daha detaylı anlayabilmek için yararlı olmuştur.And that's the difficulty that the Fed is somehow trying to unwind.
Seni görmek istemeyen birçok insan var... ...ve Başkan ne zaman kriz geçirir bilemeyiz.There are so many people who hate you. We aren't sure when the chairman will pass away.
Onun için bugün yaşadığımız krizin bir yere gideceği yok.That's why the crisis that we have today won't go away.
Dolayisiyle, her gelenin bir öncekinden beter olduğu, ardarda krizler yaşayacağımızı düşünüyorum.So I think that we're going to see a series of crisis moments, each one more severe than the last.
Buna en iyi örnek, 1970'lerde yaşanan petrol krizidir.And the most typical example of a "supply shock" is the oil crisis in the 1970's.
İklim krizini çözmek için demokrasi krizini çözmemiz gerekiyor.In order to solve the climate crisis, we have to solve the democracy crisis.
844 soru sordu, bunlardan ikisi iklim krizi hakkındaydı.ABC: 844 questions, two about the climate crisis.
Varlıklı ülkeler bu resimde hiç olmasalardı bile, biz yine de kriz yaşardık.If the wealthy countries were completely missing from the picture, we would still have this crisis.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Plans to fight poverty in Uganda are mooted, if we do not solve the climate crisis.
Neyse Fransa Devleti bir finansal kriz içerisindeler.People said, oh there's Enlightenment movement here. So this is the state of France.
Finansal krize verilen tepki de bu şekilde.We can certainly see this in response to the current financial crisis.
Amerika kriz içinde, ekonomi, ulusal güvenlik, iklim krizi.America is in crisis -- the economy, national security, the climate crisis.
Harika, bu arada Nobby, dijital kalp krizi geçirecek.Great, meanwhile Nobby has a digital heart attack.
Nobby bugün saat 3:15'te kalp krizinden öldü.I just wanted to say that Nobby died of a heart attack at 3:15 this afternoon.
Kalp krizinin birincil nedeni budur.This is the primary cause of heart attack.
Kalp krizi kardiyak arrest değildir. Kardiyak arrest kalbin gerçekten durmasıdır.Cardiac arrest is the actual dying of the heart.
Kalp krizinde anlattığım, insanlar kalp krizi geçirebilir.What I just described in a heart attack, people can have a heart attack.
Açıkçası, kalp krizi, kalp durmasına neden olabilecek tek şey değil.Frankly, heart attack is not the only thing that can cause cardiac arrest.
Belki de kalp krizinden.Maybe a heart attack.
Avro krizini, evet, Yunanistan tetikledi ve bazı insanlar bununla beni suçluyor.Greece, yes, triggered the Euro crisis, and some people blame me for pulling the trigger.
Gerçekten görülmemiş bir krizle karşı karşıya olduğumuzda hemfikiriz sanıyorum.I think we all agree, that we are really facing an unprecedented global crisis.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.They strangle, they aspirate their vomit, they suffocate, they have a heart attack.
Ancak bir noktada bir kriz yaşadı.But at one point he had a moment of crisis.
Bu kimsenin öngöremeyeceği kalp kriziydi.This was a heart attack that no one could see coming.
Bu mali kriz sırasında olanları.This is what happened during the financial crisis.
Neden bu kariyer krizlerinin kurbanları oluyoruz, sessizce yastıklarımıza gömülmüş ağlarken.Why we might be victims of these career crises, as we're weeping softly into our pillows.
Günümüzde, organ yokluğu nedeniyle ciddi bir sağlık hizmeti krizi yaşamaktayız.There's actually a major health crisis today in terms of the shortage of organs.
Şu anda bu bir halk sağlığı krizi durumunda.So this is now a public health crisis.
Ve Buhar toplamaya başlayan Asya finans krizi yaşındayken ben de geldi.And so I arrived when there was the Asian financial crisis beginning to gather steam.
Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor.It actually costs an enormous amount to mop up the damage from the dropout crisis.
Ama okul bırakma krizi buz dağının sadece görünen kısmı.But the dropout crisis is just the tip of an iceberg.
Biz, bir sosyo-ekeonomik varlık olarak nasıl kalp krizinden sakınabiliriz?Can we, as socio-economic beings, avoid a heart attack?
Epilepsi krizin mi gene ?Are you having the epilepsy fit again?
Öncellikle, tabii ki, ekonomik kriz.First, of course, the economic meltdown.
Ve ben buraya ülkemde yaşanan krizden ve olanlardan erkeklerin sorumlu olduğunu söylemeye gelmedim.And I'm not here to say that men are to blame for the crisis and what happened in my country.
Küresel mali krizle ilgili görünümler ve gelecekteki reformlar.Alternative Views on the Global Financial Crisis and Future Reforms.
Eğer biz böyle devam edersek işletme krizi olacak.If we continue like this it'll be an operational crisis.
Kalp krizi falan mı geçiriyor bu?Is he having a heart attack?
Mesela, Büyük Kriz?What about a great depression?
Büyük Krize şöyle bir göz atalım.Well let's take a look. Let's take a look at the Great Depression.
Bu yüzden büyüme, Büyük Kriz diye bilinen olayı bile ortadan kaldırabilir.So growth can wash away even what appears to be a great depression.
Geleneksel olarak, kriz anında ne yaparız?Traditionally, in a crisis, what do we do?
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleWe need to face 'the other inconvenient truth.' A global crisis in agriculture.
Ya eğer toplumun, değişim için krizlere ihtiyacı varsa?What if society actually needs crisis to change?
Onu finansal krizde gördük.We've seen it in the financial crisis.
Gelen kriz müdahale ekibinin bir üyesi olduHi there!
Kriz masasından gelen mesajlardan elde edilen bilgiyi bir hayal edin.So think about the data from a crisis text line.
Bu tren bir kalp kriziydi.My train was a heart attack.
Evey, dizayn ederek, eğer bir kalp krizi isteseydimWell, by design, if I wanted to have a heart attack
Oysa şimdiki sağlık krizi, daha bir şeytanın vukuatı.The current health crisis, however, is a little more the work of the evil empire.
Sizin ve benim için bunun anlamı kalp krizi.To you and me, that's a heart attack.
"Hayır" ya da kriz run-up bilgisayar genellikle "Evet" diyor."No" or in the run-up to the crisis, the computer says "Yes" usually.
Bu arada: bankacılık krizi yüz milyondan fazla yoksulluk içine geri sürdüler.By the way: The banking crisis drove more than a hundred million people back into poverty.
Hatta ben bir kimlik krizi yaşadım.I even went through an identity crisis.
Ve en son ekonomik kriz -- bu diagramın ne kadarını kapsar?And the recent financial crisis, how much of this diagram might that figure take up?
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.And then there's a 13-page crisis document with 50 interlocking problems.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod