kriz ile cümle
kriz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
11 Eylül 2009'da Carroll, 60 yaşında, Manhattan'da bulunan evinde kalp krizinden öldü.Carroll, 60, meninggal karena serangan jantung di rumahnya di Manhattan pada 11 September 2009.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Krisis Suez memang menyebabkan kekuatan Inggris di Timur Tengah melemah, namun imperiumnya tidak runtuh.
Yüksek bütçe açıkları 1998 Rusya mali krizine ve GSYİH'in düşüşüne neden oldu.Tingginya defisit anggaran menyebabkan krisis keuangan Rusia 1998 dan PDB semakin jatuh.
Alçak gerilim veya yüksek gerilim elektrik ile temas kardiyak aritmi veya kalp krizi ile sonuçlanabilir.Kontak dengan tegangan rendah maupun tinggi bisa mengakibatkan aritmia jantung atau serangan jantung.
3. sezon sonunda kalp krizi geçirmiştir.Dia menderita fatal perhentian jantung pada hari berikutnya.
Van Gogh'un babası 26 Mart 1885'te kalp krizinden öldü.Pada tanggal 26 Maret 1885, ayah Van Gogh meninggal dunia akibat serangan jantung.
Hong Kong, Malezya, Laos ve Filipinler de bu krizden oldukça etkilenmişlerdir.Hong Kong, Laos, Malaysia, dan Filipina juga terdampak oleh turunnya nilai mata uang.
2001 Türkiye ekonomik krizi.Pada tahun 1997 terjadilah krisis ekonomi.
Kriz aynı zamanda "piyasa psikolojisi"ne ilgi duyan davranış ekonomistlerinin de ilgisini çekmiştir.Krisis ini menarik perhatian para ekonom perilaku yang sedang mempelajari psikologi pasar.
Songun siyaseti sürmekte olan nükleer kriz başlığında da gündemdedir.Politik Songun juga berkembang saat krisis nuklir yang sedang berlangsung.
Barre, bir kalp krizi sonucu Lagos'ta 2 Ocak 1995'te vefat etti.Pada 2 Januari 1995, ia meninggal di Kota Lagos akibat serangan jantung.
Mali politika 1998 borç krizinden bu yana oldukça disipline edilmiştir.Kondisi tersebut diperparah krisis moneter yang terajdi pada tahun 1998.
Diğer eski ağır sanayiler de MÖ 20. yüzyıl sonralarında kriz geçirmeye başlamıştır.Industri-industri berat mengalami penurunan sepanjang abad ke-20.
Para, özellikle 1998 Rusya mali krizinde, 1990'ların sonunda aracılığıyla kararsız olmaya devam etmiştir.Hryvnia tetap tidak stabil hingga akhir 1990-an, terutama pada Krisis Keuangan Rusia 1998.
Özaltay kalp krizi geçirerek vefat etti.Shaari wafat setelah mengalami gagal jantung.
Bu daha sonra Asya mali krizi olarak bilinir hale geldi.Krisis ini kemudian meluas ke krisis finansial Asia.
Fort Sumter ikmali, yeni ABD Başkanı seçilen Abraham Lincoln yönetiminin ilk krizi oldu.Pengiriman persediaan ke Fort Sumter menjadi krisis pertama dalam administrasi Presiden Abraham Lincoln.
Bu kriz esnasında yüzlerce Amerikan bankası battı.Sementara, saat itu ada beberapa bank yang bangkrut.
Quorthon, 7 Haziran 2004'te geçirdiği kalp krizinden ötürü dairesinde ölü olarak bulundu.Pada bulan Juni 2004, Quorthon ditemukan tewas di rumahnya, akibat gagal jantung.
Stoudemire 12 yaşına geldiğinde babası kalp krizi geçirerek öldü.Ketika Freeman berusia 10 tahun, ayahnya meninggal karena serangan jantung.
Mali ve ekonomik krizin etkileri ciddi boyutlarda idi.Efek dari krisis keuangan dan ekonomi yang parah.
2007-2008 Dünya Gıda Krizi.Ukraina terkena dampak krisis ekonomi dunia tahun 2008.
Ölüm nedeni kalp krizidir.Penyebab utama dari kematian adalah kerusakan jantung.
Doktor, Brian'ın orta yaş krizine girdiğine karar verir.Istrinya mengira Evan sedang mengalami krisis paruh baya.
Endüstri krize girince şirketlerini kapatıp serbest çalışmaya başladı.Ketika produksi berakhir, ia menjadi pengangguran dan hampir bangkrut.
Kızıl Kmerler, Pol Pot'un 15 Nisan 1998'de kalp krizi sonucu öldüğünü açıklamışlardır.Beberapa hari kemudian, pada 15 April 1998, Pol Pot meninggal - kabarnya akibat serangan jantung.
Düşmenin nedeni 2007-2010 arasındaki mali kriz olarak gösterildi.Ekonomi AS saat ini sedang mengalami kesulitan akibat krisis keuangan 2007-2008.
Ashe 1979'da kalp krizi geçirdi.Pada tahun 1970, Weiss terkena serangan jantung.
Ancak bu sistemi uygulayan dük, ekonomik krize girdi.Sayang, rencana proyek ini terhenti oleh krisis ekonomi.
Ayrıca finansal krizin etkisiyle yatırımcılar gıda ürünlerini yatırım aracı olarak görmüşlerdir.Selain itu, petani juga merasakan dampak ekonomis dengan penghematan biaya pembelian pestisida.
Yerel valiler, kriz döneminde kral için güvenilir değildi.Gubernur-gubernur regional tidak dapat menggantungkan diri kepada firaun pada masa krisis.
Yeni yönetim ülkedeki sorunları çözmek yerine ülkedeki krizi ağırlaştırmıştır.Pemerintah yang baru hanya memperparah krisis negara itu dan bukan menyelesaikannya.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.Posisi ini telah dikritik karena tidak mungkin Amin telah merencanakan penghukuman mati dirinya sendiri.
Bu tepki günümüzde Sputnik krizi olarak bilinir.Phản ứng này ngày nay được biết đến với tên gọi khủng hoảng Sputnik.
Ancak Beyaz Rusya, bu krizin üstesinden gelmek için kendi yolunu seçti.Tuy nhiên, Belarus đã chọn một lối đi riêng để vượt qua cuộc khủng hoảng này.
1980'lerin sonu ve 1990'lar Rus sinema ve animasyonu için kriz dönemi idi.Cuối những năm 1980 và 1990 là một thời kỳ khủng hoảng của điện ảnh và hoạt hình Nga.
Bu olaylara bazen Geç Orta Çağ Krizi olarak da adlandırılmaktadır.Những sự kiện này thỉnh thoảng được gọi là Khủng hoảng cuối Thời Trung Cổ.
Tüm bu krizlere rağmen, 14. yüzyıl aynı zamanda sanat ve bilim alanında büyük bir ilerleme zamanıydı.Dù có những khủng hoảng đó, thế kỷ 14 cũng là thời gian tiến bộ nhảy vọt trong khoa học và nghệ thuật.
Sergey Korolyov, 3 Aralık 1960 tarihinde, ilk kalp krizini geçirdi.Ngày 3 tháng 12 năm 1960, Korolyov bị cơn đau tim đầu tiên.
Ayrıca Suriye Üçüncü Yüzyıl Krizi boyunca çok önemli bir stratejik önem kazanmıştır.Syria đã giữ vai trò rất quan trọng về mặt chiến lược trong cuộc khủng hoảng của thế kỷ thứ ba.
Ayrıca bazı kişilerin kalp krizi geçirdiği ve daha sonraki süreçte intihar ettiği yönünde bulgular vardır.Theo như một số tường thuật, một số người có mặt bị nhồi máu cơ tim, một số người khác sau đó đã tự tử.
Eğer ölüm nedeni belirlenmezse, kişi basit bir kalp kriziyle ölür.Nếu nguyên nhân cái chết không được ghi chú cụ thể, thì nạn nhân sẽ chỉ chết đơn giản vì đau tim.
Örneğin ekonomik kriz bir siyasal olaydır.Khủng hoảng kinh tế dẫn đến khủng hoảng chính trị.
Hansen 1860'lardan beri frengi hastalığına sahipti fakat 1912 yılında kalp krizinden öldü.Hansen đã mắc bệnh giang mai từ thập niên 1860 nhưng ông mất vì bệnh tim mạch.
2007-2008 Dünya Gıda Krizi.Xem thêm: Khủng hoảng tài chính toàn cầu 2007-2008.
Örneğin, bir adam kendi geleceğiyle ilgili bilgi alıyor ve kalp krizinden öleceğini öğrenir.Ví dụ, một người đàn ông biết được rằng trong tương lai ông sẽ chết vì đau tim.
Hong Kong, Malezya, Laos ve Filipinler de bu krizden oldukça etkilenmişlerdir.Hồng Kông, Malaysia, Lào, Philippines cũng bị ảnh hưởng bởi sự sụt giá bất thình lình.
Times dergisi, Dior'un ölümüne ilişkin haberinde, onun iskambil oynarken kalp krizi geçirdiğini belirtir.Tạp chí Time nói rằng ông chết vì một cơn đau tim sau khi chơi bài.
Kriz Diocletianus döneminde aşıldı.Bộ sưu tập này bị thiêu huỷ dưới thời Diocletian.
Aquino, kalp krizine karşı Amerika Birleşik Devletleri'ne tedavi olması için gitmesine izin vermişlerdir.Năm 1980 Aquino đã được cho phép sang Hoa Kỳ để điều trị y tế sau một cơn đau tim.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Khủng hoảng Suez khiến quyền lực của Anh tại Trung Đông bị suy yếu, song nó không sụp đổ.
Devletin kurulmasından sonra, İsrail büyük bir krizle yüzleşti.Sau khi dành độc lập, Israel phải đối mặt với một cuộc khủng hoảng kinh tế nghiêm trọng.
"Kokpit krizi doğru yönetti mi?".“Có cuộc chiến hackers Việt-Trung?”.
1973 petrol krizi, yakıt tasarruflu araçlara yönelmeye neden oldu.Do cuộc khủng hoảng dầu mỏ năm 1973,nhu cầu của người tiêu dùng đối với xe tiết kiệm nhiên liệu trở nên lớn.
Graf'ın babası ve dedesi daha önce benzer bir yaşta kalp krizi nedeniyle ölmüştü.Cha và ông của West đã chết vì những cơn bệnh đau tim.
Fakat Venedik ekonomisi ve halkı büyük bir kriz içinde idi.Tuy nhiên, kinh tế Ethiopia vẫn ở trong tình trạng rất khó khăn.
Kriz süresince toplam istihdam yaklaşık %10 azaldı.Tổng số việc làm giảm gần 10% trong khi cuộc khủng hoảng diễn ra.
Ancak finansal kriz içindeki takım küme düştü.Hoảng loạn tài chính đã xảy ra.
Bir gün sinir krizi benzeri bir şey yaşayıp bayıldım.Một năm sau, cô phát hiện mình bị lo âu và rối loạn hoảng sợ.
Yerel valiler, kriz döneminde kral için güvenilir değildi.Họ chưa trả món nợ của lòng trung thành với vua của Gordon trong quá khứ.