Bu süre Sputnik krizi ile çakışıyordu.أثناء هذا كانت بتروجراد تصل لمرحلة كارثة.
Her 5 ani ölümün biri kalp krizinden dolayı gerçekleşmektedir.“كل خمس ثوان يموت طفل واحد نتيجة سوء التغذية”.
1857 Paniği ilk gerçek anlamda küresel ekonomik krizdi.كسر "الذعر من 1857" القالب من قبل كل تفكير على الاقتصاد العالمي.
Bu krizin etkileri günümüzde de devam etmektedir.لا تزال تداعيات هذا الصراع محسوسة حتى يومنا هذا.
Maliye bir kriz ortamına girmiştir.وانتهى البحث عن الذهب بكارثة.
1997 - Başbakanlık Kriz Yönetimi Merkezi yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı.الكتاب الإحصائي السنوي 2013 دائرة التنمية الاقتصادية برأس الخيمة.
Ancak 1929 krizine müdahale etmemenin toplumsal maliyeti çok büyük olmuştu.فأضحى الاقتصاد غير قادر على مواجهة الأزمة العالمية سنة 1929.
2010 yılında ekonomik kriz nedeniyle Harley-Davidson MV Agusta'yı Claudio Castiglioni'ye geri sattı.باعت شركة هارلي ديفيدسون إم ڨي أجوستا إلى كلاوديو كاستيغليوني، وإنهيت الصفقة في الأسبوع الأول من أغسطس 2010.
Yüksek bütçe açıkları 1998 Rusya mali krizine ve GSYİH'in düşüşüne neden oldu.تسبب ارتفاع العجز في الميزانية في الأزمة المالية الروسية لعام 1998، إلى تراجع الناتج المحلي الإجمالي.
Kriz çıktı".أصاب طائرة!"
Ayrıca gemi kaptanı uluslararası bir kriz çıkartmaması konusunda da tembihlidir.كما أنها تعبر عن الرغبة في تجنب أن يكون القمر محط نزاع دولي.
Times dergisi, Dior'un ölümüne ilişkin haberinde, onun iskambil oynarken kalp krizi geçirdiğini belirtir.بينما ذكرت مجلة تايم في نعيها أنه توفي نتيجة أزمة قلبية بعد أن لعب لعبة الورق.
25 Ağustos 1992'de geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi.مات بسبب انخفاض حرارة الجسم أثناء العمل في 25 يناير 1991.
Bu aşamada; Oluşacak durumların krize dönüşebilecek bir potansiyeli var mıdır?2-من حيث إمكان توقع حدوث الأزمة : أزمات يمكن توقعها.
Altı hafta sonra Gandi ağır bir sıtma krizi geçirdi.توفى هايدن بعد عناء طويل من مرض الورم النقوي المتعدد .
Ölüm sebebi kalp krizi olarak açıklandı.سبب الوفاة كان نتيجة لنوبة قلبية.
Türkiye, 90'lı yıllardaki en derin krizini 1994 yılında yaşamıştır.ساءت الأحوال الاقتصادية في البلاد خلال 1990s.
Tom kalp krizi geçiriyor gibi görünüyor.يبدو أن توم يتعرض لنوبة قلبية.
Merkez bankası politikaları küresel mali krizin ardından gelişmiştir.A política do banco central evoluiu após a crise financeira global.
Biraz güven krizimiz vardı çünkü Donald bunu yapmamakta kararlıydı.Nós tivemos um pequena crise de confiança porque Donald foi tão resoluto quanto a não usá-lo.
Küba füze krizi, Ekim 1962.Crise dos mísseis de Cuba em outubro de 1962.
Her iki taraf da kriz dönemlerinde kara propaganda da yapmıştır.Os dois lados também faziam propaganda negra, em especial na época de crises.
Bassist Tony Bono 2002 yılında,38 yaşındayken kalp krizinden öldü.Seu baixista, Tony Bono, morreu em 2002 depois de um ataque no coração, aos 38 anos.
Bu Rus rublesinde düşüşe ve bir Rus mali krizi korkularına yol açmıştır.Isso levou ao declínio do rublo russo e provocou temores de uma crise financeira na Rússia.
20 Ağustos 1993'te Tony Barton, 56 yaşındayken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.Em 20 de agosto de 1993, Tony Barton morreu de um ataque cardíaco aos 56 anos.
Kriz, 1887 yılından bu yana İzlanda'dan en büyük göçe sebep oldu.Esta crise tem resultado na maior onda emigratória islandesa desde 1887.
Sue Clearwater Harry'nin Yeni Ay'da kalp krizi geçirip ölmesinden sonra dul kalan eşi.Sue Clearwater é a viúva de Harry Clearwater, que morreu em Lua Nova de um ataque do coração.
Malik sinir krizine girmiş gibi görünür ve sonra Ratash'ın güçlerinin bir kısmını kullanarak kaçar.Malik então foge, aparentemente histérico, usando alguns dos poderes de Ratash para escapar.
Cavagna, 9 Ağustos 2005 tarihinde kalp krizi geçirerek öldü.Cavagna morreu de um infarto em 9 de agosto de 2005.
Lujin, Turati'yle oyununun ortasında bir sinir krizi geçirir.Luzhin tem um colapso nervoso no meio do caminho através do jogo com Turati.
Haziran ayında Van Gogh belsoğukluğu krizi geçirdi ve üç hafta hastanede yattı.Van Gogh sofreu um ataque de gonorreia em junho e precisou passar três semanas em um hospital.
İmparatorluğun kontrolünü, içinden geçilmekte olan büyük kriz sırasında ele geçirmişti.Galiano tomou o controlo do império numa época em que ele atravessava uma grande crise.
Kriz ya da savaş halinde, bu durumlar için özel olarak hazırlanmış çeşitli yol uzantıları vardır.Em caso de crise ou guerra muitas rodovias são especialmente preparadas para esta opção.
Grubun eski üyelerinden Boz Burrell 21 eylül 2006’da kalp krizi sebebiyle hayata gözlerini yumdu.O ex-membro Boz Burrell faleceu em 21 de Setembro de 2006, após um ataque cardíaco.
14 Nisan 1964'te Maryland Silver Spring'deki evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.Ela faleceu devido a um infarto em 14 de abril de 1964, em sua casa em Silver Spring, Maryland.
Hizmeti kısa sürdü çünkü Ocak 1907'de bir astım krizi sonrasında taburcu edildi.Seu serviço foi breve, recebeu alta logo após um ataque de asma, em janeiro de 1907.
2007-2008 Dünya Gıda Krizi.2008 - Crise alimentar no Afeganistão.
Warrior araba kullanırken kalp krizi geçirdi.Ele sofreu um ataque cardíaco enquanto dirigia seu carro.
Böylelikle, 2008'de başlayacak olan küresel malil kriz nedeniyle büyüme ılımlı hale geldi.Isso foi acentuado após a crise no mercado internacional iniciada em 2008.
Haziran 1905 krizi Algeciras Konferansı'nda çözüldü.O assunto foi resolvido na Conferência de Algeciras em 1906.
Birçok ekonomist finansal krizlerin nasıl geliştiği ve onların nasıl önlenebileceğine dair teklifler sundu.Há várias teorias acerca do desenvolvimento das crises financeiras e como evitá-las.
1929-da başlayan büyük dünya krizi dolayıyla şehrin nüfusu bir düşüşe geçti.A Grande Depressão, que iniciou-se em 1929, arruinou a economia do estado.
63 yılında bütçe krizinin ilk göstergeleri ortaya çıkmaya başladı.Em 63, chegaram as primeiras crises econômicas.
Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.Isto teve graves consequências negativas em todos os níveis da sociedade otomana.
1999 yılına gelindiğinde, çoğu ülke zaten krizden kurtulmuştu.Em aproximadamente um ano, o sul e a maior parte da economia do norte já haviam se recuperado da crise.
Van Gogh'un babası 26 Mart 1885'te kalp krizinden öldü.O pai dela morreu de um ataque do coração em 26 de março de 1885.
"Dizide tekrar tekrar yer alan bir diğer espri de Peter'ın vicdan krizine girmesidir."Outra surreal e imaginativa piada recorrente envolve um ataque de consciência de Peter.
Bu krizin neticesinde seyir sadece Baltık Denizi'nde yürütülmüştür.Porém, nos livros, este confronto só ocorre em O Mar de Monstros.
Kriz Ekonomisi Dünya Ekonomisinin Çöküşü Ve Geleceği.A terciarização da economia mundial e seu impacto.
Bu daha sonra Asya mali krizi olarak bilinir hale geldi.Essa crise é comumente conhecida como Crise monetária do sudeste asiático.
Ailesini aramak maksatlı gittiği Arjantinde, Argentina krizi konferansına katıldı.A família chega à Argentina junto com a crise econômica mundial.
Tezkere: Irak Krizinin Gerçek Öyküsü.Esta é a cronologia da Guerra do Iraque.
Bununla yeni bir kriz başlar.Começa assim um novo mistério.
Şehrin geçirdiği bu kriz günümüze kadar devam etmiştir.Isso prejudicou o desenvolvimento da cidade até os dias presentes.
Ada filminin çekimleri sırasında geçirdiği kalp krizi sonucunda vefat etti.Em seu último filme, Ray sofreu durante as filmagens um enfarte.
Vahşi ve kaotik bir ortama doğru evrilen gelişmeler bir insan hakları krizi ve anarşi ortamına dönüşmüştür.A situação cada vez mais violenta e caótica evoluiu para uma crise humanitária e para um estado de anomia.
Doğal etkenler ise 1830'ların ve 1840'ların başlarındaki yaygın kuraklıklar ile 1840'lardaki gıda kriziydi.Por outro lado, havia também os factores naturais, como a seca em 1830 e crise de alimentos em 1840.
Ayrıca Suriye Üçüncü Yüzyıl Krizi boyunca çok önemli bir stratejik önem kazanmıştır.Este fenómeno ganhou particular dimensão após a crise do terceiro século.
Siyasi kriz Ekim ayında derinleşti.A guerra civil foi sufocada em outubro do ano seguinte.
Büyük Krizantem Nişanı (Japonca: 大勲位菊花章 Dai-kun'i kikka-shō), Japonya'nın en yüksek düzey nişanıdır.A Suprema Ordem do Crisântemo (大勲位菊花章, daikun'i kikkashō) é a condecoração mais importante do Japão.