10 yaşındayken babası kalp krizi sonucunda vefat etti.Elle a dix ans quand son père décède d'une crise cardiaque.
2014 yılında kalp krizi geçirmiştir.En 2014, il est victime d'une crise cardiaque.
Bu aşamada; Oluşacak durumların krize dönüşebilecek bir potansiyeli var mıdır?N'y a-t-il pas là un risque de voir le conflit reprendre ?
1998 yılında bir uçak yolculuğu sırasında kalp krizi geçirerek ölmüştür.Il est mort en 2001 d'un accident cardiaque au volant de sa voiture.
Hansen 1860'lardan beri frengi hastalığına sahipti fakat 1912 yılında kalp krizinden öldü.Hansen, atteint de syphilis depuis les années 1860, meurt d'une crise cardiaque.
Evin kızı histeri krizleri geçirir.La conférence tourne à l'hystérie collective.
Fakat Venedik ekonomisi ve halkı büyük bir kriz içinde idi.Les infrastructures et l'économie du Sarawak sont considérablement endommagées pendant le conflit.
Kudüs kuşatmasının ardından Hurkanus ekonomik krizle yüzleşti.À cette époque le duché de Żagań doit faire face à une situation financière catastrophique.
Kim Jong-il ise 17 Aralık 2011 tarihinde bir tren seyahatinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.Kim Jong-il est mort d'une crise cardiaque le 17 décembre 2011.
16 yaşında babası kalp krizi geçirerek vefat eder.Lorsqu'il a 16 ans, son père décède d'une crise cardiaque.
Endonezya, Güney Kore ve Tayland krizden en çok etkilenen ülkelerdir.L'Indonésie, la Corée du Sud et la Thaïlande étaient les pays les plus touchés par la crise.
12 Kasım 2011'de 42 yaşındaki Sermon kalp krizi geçirdi.Il est décédé le 30 novembre 2012 à l'âge de 42 ans d'une crise cardiaque.
Yakın gelecekteki bir başka kriz Ortadoğu'daki petrol rezervlerinin tükenmesi olacaktır.Elle a été la première société à exploiter les réserves pétrolières du Moyen-Orient.
Savaş ekonomisi sebebiyle, barış dönemleri ekonomik krizlerle sonlanır.Les guerres de religion avec la crise économique qui s'ensuit arrêtent les travaux.
Krizin bütün yönleriyle ilgilenebilecek planlar oluşturulabildi mi?Avons-nous encore la capacité de faire entendre notre voix dans les affaires du monde ?
Warrior araba kullanırken kalp krizi geçirdi.Sur le trajet, le conducteur fait une crise cardiaque.
Küresel durgunluk ve Dubai finansal krizi projeyi ciddi şekilde bir etkilendi ve inşaatı 2008'de durduruldu.Ce projet a été sévèrement touché par la récession mondiale et la crise financière de Dubaï.
Avrupa borç krizi, 2009 yılının sonundan bu yana Avrupa Birliği'nde yaşanan bir borç krizidir.Le soutien est au plus bas, fin 2011, à la suite de la crise européenne de la dette.
Böylece bir hükûmet krizi çıkmış oldu.Une crise constitutionnelle se développe.
1960 yılında kalp krizinden vefat etmiştir.Son époux meurt en 1960 d'une crise cardiaque.
Bu iddiaya temel olarak krizin hızı gösterilmektedir.Cette démarche s'appuie principalement sur la vitesse.
Ancak 2009 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle proje iptal edildi.Le projet a cependant été abandonné en 2012 à cause de la crise économique.
Yolda bir kriz geçirip Milano'ya geri döndü.Il mourut en voyage en retournant à Mexico.
Onları almadığı zaman büyük krizlere giriyordu.Les réels problèmes apparurent quand il dut faire face à des crises exceptionnelles.
Bu görevi sırasında kalp krizi geçirerek vefat etmiştir.Au cours de cet épisode, il est victime d'une crise cardiaque.
20 Şubat 2006'da anne kriz geçirdi.Le 20 février 2006, une bombe explose à Berlin.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Le lien est établi entre misère et chômage.
Kriz Ekonomisi.Crise économique.
Kalp krizi geçirmenin her zaman doğanın senin öldüğünü anlatma şekli olduğunu düşündüm.Siempre pensé que el tener un ataque cardiaco era la manera de la naturaleza de decirte que mueras.
Bu yılın sonunda bir ekonomik kriz olacak.Habrá una crisis económica a final de año.
Avrupa krizde.Europa está en crisis.
Bir kalp krizinden sonra ilk dakikalar çok önemlidir.Los primeros minutos después de un ataque al corazón son muy importantes.
Bu tepki günümüzde Sputnik krizi olarak bilinir.Esta reacción se conoce hoy en día como crisis del Sputnik.
Sergey Korolyov, 3 Aralık 1960 tarihinde, ilk kalp krizini geçirdi.El 30 de diciembre de 1960, Koroliov sufrió su primer ataque cardiaco.
Sputnik-1'in ABD kamu şoku Sputnik krizi olarak tanındı.La conmoción pública estadounidense sobre el Sputnik 1 fue conocida como la crisis del Sputnik.
Bassist Tony Bono 2002 yılında,38 yaşındayken kalp krizinden öldü.En 2002, el bajista Tony Bono murió de un ataque al corazón a los 38 años.
Daha sonra 1929'daki Alman ekonomik krizinde işini kaybetmesine kadar bir elektrikçi olarak çalıştı.Después trabajó como electricista hasta que perdió su trabajo debido a la profunda crisis económica de 1929.
Kitabın yazarı, 2008 krizini tahmin etmiştir.Ha publicado el libro La crisis de 2008.
Dizi Jeremy Brett'in 1995 yılında 61 yaşında kalp krizi sonucu hayata veda etmesiyle sona erer.La serie llegó a su fin debido a la muerte de Jeremy Brett a los 61 años por a un fallo cardíaco, en 1995.
Birçok ülkede bu kriz ciddi sorunlar yaratmıştır.En varios países, esos derechos trajeron muchos problemas.
Küba füze krizi, Ekim 1962.La Crisis de los misiles en Cuba, en octubre de 1962.
16. yüzyılın sonunda ve 17. yüzyılın başlarında Rusya siyasi ve ekonomik bir kriz içindedir.A finales del siglo XV y principios del XVI, Rusia estaba en un estado de crisis política y económica.
Başarısı, İmparatorluğun 3. Yüzyıl krizlerinin sonu olmuştur.Sus éxitos marcaron el fin de la crisis del siglo III en el Imperio.
Godber Peter Sinfield’in arkadaşıydı ve 24 yaşında kalp krizinden öldü.Él era amigo de Peter Sinfield y murió en 1970 de un ataque al corazón, cuando tenía 24 años.
Hükümet bir kriz içindedir.Pero este sistema está en crisis.
Onun uyuşturucu kullanımının, özellikle amil nitritler, 1964'teki kalp krizine katkıda bulunduğuna inanılır.Algunos creen que el abuso del nitrito de amilo contribuyeron al ataque de corazón que sufrió en 1964.
1982'de Iz'in kardeşi Skippy Kamakawiwo'ole kalp krizi nedeniyle öldü.En 1982, Skippy Kamakawiwo‘ole, su hermano, falleció de un ataque cardíaco, por la obesidad.
Odak noktası güç, fakirlik ve uluslararası su krizi üzerineydi.Más allá de la escasez: poder, pobreza y la crisis mundial del agua.
Bu krizin neticesinde seyir sadece Baltık Denizi'nde yürütülmüştür.Como resultado, el crucero fue solo en el Báltico.
1908'de liseden mezun olmadan hemen önce bir sinir krizi geçirdi ve diplomasını alamadı.En 1908, antes de su graduación, sufrió un colapso nervioso y no recibió su diploma.
Eve döndüğünde Will babasının kalp krizi geçirdiğini ve hastanede olduğunu öğrenir.Will regresa a casa y descubre que su padre está en el hospital.
Hong Kong, Malezya, Laos ve Filipinler de bu krizden oldukça etkilenmişlerdir.Hong Kong, Malasia y Laos padecieron también la depresión.
Birleşmiş Milletler'e Barışı koruma, kriz yönetimi ve insani yardım operasyonlarında destek vermek.Mantener la paz, manejo de crisis y operaciones de ayuda humanitaria en apoyo a la ONU.
1998 Rusya ekonomik krizi veya Ruble krizi, 17 Ağustos 1998'de Rusya'da baş gösteren ekonomik kriz.La crisis financiera en Rusia (también llamada la "crisis del rublo") golpeó a Rusia el 17 de agosto de 1998.
Bonn kriz bürosu taleplere karşılık vermemeye karar verdi.El «equipo de crisis» de Bonn decidió nuevamente no acceder a sus demandas.
Döndüğü zaman ülkesi 1893 Krizi’nin ve Oakland’daki işçi huzursuzluklarının etkisi altındaydı.Cuando regresó, el país estaba inmerso en el pánico de 1893 y Oakland azotado por disturbios laborales.
Füze krizi Dünyayı nükleer savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.Esta crisis llevó al mundo al borde de la guerra nuclear.
Ashe 1979'da kalp krizi geçirdi.Yuen murió de un ataque cardíaco en 1979.
Bu krizden Baha Akşit de nasibini almıştır.Siento esta noche heridas de muerte las palabras.
Hansen 1860'lardan beri frengi hastalığına sahipti fakat 1912 yılında kalp krizinden öldü.Hansen sufría de sífilis desde los 1860s, pero fallece de un ataque cardiaco.