kriz ile cümle

kriz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Küba Füze Krizi sırasında Küba’dadır.Ausstellung: La crise des missiles de Cuba.
Bu olay Avustralya, Norveç ve Singapur'da bir takım diplomatik krize yol açmıştır.Dies führte zu einer heftigen diplomatischen Auseinandersetzung zwischen Norwegen und Australien.
Türkiye'de tarımda yaşanan kriz mahallede göçe neden olmuştur.Das Besondere an Bahrain ist, dass das Rennen in der Wüste stattfindet.
1932 yılının sonbaharında bir kalp krizi geçirdi.Im Jahr 1962 hatte Winter einen Herzinfarkt.
Armstrong 1971 yılında bir kalp krizi sebebiyle 69 yaşında öldü.Louis Armstrong starb 1971 in New York im Alter von 69 Jahren an einem Herzinfarkt.
Barsbay'in hukumet doneminde Misir bir ekonomik kriz gecirmistir.Doch in Kabiras Umfeld leidet Monty unter Alpträumen.
Evin kızı histeri krizleri geçirir.Dies entspreche dem Krankheitsbild der Hysterie.
Kriz Ekonomisi.Wirtschaftskrisen.
Bu seçenekler 1992 ve 1993 para krizleri sonunda genişletilmiştir.Diese wurden jedoch infolge der Währungskrisen 1992/1993 stark erweitert.
Avrupa borç krizi, 2009 yılının sonundan bu yana Avrupa Birliği'nde yaşanan bir borç krizidir.Hauptthema war die Flüchtlingskrise in Europa seit 2015.
Çekimlerden 12 gün sonra Clark Gable kalp krizi geçirerek öldü.Nach zehnjähriger Amtszeit verstarb Walter Kolb an Herzversagen.
Yapılan incelemede, uykusunda kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşıldı.Wohl wissend, was ihn erwartete, starb er während der Fahrt an Herzversagen.
McCoy 15 Aralık 1955'te Beverly Hills'te kalp krizinden öldü.Er starb im Januar 1955 in seinem Haus in Beverly Hills an einem Herzinfarkt.
Odak noktası güç, fakirlik ve uluslararası su krizi üzerineydi.Die Gießhütte überstand Inflation und Weltwirtschaftskrise.
Bir gün geçirdiği sinir krizinin ardından saçını kesti.Nach einiger Zeit fallen ihr als Reaktion auf die Strahlung, der sie ausgesetzt war, die Haare aus.
Bu, sağlık kriziyle ilgili halk eğitimine katkıda bulunur.Ein Beitrag zur Geschichte der öffentlichen Gesundheitsfürsorge.
Küba Füze Krizi sırasında Amerika Birleşik Devletleri'nde Sovyetler Birliği Büyükelçiliği görevinde bulundu.Er war zur Zeit der Kubakrise US-Botschafter in der Sowjetunion.
Tom sinir krizi geçirdi.Tom a fait une crise de nerfs.
Tom kalp krizi geçiriyor gibi görünüyor.Tom semble avoir une crise cardiaque.
Ancak Beyaz Rusya, bu krizin üstesinden gelmek için kendi yolunu seçti.La Biélorussie a toutefois choisi sa propre voie de sortie de cette crise.
Hong Kong, Malezya, Laos ve Filipinler de bu krizden oldukça etkilenmişlerdir.Hong Kong, le Laos, la Malaisie et les Philippines ont également été assez touchés par le marasme.
Küba Füze Krizi sırasında Küba’dadır.Le blocus de Cuba lors de la crise des missiles.
Bassist Tony Bono 2002 yılında,38 yaşındayken kalp krizinden öldü.Le bassiste Tony Bono est mort en 2002 à l'âge de 38 ans.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Si la crise de Suez affaiblit la puissance britannique dans le Moyen-Orient, elle ne disparut pas pour autant.
Hükümet bir kriz içindedir.Le régime est en crise.
2007-2008 Dünya Gıda Krizi.Article détaillé : Crise alimentaire mondiale de 2007-2008.
Birleşmiş Milletler'e Barışı koruma, kriz yönetimi ve insani yardım operasyonlarında destek vermek.Maintien de la paix, de la gestion des crises et les opérations de secours humanitaire à l'appui de l'ONU.
Bu olay U-2 Krizi'ne neden olmuştur.C'est l'incident de l'U-2.
2007'de patlak veren dünya finansal krizi otomobil endüstrisine oldukça ağır bir darbe indirmiştir.2007 – La crise financière mondiale touche fortement l'industrie automobile.
1924 yılında kriz bittiğinde "çok daha saygın" olan Münih Teknik Üniversitesi'ne gitti.En 1924, lorsque la crise s'apaisa, il rejoignit l'université technique de Munich « bien plus réputée ».
Başkanlığı sırasında petrol krizi yaşandı.La question migratoire fut présente durant la présidence.
Eve döndüğünde Will babasının kalp krizi geçirdiğini ve hastanede olduğunu öğrenir.Will retourne chez son père et apprend que celui-ci a fait une attaque et est à l'hôpital.
Van Gogh'un babası 26 Mart 1885'te kalp krizinden öldü.Le 26 mars 1885, le père Van Gogh meurt d'une crise cardiaque.
11 Eylül 1888'de Asunción'da kalp krizinden öldü ve Buenos Aires'e gömüldü.Il fut foudroyé d’une crise cardiaque à Asuncion le 11 septembre 1888, et inhumé à Buenos Aires.
Bu kriz, Birleşik Krallık başbakanı David Lloyd George'un iktidarını kaybetmesine sebep oldu.Cette décision provoque la chute du gouvernement de David Lloyd George,.
Ölüm nedeni kalp krizidir.La cause de la mort est une crise cardiaque.
Bu süre zarfında 28 tane krizi yönetti.Ils abattent 28 vaches pour l'occasion.
Küresel mali kriz nedeniyle Kanada doları ABD doları karşısında değer kaybetmektedir.Le dollar canadien baisse face au dollar des États-Unis.
2002 Moskova tiyatro rehine krizi kurbanı olan insanları savundu.2002 : prise d'otages du théâtre de Moscou.
Tezkere: Irak Krizinin Gerçek Öyküsü.Article détaillé : La critique de la guerre d'Irak.
Bir gün geçirdiği sinir krizinin ardından saçını kesti.Un jour, elle a eu une crise colérique et s'est coupée les cheveux.
Daha da yakın zamanlarda gazeteciler onu riskli tutsat kredileri krizine benzetmiştir.Plus récemment, des journalistes l’ont mise en parallèle avec la crise des subprimes,.
47 yaşında kalp krizinden vefat etti.Il décède à l'âge de 47 ans d'une crise cardiaque.
XVI. Louis döneminde, Fransa büyük bir ekonomik kriz geçirdi.À l'époque de Louis XIV, la France traverse une période très froide.
15 Eylül: Lehman Brothers bankasının çöküşü, dünyadaki mali kriz depremini tetikledi.Lundi 15 septembre 2008 : faillite de la banque d'affaire Lehman Brothers.
Roddenberry 24 Ekim 1991'de, 70 yaşında kalp krizinden hayata gözlerini yummuştur.Roddenberry mourut le 24 octobre 1991 d'une insuffisance cardiaque.
Kasaba, I. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan ekonomik krizden etkilenmiştir.La ville subit de plein fouet la crise économique que connaît la Pologne après la Première Guerre mondiale.
1973'teki dünya petrol krizi, dış petrole bağlı olan ekonomiyi bir şoka soktu.Le premier choc pétrolier mondial en 1973 choque une économie devenue quasi dépendante du pétrole importé.
1996'da, o zamanda mevcut ekonomik krize rağmen, 32. Satranç Olimpiyatı Erivan'da yapıldı.En 1996, malgré la sévère crise économique, Erevan accueille la 32e olympiade d'échecs.
Durgunluğun başlangıcı Batı Avrupa ve ABD'deki finansal krizle aynı zamana denk geldi.Ce décalage est conforme au délai observé entre le début de la crise apicole aux États-Unis et en Europe.
Bu olay medya'da Liancourt Kayalıkları Krizi olarak anıldı.Voir Contentieux sur les rochers Liancourt.
Her iki taraf da kriz dönemlerinde kara propaganda da yapmıştır.Les deux camps ont également diffusé de la propagande « noire » aux heures de crise.
Nansen, 13 Mayıs 1930 tarihinde, evinde bir kalp krizi sonucu öldü.Nansen meurt le 13 mai 1930 d'une crise cardiaque à soixante-huit ans à son domicile.
Aynı zamanda Oksijen Krizi, Oksijen Devrimi veya Büyük Oksidasyon olarak da adlandırılmaktadır.C'est ce que l'on appelle la Grande Oxydation ou catastrophe de l'oxygène.
26 Aralık 1923 tarihinde Berchtesgaden'de bir kalp krizi sonucu öldü.Il meurt le 26 décembre 1923 à Berchtesgaden d’une attaque cardiaque causée par sa dépendance à la morphine.
Yine de kriz nedeniyle birçok otomobil pazarı zorluk içindedir.Dans les années 2000, plusieurs marchés automobiles sont en difficulté.
1960’larda İtalya başka bir ekonomik kriz dönemine girdi.Dans les années 1960, l’Italie connaît le tourbillon effréné de la croissance économique.
Örneğin ekonomik kriz bir siyasal olaydır.La crise financière est devenue une crise politique.
1955 yılında ise kalp krizinden ölmüştür.Il meurt en 1955 d'une crise cardiaque.
Bu saldırılar Türkiye ve İsrail arasında büyük bir diplomatik krize neden oldu.Cette reconnaissance officielle a entraîné une crise diplomatique entre la Suède et Israël,.

İlgili Sayfalar