Kavraması katı mekaniğin modern bilimini geliştirmekte kritikti.Han anses ha höjt disciplinen till modern vetenskaplig nivå.
Kırmızı, kritik bir iletiyi gösterir, ör.Huvudsignal visar rött.
Bu sınıra kritik frekans denilir.Den kallas ibland för kritisk frekvens.
Zamanla bu çatlak kritik bir büyüklüğe ulaşacak ve yapıda çatlama gerçekleşecektir.I vanlig ordning får Kalle storhetsvansinne och katastrofen närmar sig.
Bu yüzden kritik bir yatış açısı sözkonusudur.Här är källkritik en viktig infallsvinkel.
Kritik saat yaklaştı.Настала критична хвилина.
Altın için 1 keV da kritik yansıma açısı 2.4 derecedir.Для золота і енергії в 1 кеВ, критичний кут складає 3,72 °.
Wilde ailesinin de etkisinde kalarak kendisini "gerçek bir kritik ve analist" olarak tanımlamıştır.Сама ж розв'язка була охарактеризована критиками як «послідовна і логічна».
Kritik Zincir Proje Yönetimi (İng.Метод критичного ланцюга (Critical Chain Method).
Fakat sonraki kritikler bu oyunda ele alınan olayların gerçek olduğuna şüphe düşürmüşlerdir.Але згодом засумнівався у доцільності таких дій.
Bu da kritik durumu kurtarır.Так він рятує Забузу.
Durum çok kritiktir.У деяких ситуаціях це критично.
2006'da da Linth'in seviyesi yeniden kritik noktaya ulaştı.У 2006 році Лінч був переобраний на другий термін.
Kritik sıcaklık her malzeme için farklı.Критична температура крихкості різних металів різна.
Bu tür şimdi resmi olarak kritik tehlike sınırındadır.Цей вид знаходиться під загрозою серйозного збезлісення.
Bu çalışma zamanı kritik uygulamalar için bir dezavantaj oluşturmaktadır.Це момент пробудження критичності.
Yine 1921’deki “Zur Kritik der Gewalt (Şiddetin Kritiğine Dair)“ adlı eseri büyük dikkat çekti.V roce 1921 publikoval stať „Ke kritice násilí“ (Zur Kritik der Gewalt).
Sadece zaten kritik olarak test edilmiş olan OpenSSH gereklidir.Vyžaduje pouze OpenSSH, který je výborně otestován.
Kritik sıcaklık her malzeme için farklı.Teplota tuhnutí je různá pro různé látky.
Bu nedenle, tedaviye erkenden başlanması kritik öneme sahiptir.Z tohoto důvodu je zcela zásadní zahájit léčbu co nejdříve se stanovením diagnózy.
Bunun üzerine reaktörün kritik bir duruma geldiğini öğrenirler.Reaktor se stále nacházel v podkritickém stavu.
Finansal veriler ve kritik davranış analizi için kullanılır.Příspěvky ke kritické analýze.
Kritik noktada sıfır değerine ulaşır.Od kritického bodu je rovno nule.
Kırmızı, kritik bir iletiyi gösterir, ör.Rosa odvysílá data.
Kritik farklar nelerdir?A co takové věrnostní karty?
F-dağılımı için kritik değerler tablosu.Zásadní kritiku centrálního plánování podal F.
Albüm kritiklerde olumlu not almış olsa da satışı beklenenin altında kalarak hayal kırıklığı yarattı.Album sklízelo vynikající kritiky, prodej opět předčil očekávání.
Oksijenin kritik basıncı 49,7 atmosferdir.Vzduchový systém pracuje s tlakem 4,9 MPa.
Kursk Savaşı, 11 ve 12 Temmuz’da kritik bir evreye ulaştı.Bătălia de la Kursk ajunsese la punctul său critic în zilele de 11 și 12 iulie.
Eğer bir kişi hastalığın kritik evresini atlattıysa, furosemid (Lasix) gibi bir kıvrım diüretiği verilebilir.Dacă bolnavul a depășit starea critică a bolii, i se pot administra diuretice de ansă ca furosemid (Lasix).
Bu hızlı ilerleyen tanklar ve diğer zırhlı araçlar Blitzkrieg'ın kritik unsurları olmuşlardır.Aceste tancuri ușoare dar rapide, împreună cu alte vehicule blindate au fost suportul pentru Blitzkrieg.
Eserleri atom bombası için kritik kütle hesaplamaları içeriyordu.A fost implicat în calculul masei critice a bombei atomice.
Kritik safha 1-2 gün sürer.De regulă, faza critică durează o zi sau două.
Buradaki kritik nokta olabilirliktir.În momentul acesta, punctul critic e aici.
Bazı kişilerde, yüksek ateş geçtikten sonra hastalık kritik safhaya geçebilir.Există persoane la care boala atinge faza critică după ce febra mare a scăzut.
Kritik saat yaklaştı.Din punct de vedere critic Closing Time a fost bine primit.
Durum çok kritiktir.Momentul era deosebit de critic.
Konservatuvarı bitirdikten sonra hayatını müzik besteleme ve müzik kritikliği yapmaya adadı.A părăsit conservatorul pentru a se consacra criticii muzicale și compoziției.
Bu da, belli bir kritik sıcaklığın altında gerçekleşiyor.Procesul de condensare se produce doar sub o anumită temperatură, numită temperatură critică.
Kennedy'nin hayatı durumu son derece kritiktir.De aceea, moartea lui Kennedy reprezintă o tragedie.
Örneğin katı cıvanın kritik sıcaklığı 4,2 Kelvin’dir.De exemplu, punctul de topire al mercurului este de 234.32 kelvini.
Durum çok kritiktir.Állapota kritikus volt.
Buradaki kritik nokta olabilirliktir.Építő kritika, láthatod.
Hasılat açısından orta derecede başarı sağlamıştır, ama eleştirmenlerden karışık kritikler almıştır.A közönség körében egyértelműen sikert aratott, de a kritikusok fenntartásokkal fogadták.
İkinci bir kritik noktanın aşılmasıyla ise süperiletkenlik yok olur.A Hc2 második kritikus értéket meghaladva a szupravezetés teljesen megszűnik.
Bu sırada hazırladığı eserler birçok kritik tarafından ikinci kalite olara nitelendirilmiştir.Az egyes jelenetek vérességét abban az időben jó néhány kritikus túlzónak tartotta.
Kritik Basınç: Kompresörün çalışması için gerekli olan basınçtır.Éppen ezért nagyon fontos a primerköri nyomás tartása, amit a nyomástartó berendezés végez.
Dördüncü ve son kritik aşama 12-16. haftalardır.A harmadik és utolsó szőrzetváltás a tizenhat hónapos és két és fél éves kor között történik meg.
Yaralılardan 2'si saldırıdan sonra kritik durumda kaldı.Két sérült állapota válságos.
Sovyet savunma cephesi, 11 Temmuz'da kritik bir duruma gelmişti.Ennek ellenére a szovjetek július 11-ig fenntartották a rendkívüli állapotot.
1964 - Almanya gramafon kritikleri ödülü.1940: Székely Bertalan-díj.
Buna rağmen diğer milliyetçi ordular ilerliyorlardı ve durum cumhuriyetçiler açısından kritik görünüyordu.A gárdisták tovább törtek előre, a helyzet pedig kezdett kritikussá válni.
Kritik sıcaklık her malzeme için farklı.A kritikus felület alakja anyagtípusonként eltérő.
Sosyal kritik yönü koleksiyonlar da belli oluyor.A sorozat tartalmaz társadalomkritikát is.
Bu da kritik durumu kurtarır.Ráadásul segíti a kritikus gondolkodást.
Asidle dinklemede böyle kritik bir sıcaklık yoktur ve 70-80 °C'ye çıkılabilir.A hőmérséklet ne kedvezzen a kristályosodásnak, tehát ne legyen tartósan 10 és 20 fok között.
Kişinin bakış açısındaki bu kritik kayma gerçekleştiği zaman, itaatin tüm öznitelikleri bunu izler".Ekkora bátorság és önfeláldozás után minden ad personam bírálat elveszti helyénvalóságát.”
Yaralılardan 2'si saldırıdan sonra kritik durumda kaldı.13 loukkaantuneen tila on vielä kriittinen.
Kritik farklar nelerdir?Onko olemassa moraalisia tosiasioita?
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Se oli suuri menestys sekä kriitikoiden että lukijoiden keskuudessa.