Ana içeriğe geç
Sözlük

kritik ile cümle

kritik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı kişilerde, yüksek ateş geçtikten sonra hastalık kritik safhaya geçebilir.يمر المرض عن بعض الناس بمرحلة حرجة بعد زوال الحمى.
Kritik saat yaklaştı.كثرة الصواعق عند اقتراب الساعة.
Olay zinciri metodolojisi, kritik yol metodunun ve kritik zincir proje yönetiminin ötesinde bir gelişmedir.تعد منهجية سلسلة الأحداث التقدم التالي بعد طريقة المسار الحرج وإدارة مشروع السلسلة الحرجة.
Kavraması katı mekaniğin modern bilimini geliştirmekte kritikti.كان يسعى لتطوير ذوق العلوم الحديثة .
Durum çok kritiktir.وكان في حالة حرجة.
1980'li yılların ikinci yarısına kadar çok kritik bir beğeni elde etmedi.ليصبح الطلاق بدون خطأ أكثر شيوعا منذ الثمانينات.
Kritik bilgi varlıklarını tanımlamak (Bilgi yönetimi denetimi ).وقد اشتهر بكتابه مبادئ الإدارة العلمية (The Principles of Scientific Management).
Libya İç Savaşı'nda çok kritik görevler üstlenmiştir.تحذيرات من أزمة إنسانية بليبيا.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.Ao longo dos próximos dias, os 838 tubos foram carregados quando o reator estava no crítico.
Elazığspor ise son haftalarda aldığı kritik sonuçlar sayesinde zorlukla ligde kalır.Este sistema tem sido criticado nas últimas décadas devido à lentidão com que as decisões finais são emitidas.
Riverdale'in ilk sezonu genellikle eleştirmenlerden olumlu kritikler almıştır.A primeira temporada de Riverdale recebeu críticas positivas dos críticos em geral.
Eylemleriyle Roma Cumhuriyeti'nin Roma İmparatorluğu'na dönüşmesinde kritik bir rol oynamıştır.Desempenhou um papel crítico na transformação da República Romana no Império Romano.
Kritik saat yaklaştı.Aproxima-se a hora do castigo.
Kritik farklar nelerdir?Como determinar o valor crítico?
Yaralılardan 2'si saldırıdan sonra kritik durumda kaldı.19 dos feridos permanecem em estado crítico.
Omega , evrendeki ortalama kütle yoğunluğunun bu yoğunluğun kritik bir değerine bölünmesi olarak tanımlanır.Observa-se que a densidade atual do universo é muito próxima desse valor crítico.
Çok kritik müdahaleleri oldu.Ele recebeu ótimas críticas.
Stone'un giysisindeki oksijen seviyesi ise düşmeye başlamış ve kritik seviyeye inmiştir.Enquanto isso, o oxigênio do traje de Ryan diminui até níveis críticos.
Bu kritik açı geçildiğinde tutunma kaybı gerçekleşir.Caso esse limite seja ultrapassado, irá acontecer a perda de consciência.
Bir buzul boyut olarak kritik noktaya ulaştığında akışı durur ve buz sabit hale geçer.Quando uma geleira diminui o seu tamanho até chegar a um ponto crítico, o fluxo detém-se e o gelo para.
Bu zamanlarda grubun menajerleriyle aralarındaki anlaşmazlıklar kritik düzeye gelmişti.Durante esse tempo, o relacionamento da banda com seu gerente havia atingido um ponto crítico.
Bu tür şimdi resmi olarak kritik tehlike sınırındadır.Ele é atualmente considerado criticamente ameaçado.
20 gün süren bu süreç köpek gelişimindeki en kritik dört aşamadan ilkidir.“Foram 40 dias longe daqui, os mais sofridos da minha vida.
Bu denklemde, kritik bir manyetik Reynolds sayısına ulaşılır.Ela aparece no número de Reynolds magnético.
Durum çok kritiktir.O que é crítica.
Asıl kritik olan bu." ifadelerinde bulundu."Qual é a sua vulnerabilidade?" é o que temos de descobrir."
Bunlarla birlikte dahi kritik yansıma açısı enerjiye bağlıdır.Tal princípio está intimamente ligado com a própria definição da energia.
Bu verilerin güvenilir olmayan kişilerin eline geçmemesi kritik öneme sahiptir.E a importância de que esse segredo não caia em mãos erradas.
Peyzaj performans değerlendirmesi her iki taraf içinde kritik öneme sahiptir.A avaliação mais básica é a contagem do valor total de peças de ambos os lados.
Durum kritik.A situação é crítica.
Kritik farklar nelerdir?Welke beoordelingscriteria zijn van belang?
Omega , evrendeki ortalama kütle yoğunluğunun bu yoğunluğun kritik bir değerine bölünmesi olarak tanımlanır.Omega is de gemiddelde massadichtheid van het heelal gedeeld door een kritische waarde van die dichtheid.
Eserleri atom bombası için kritik kütle hesaplamaları içeriyordu.Hij werd er belast met de taak om de kritische massa te berekenen voor de atoombom.
Bu davranışın klasik örneği, kritik bir kütleye ulaştığında bir kovandır.Een bijzondere vorm van opalescentie is die welke optreedt wanneer een systeem een kritisch punt bereikt.
Durum çok kritiktir.De toestand is kritiek.
Chuck'ın durumu ise kritiktir.Ook vertelt hij de waarheid over Chucks persoonlijkheid.
Kennedy'nin hayatı durumu son derece kritiktir.De reacties op Kennedy’s dood waren uiterst emotioneel.
Elazığspor ise son haftalarda aldığı kritik sonuçlar sayesinde zorlukla ligde kalır.Deze belofte brengt hem danig in het nauw in de weken die volgen.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Het boek kreeg veel aandacht van media, critici en lezers.
Kırmızı, kritik bir iletiyi gösterir, ör.Rode en Groene contouren vastgesteld.
Bu nedenle, tedaviye erkenden başlanması kritik öneme sahiptir.Het is hierbij wel van belang dat de diagnose in een vroeg stadium wordt gesteld.
Asıl kritik olan bu." ifadelerinde bulundu."Ik ben mijn eigen grootste criticus," zegt ze daarover.
Oksijenin kritik basıncı 49,7 atmosferdir.Średnie ciśnienie atmosferyczne wynosi 940,4 hPa.
Durum çok kritiktir.Sytuacja stała się krytyczna.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Jego twórczość nie zyskała jednak większego uznania zarówno wśród czytelników, jak krytyki.
Kritik farklar nelerdir?Co powiedzą nietypowe trupy?
Kappa katsayısı: Bir kritik değerlendirme.Bartek Kot: Recenzja NO!
Süreçlerin kısıtları ve kritik noktaları az detay içerecek şekilde bu diyagram üzerinde gösterilir.Inne zagadnienia i aspekty Objawienia zostały w Deklaracji poruszone tylko marginalnie.
Teknik şartları kritik bir evreden yazabilir.Krytyczny racjonalizm określić można następująco.
Sopanın değişimi bayrak koşularının en kritik anlarıdır.I tak, najbardziej widoczną zmianą jest całkowicie nowa rama.
Faz Geçişi Faz geçişleri ve kritik fenomen çalışması modern yoğun madde fiziğinin önemli bir parçasıdır.Przekształcenia liniowe i związane z nimi symetrie odgrywają we współczesnej fizyce kluczową rolę.
Bundan sonraki hazırladığı eserler bu eser kadar seyircinin ve opera kritiklerinin beğenisine şahit olmadılar.Późniejsze dzieła Joffé nie cieszyły się już takim uznaniem krytyki i publiczności.
Riverdale'in ilk sezonu genellikle eleştirmenlerden olumlu kritikler almıştır.Den första säsongen av Riverdale har generellt fått positiva recensioner från kritiker.
İkincisi gaz ve sıvı arasındaki farkın yok olduğu kritik noktada biter.Bortom den kritiska punkten upphör även skillnaden mellan vätska och gas.
Kritik farklar nelerdir?Vad återstår då av kritiken?
Stone'un giysisindeki oksijen seviyesi ise düşmeye başlamış ve kritik seviyeye inmiştir.Stones rymddräkt har nått en för hög koldioxid-nivå, och hon är på väg att kvävas.
Suda, kritik nokta yaklaşık 647 K (374 °C veya 705 °F) 22,064 MPa gerçekleşir.Vattnets kritiska punkt är vid 647 K (374 °C) och 22,064 MPa (218 atm).
Eğer bir kişi hastalığın kritik evresini atlattıysa, furosemid (Lasix) gibi bir kıvrım diüretiği verilebilir.Personer som inte längre är kritiskt sjuka kan få loop-diuretika som furosemid (Lasix).
Bazı kişilerde, yüksek ateş geçtikten sonra hastalık kritik safhaya geçebilir.Hos vissa personer går sjukdomen in i en kritisk fas efter att den höga febern försvunnit.
Modern edebiyatçı ve kritiklerinin coğu oyunun 1595 veya 1596da yazılmış olduğuna hemfikirdirler.Litteraturforskare brukar anta att pjäsen uppförts vid något adligt bröllop omkring 1595 eller 1596.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kritik ile cümle - Sayfa 8 - kritik kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App