Chuck'ın durumu ise kritiktir.De son côté, pour Chuck, c'est le moment aussi de faire face.
Bu tür Gizli kritik tehlike altındadır.Cette espèce est classée en danger critique.
Arıburnu Cephesi’ndeki durum, 9. Tümen’in geri bağlantısını kesebilecek derecede kritik bir durumdu.Il y a un aspect naïf que l'on retrouvera jusqu'à la planche 9.
Hassas zamanlama ve sıcaklıklar kritik öneme sahiptir.L'histoire littéraire et la critique lui doivent beaucoup.
Bangladeş ve Hindistan dışında yaşayan popülasyonlar ise kritik tehlikede olarak değerlendirilmektedir.L’Inde et le Bangladesh, actuellement non infectés, sont également menacés.
Hasta kritik durumda.El paciente está en un estado crítico.
Durumu kritikti.Estaba en estado crítico.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.Durante los siguientes días 838 tubos fueron cargados y el reactor entró en condición de criticidad.
Suda, kritik nokta yaklaşık 647 K (374 °C veya 705 °F) 22,064 MPa gerçekleşir.En el agua, el punto crítico ocurre a alrededor de 647 K (374 °C o 705 °F) y 22.064 MPa.
Kritik farklar nelerdir?¿Cuáles son las propiedades críticas?
Bu çalışma nanobilim komitesine yavaşça sızmaktadır ve kritik bir hal almıştır.Este trabajo está penetrando lentamente la comunidad nanocientífica, y está siendo criticado.
Bölgesel deniz yaşamının çoğunun doğduğu ve yaşadığı bu bölge çevre açısından çok kritik bir bölgedir.Esta zona es un área crítico donde vive o nace la mayor parte de la vida marina local.
Bir buzul boyut olarak kritik noktaya ulaştığında akışı durur ve buz sabit hale geçer.Cuando un glaciar disminuye su tamaño hasta un punto crítico, el flujo se detiene y el hielo se estanca.
Kritik saat yaklaştı.La hora crítica.
Sosyal kritik yönü koleksiyonlar da belli oluyor.Enfoque crítico de los modelos de contabilidad social.
Bu çalışma zamanı kritik uygulamalar için bir dezavantaj oluşturmaktadır.Estos ejercicios establecido un marco para la sincronización de tareas de operaciones críticas.
Bu durumda y noktasına f nin bir kritik değeri denir.La imagen de un punto crítico bajo f es llamada un valor crítico.
Kavraması katı mekaniğin modern bilimini geliştirmekte kritikti.Sus ideas influyeron el desarrollo de la ciencia moderna.
Bu zamanlarda grubun menajerleriyle aralarındaki anlaşmazlıklar kritik düzeye gelmişti.Durante esa época, las relaciones con su mánager llegaron a un punto crítico.
Bangladeş ve Hindistan dışında yaşayan popülasyonlar ise kritik tehlikede olarak değerlendirilmektedir.Siempre he considerado que estas leyes tanto en la India y Pakistán,son injustas en su mayoría.
Eğer banka kritik seviyeye gelirse FDIC bankanın iflas ettiğini ilan eder.Al fin Es una vergüenza que FC Vestsjælland declararse en quiebra...
Libya İç Savaşı'nda çok kritik görevler üstlenmiştir.Está fuertemente implicado en la Segunda Guerra Civil libia.
Sıvı ve gazın ayırt edilmediği hale kritik nokta denir..En el punto crítico, el líquido y el gas se vuelven indistinguibles.
Hasılat açısından orta derecede başarı sağlamıştır, ama eleştirmenlerden karışık kritikler almıştır.Tuvo gran fama internacional, pero recibió reproches despiadados por parte de algunos críticos.
UFC 40, Zuffa döneminde en kritik etkinliklerden biri oldu.UFC 40 si dimostrò essere un evento cruciale per l'era Zuffa.
Bölgesel deniz yaşamının çoğunun doğduğu ve yaşadığı bu bölge çevre açısından çok kritik bir bölgedir.A quel punto, la maggior parte della vita (se non tutta) presente sulla superficie terrestre sarà estinta.
Bu çalışma nanobilim komitesine yavaşça sızmaktadır ve kritik bir hal almıştır.Questo lavoro sta lentamente permeando la comunità più vasta di nanoscienza ed è criticato.
İkincisi gaz ve sıvı arasındaki farkın yok olduğu kritik noktada biter.Questa linea finisce con il punto critico dove non vi è più differenza tra liquido e gas.
İkinci bir kritik noktanın aşılmasıyla ise süperiletkenlik yok olur.A un campo magnetico ancora maggiore secondo campo critico la superconduttività è distrutta.
Çin ayrıca kritik deniz şeritleri boyunca bir dış askeri ilişkiler ağını kurmuştur.La Cina ha inoltre creato una rete di relazioni militari straniere.
Ok açısının koyulmasının temel sebebi kritik mach sayısını artırmaktır.La presenza di ali a freccia positiva aumenta inoltre il numero di Mach critico.
Hasılat açısından orta derecede başarı sağlamıştır, ama eleştirmenlerden karışık kritikler almıştır.Lo ritiene di modesto successo, nonostante notasse che le recensioni fossero contrastanti.
Peki, nasıl olur da bu denli başarılı bir teorinin kritik bir felsefesinden söz edilebilir?Quale più grande prova può essere data ad un filosofo come lei, signore?
Finansal veriler ve kritik davranış analizi için kullanılır.Accessibilità, analisi dell'accesso ai beni critici.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.La collezione gli ha portato notevole attenzione e buona reputazione tra lettori e critici.
Suda, kritik nokta yaklaşık 647 K (374 °C veya 705 °F) 22,064 MPa gerçekleşir.Per l'acqua, il punto critico si ottiene ad una temperatura di 647 K (374 °C) e pressione di 22,064 MPa.
Fakat bu önerinin aksini iddia eden büyük bir grup kritik de bulunmaktadır.Non esiste nessuno… che offra una parola di critica.
DAEŞ'ın kritik ismi öldürüldü".Anche il giudizio di De Gasperi fu negativo».
Durum çok kritiktir.Negli altri la situazione è risultata molto critica.
Kritik açıklık emniyetli bir uzaklığın altına düşürülmemelidir.Una domanda di libertà non può essere liquidata in forma superficiale.
Alt kritik seviyedeki fosil yakıtlı santralların verimliliği yaklaşık %36–%40 aralığındadır.In Italia, il risparmio di emissioni rispetto ai combustibili fossili è di circa il 30% .
Hassas zamanlama ve sıcaklıklar kritik öneme sahiptir.Il contesto e gli aspetti motivazionali giocano un ruolo decisivo.
Bu, yirmi birinci yüzyılda insanlığın yüzleştiği kritik sorunlar ve seçimleri tanımlamak için çalışır.In questo ventennio si precisano le complicità e le amicizie di una vita.
Kennedy'nin hayatı durumu son derece kritiktir.La vita privata di Nathan fu estremamente triste.
Oradaki durum kritikti.Ситуация там была критической.
Ekim ayının son haftası Stalingrad savunmacıları için en kritik günlerdir.Октябрь оказался самым сложным месяцем для защитников Сталинграда.
Bunun üzerine reaktörün kritik bir duruma geldiğini öğrenirler.В результате чего реактор оказал в критичном состоянии.
Drama Kritik Forumu, Ürdün Haşimi Krallığı (2013).Форум театральных критиков, Иорданское Хашимитское Королевство (2013).
Oksijenin kritik basıncı 49,7 atmosferdir.Среднее атмосферное давление — 994,9 ГПа.
Bu tür şimdi resmi olarak kritik tehlike sınırındadır.Этот вид находится под критической угрозой исчезновения.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Повесть вызвала споры среди читателей и критиков.
İkinci bir kritik noktanın aşılmasıyla ise süperiletkenlik yok olur.Выше второго критического поля, сверхпроводимость разрушается.
Altın için 1 keV da kritik yansıma açısı 2.4 derecedir.Для золота и энергии в 1 кэВ, критический угол составляет 3,72 °.
Kritik yol bulunur.Критический путь.
Köpeklerin gelişimindeki üçüncü kritik aşama 7 ila 12. haftalar arasıdır.Половой зрелости ондатры достигают в 7—12 месяцев.
Kavraması katı mekaniğin modern bilimini geliştirmekte kritikti.А вот организации серьёзных дискуссий современное состояние науки требует.
Buradaki kritik nokta olabilirliktir.Это может быть решающим критерием.
İşte bu dönemin kritik olaylarından biri de Uçan Silahlar'da yaşandı.Эпоха Крестовых походов совершила переворот в оружейном деле.
Oksijenin kritik sıcaklığı –118,8 °C'dır.Минимальная температура воды: 11,8оС.
Yaralılardan 2'si saldırıdan sonra kritik durumda kaldı.ومن بين الجرحى، بقي 2 في حالة حرجة بعد الهجوم.