Belli kristaller, kuartzlar ve hatta şeker bile dış baskıya maruz kaldığında, yüzleri arasında fark oluşturur.بعض البلورات، مثل المرو أو حتى السكر، تولد فرقًا في الجهد على أسطحها عندما تتعرض لضغط خارجي.
Bu bileşiğin kristal yapısı ancak 2007 yılında belirlenmiştir.A estrutura cristalina deste composto foi determinada apenas em 2007.
Kimyasal değişimler kristalliği etkiler.As alterações químicas afetam a cristalinidade.
Haleler için tercih edilen açısal uzaklık onları oluşturan buz kristallerinden 22 ve 46 derecedir.A variação de ângulo preferencial para formar Halos são 22º e 46º, a partir dos cristais de gelo que os criam.
Ayrıca kristalografer, moleküler biyolog ve tıp araştırmacısı olarak da bilinmektedir.Também é reconhecido como cristalógrafo, biólogo molecular e pesquisador médico.
Genellikle küçük ayrılmış kristallerde oluşur.Ocorre, geralmente, na forma de pequenos cristais isolados.
X-ışını kristalografisi bu salınımın boyutunu da ölçmeye imkan sağlar.A cristalografia de raios X permite medir o tamanho destas oscilações.
Bazı kristaller artık entropiye sebep olan hatalar oluşturur.Alguns cristais formam defeitos que provocam uma entropia residual.
Tek-kristal X-ışını kristalografisinin üç temel adımı vardır.A técnica de um único cristal de cristalografia de raios-X tem três passos básicos.
Genellikle monohidrat form halinde bulunur ve rombik bir kristal yapısına sahiptir.Ele normalmente é disponível como monohidrato, o qual tem uma estrutura cristalina rômbica.
Birinci ve çoğunlukla en güç adım incelenecek materyalin yeterli bir kristalini elde etmektir.O primeiro e, muitas vezes mais difícil passo é obter um cristal adequado do material em estudo.
Kuvars, topaz ve ametist gibi 17 farklı kristal formu vardır.Possui 17 formas cristalinas distintas, entre elas o quartzo, o topázio e a ametista.
Fenol kırmızısı normal koşullarda kararlı, kırmızı renkte bir kristal halindedir.Vermelho fenol é um cristal vermelho que é estável ao ar.
9 Kasım 1938'de Kristal Gece olarak da bilinen gecede Neue Sinagogu ateşe verildi.Em Kristallnacht no ano de 1938, a sinagoga de Colônia foi incendiada.
Kristal Gece olayı ise ölümünden hemen sonra başlatıldı.Sua veneração em Roma começou logo depois de sua morte.
Kaya kristallerini kesme yöntemini geliştirdi.Desenvolveu uma teoria reticular dos cristais.
Gayzer kristali: Büyük çapta su çıkarır.Cristal Geiser - criam grandes erupções de água.
O zamana kadar sadece Mısırlılar kristal kesmeyi biliyordu.Mais tarde, os egípcios acabaram o matando.
Amorf katı atomların kararlı bir kristal yapıya sahip olmadığı katılar için kullanılan terim.As substâncias amorfas não possuem estrutura atômica definida.
Lenste kullanılan kristalinlerin, omurgalı kristalinlerinden bağımsız olarak geliştiğini görünmektedir.Os íons são então facilmente separados de sua rede cristalina.
Örneğin; granit, kristalen kayaçlar.Exemplo: pedras preciosas e cristais para bijouterias.
Beyaz katı kristal tozdur.É um sólido cristalino branco.
Bu iki kristalden birincisine (sabit olana) polarizör, ikincisine ise (dönebilene) analizör denir.O primeiro obstáculo é denominado por polarizador e o segundo por analisador.
Metil paraben şeffaf kristalize veya beyaz kristal gibi toz halinde bulunur.Apresenta-se como cristais incolores ou pó branco.
Saf kristaller 2 MPa basıncın altında bir alevi sürdüremezler.Cristais puros não podem sustentar uma chama a pressões abaixo de 20 bar (2 MPa).
Çökeltiler kristalize veya amorf yapıdadır.Os sólidos são classificados em cristalinos ou amorfos.
Trigonal sistemde kristalleşir.Cristaliza-se no sistema trigonal.
Birçok biyolojik yapı likit kristal davranışı gösterir.Veel andere biologische structuren vertonen vloeibaar kristallijn gedrag.
İyi oluşmuş kristalleri nadirdir.Goed gevormde kristallen zijn zeldzaam.
Yaklaşık 400 °C sıcaklıktaki fırında kolemanit kristal suyunu kaybeder.Bij 100°C verliest het zijn kristalwater.
1968'de, sıvı kristaller üzerinde çalışmaya başladı.Later, in 1968, richtte hij zich op vloeibare kristallen.
Çoğu malzemeler kristal yapıya sahip.Veel vaste stoffen hebben een kristalstructuur.
Benzer şekilde Lyotropic likit kristalleri biomimetik kimya alanında özel ilgi çeker.Daarom krijgen lyotrope LC grote aandacht in het vakgebied van de biomimetische chemie.
Bina 1938'de Kristal Gece olaylarıyla harabeye çevrildi.In 1938 werd het gebouw volledig verwoest tijdens de Kristallnacht.
Bu maddelerde kristalleşme görülmez.Er worden geen macroscopische kristallen in waargenomen.
(Böylece kübik kristaller elenmiş oluyor.)(Zie bijvoorbeeld de Kristallnacht.)
Ve kristaller yaklaşık eş boyutludur.De kristallen hebben allemaal ongeveer dezelfde grootte.
Nitro kristali: Büyük çapta hız yaratır.Nitrous – een mode waarin Megas snelheid enorm toeneemt.
Kristal Gece olayı ise ölümünden hemen sonra başlatıldı.Haar proces van zaligverklaring begon onmiddellijk na haar dood.
Kaynakları metal, kristal ve deuterium olmak üzere 3 çeşittir.In OGame zijn er drie grondstoffen: metaal, kristal en deuterium.
1758 yılında inşa edilen Sinagog, Kristal Gece'de, Kasım 1938 yılında yıkıldı.De Nieuwe Synagoge die in 1896 gebouwd werd, werd verwoest tijdens de Kristallnacht in 1938.
Eğer magma derinlerde soğursa iri kristaller oluşur.Als een magma of lava langzaam afkoelt, kunnen kristallen groter worden.
Protein kristalleri hemen hemen daima solüsyonda büyütülür.Stamcellen worden tegenwoordig vrijwel altijd rechtstreeks uit het bloed gehaald.
1758 yılında inşa edilen Sinagog, Kristal Gece'de, Kasım 1938 yılında yıkıldı.Synagoga została spalona podczas nocy kryształowej w listopadzie 1938 roku.
1969 Dorothy Crowfoot Hodgkin, X-ışını kristalografisi ile insülinin kristal yapısını çözer.W 1969 Dorothy Crowfoot Hodgkin za pomocą krystalografii rentgenowskiej ustaliła budowę przestrzenną insuliny.
İyi oluşmuş kristaller nadirdir.Ładnie wykształcone kryształy należą do rzadkości.
Kristal taşlar elmasların yapayı olarak kullanılır.Pozostałe Klejnoty powstają w celu służenia Diamentom.
Buz kristali: Buz ve kar topu atar ve düşmanı dondurur.Foo-Mróz – atak polegający na „wystrzeleniu” z rąk śniegu i mrozu by przeciwnicy zamarzli.
Ve kristaller yaklaşık eş boyutludur.Kryształy o pokroju słupkowym.
Kristalin enerjisi azaldıkça, her bir atomun kendine has titreşimleri sıfıra düşer.Kiedy promieniowanie rentgenowskie pada na kryształ, na każdym jego atomie dochodzi do dyfrakcji.
9 Kasım 1938'de Kristal Gece olarak da bilinen gecede Neue Sinagogu ateşe verildi.10 listopada 1938 roku w noc kryształową spalono tutejszą synagogę.
Çünkü içerisindeki kristaller birbirlerine sıkı bir şekilde bağlanmıştır.Cienkie igiełki kryształów są ze sobą bardzo gęsto połączone.
Tetragonal sistemde kristalleşir.Kryształy w układzie tetragonalnym.
(Böylece kübik kristaller elenmiş oluyor.)(Obecnie siarkę wydobywa się tylko do celów leczniczych).
Kristal Gece olayı ise ölümünden hemen sonra başlatıldı.Det antisemitiska våldet i Kristallnatten inleddes omedelbart efter hans död.
Ksenon ayrıca protein kristalografisinde de kullanılır.Xenon används även inom proteinkristallografi.
İyi oluşmuş kristaller nadirdir.Välbildade kristaller är sällsynta.
Sovyet ajanları da Kristal Kafatası'nın peşinde sıcak takiptedir.Sovjetiska agenter jagar samtidigt kristalldödskallen i ett dunkelt syfte.
İyi biçimlendirilmiş ince boyutlu kristaller şeklinde meydana gelir.Den uppträder som välformade små kristaller.
(Böylece kübik kristaller elenmiş oluyor.)(Där fick korpen föda.)