Bu benim kristal bir bahçe yaptığım bir kimya deneyidir.しかし これを目にしたとき 夢中になりました
Bu da tatil ve ben geçen yükseldi ve biz onu sevdi gidiyorum ve eğlenmek kristal topUrlaub, und ich werde zum letzten gestiegen und wir haben es geliebt und Spaß haben die Kristallkugel
Bu da tatil ve ben geçen yükseldi ve biz onu sevdi gidiyorum ve eğlenmek kristal topعطلة في هذا وانا ذاهب الى وارتفعت مشاركة ويحب علينا على والمتعة الكريستال الكرة
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Ça adhère littéralement à la face croissante du cristal.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Es haftet buchstäblich an der wachsenden Oberfläche der Kristalle an.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Het hangt letterlijk vast aan het groeiende kristal.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.그것은 실제로 자라고 있는 결정체의 표면에 붙습니다.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.La propriu se lipeşte de faţa în creştere a cristalului.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.liberan una proteína que detiene la cristalización Literalmente se adhiere a la cara creciente del cristal.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Nawiązuje to bardzo dokładnie do rosnącej powierzchni kryształu.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Protein itu menempel di permukaan kristal yang sedang tumbuh.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Questa aderisce letteralmente alla crescente superficie del cristallo.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Szó szerint rátapad a növekedő kristály felületére.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Vyslovene sa to prichytí na rastúcu formu toho kryštálu.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Κολλάει πάνω στην αναπτυσσόμενη επιφάνεια του κρυστάλλου.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.Он покрывает всю поверхность раковины".
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.הוא עוקב אחר השפה הגדלה של הגביש.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.انها حرفياً تضاف للوجه النامي من البلورة.
Bu gerçekten kristalin büyüyen yüzüne tutunuyor.実際 TPA という商品が
Bu, kristalize edilmiş DNA.Acesta e ADN cristalizat.
Bu, kristalize edilmiş DNA.C'est de l'ADN cristallisé.
Bu, kristalize edilmiş DNA.Dit is uitgekristalliseerd DNA.
Bu, kristalize edilmiş DNA.이건 DNA 결정입니다.
Bu, kristalize edilmiş DNA.Esto es ADN cristalizado.
Bu, kristalize edilmiş DNA.Questo è DNA cristallizzato.
Bu, kristalize edilmiş DNA.Αυτό είναι κρυσταλλωμένο DNA.
Bu, kristalize edilmiş DNA.Това е кристал на ДНК.
Bu, kristalize edilmiş DNA.Это кристаллизованная ДНК.
Bu, kristalize edilmiş DNA.זה DNA שהתגבש.
Bu, kristalize edilmiş DNA.هذه بلورة الحمض النووي الريبوزي ناقص الأكسجين
Bu, kristalize edilmiş DNA.この惑星の全ての生命は-- 全ての 昆虫
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Deci, acesta este asemănător cu ceea ce se petrece când luaţi cristale pure de zahăr din bucătăria voastră,
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.이 현상은 순수한 설탕 결정을 주방에서 후라이팬에 놓고 에너지를 가할 때 생기는 현상과 비슷합니다
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Něco podobného se děje, když v kastrolku zahříváte čistý cukr.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Tak więc, jest to podobne do tego co się dzieje gdy czysty cukier wsypujesz na patelnię i aplikujesz energię.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.זה דומה למה שקורה כשאתם לוקחים קריסטלי סוכר טהורים במטבח, שמים אותם במחבת, ומפעילים אנרגיה.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.الأمر شبيه إذن بما يحدث عندما تأخذ بلورات سكر نقية في مطبخك، تضعها في المقلاة، وتعرضها للطاقة.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.結晶を鍋に入れて加熱したときに 起きることと 似ています 砂糖に熱を加え
Bunun ilginç yanı ise bu tür kristaller suda çözünmedikleri sürece, yüksek kaynama noktasına sahiptirler. . .Aber über diese interessant ist, dass sie haben eine sehr hohe Siedepunkt, wenn sie in Wasser gelöst sind.
Bunun ilginç yanı ise bu tür kristaller suda çözünmedikleri sürece, yüksek kaynama noktasına sahiptirler. . .Ale co je na tom zajímavé je, že tyto síly mají velmi vysoký bod varu, leč jsou rozpustné ve vodě.
Bunun ilginç yanı ise bu tür kristaller suda çözünmedikleri sürece, yüksek kaynama noktasına sahiptirler. . .하지만 여기서 흥미로운 것은 그들은 높은 끓는점을 물에 용해되어 있을 때만 가지고 있다는 것입니다.
Bunun sebebi, silikonun eşsiz kristal yapısıdır.Cela apparaît à cause de la structure cristalline unique du silicone.
Bunun sebebi, silikonun eşsiz kristal yapısıdır.Det här händer på grund av den unika kristallstrukturen av kisel.
Bunun sebebi, silikonun eşsiz kristal yapısıdır.Dies geschieht wegen der einzigartigen kristallinen Struktur des Siliziums.
Bunun sebebi, silikonun eşsiz kristal yapısıdır.זה קורה בגלל המבנה הגבישי הייחודי של סיליקון.
Bunun sebebi, silikonun eşsiz kristal yapısıdır.هذا يحدث بسبب البنية الفريدة للسيليكون.
- bunun üzerine mühendisler dikkat kesildi - kristalizasyonu durduran bir protein de salgılıyorlar.- a potom sa ku mne viac naklonili a zbystrili pozornosť- majú aj proteín, ktorý kryštalizáciu zastaví.
- bunun üzerine mühendisler dikkat kesildi - kristalizasyonu durduran bir protein de salgılıyorlar.그런 다음에 그것들이 옆에 쌓여가는 똑같은 방식으로 조개 껍질은 단백질을 내보내고, 결정화를 멈춥니다.
- bunun üzerine mühendisler dikkat kesildi - kristalizasyonu durduran bir protein de salgılıyorlar.lalu semua mineral menempel di situ -- mereka juga mengeluarkan protein yang menghentikan kristalisasi.
- bunun üzerine mühendisler dikkat kesildi - kristalizasyonu durduran bir protein de salgılıyorlar.ואז הם כולם רכנו פנימה - כך הם מפרישים חלבון שעוצר את ההתגבשות.
- bunun üzerine mühendisler dikkat kesildi - kristalizasyonu durduran bir protein de salgılıyorlar.وبعدها تكون كلها تقريباً متكئة في... يطلقون صراح البروتين الذي يوقف التبلور.
- bunun üzerine mühendisler dikkat kesildi - kristalizasyonu durduran bir protein de salgılıyorlar.貝殻の結晶進行を止める蛋白質を分泌します 蛋白質が文字通り結晶の表面に付着します 貝殻の結晶進行を止める蛋白質を分泌します 蛋白質が文字通り結晶の表面に付着します
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.Acesta este un cristal mort. Îi voi face ceva și va prinde viață.
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.C'est un cristal mort, et je vais lui faire quelque chose, qui va le rendre vivant.
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.Đây là một hạt tinh thể chết, và tôi sẽ làm một vài thứ với nó, và nó sẽ trở thành sinh vật sống.
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.Dies ist ein toter Kristall, und ich werde etwas mit ihm anstellen und er wird lebendig werden.
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.Dit is een dood kristal. Ik ga er iets mee doen en het gaat tot leven komen.
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.Este es un cristal muerto al que le voy a hacer algo y va a cobrar vida.
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.Este é um cristal morto, e eu vou-lhe fazer algo, e ele irá tornar-se vivo.
Bu ölü bir kristal ve ben buna bazı şeyler yapacağım ve o da canlanacak.Ez egy halott kristály, de csinálok vele valamit, amitől életre fog kelni.