koyuyorlar ile cümle

koyuyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Los bebés rápidamente muestran su preferencia eligiendo la primera.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Os bebés mostram rapidamente a sua preferência, escolhendo o primeiro mamilo.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Para bayi dengan cepat menunjukkan mana yang lebih mereka sukai dengan memilih yang pertama.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Rapid, bebeluşii îşi arată preferinţa alegându-l pe primul.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Τα μωρά γρήγορα δείχνουν την προτίμησή τους επιλέγοντας την πρώτη.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Бебетата бързо показват техните предпочитания, като избират първото.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Дети быстро отдавали своё предпочтение выбирая первый сосок.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.Немовлята швидко показують свої вподобання обираючи першу.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.התינוקות מיהרו להפגין את העדפתם ובחרו בפטמה הראשונה.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.أظهر الرضع بسرعة ما يفضلونه عن طريق اختيار الحلمة الأولى.
Bebekler çok kısa sürede ilkini seçerek tercihlerini ortaya koyuyorlar.おしゃぶりを選ぶのです さらに研究者達は
Bu aletlere zaman koyuyorlar, bozulma zamanını planlıyorlar.Τα έχουν υπολογίσει αυτά.
"Bu olamaz. YouTube, bunu YouTube'a koyuyorlar.""Tätä ei voi tapahtua - ne pistää sen videon
Cazibeye karşı koyuyorlar.Các bé này phản kháng lại sự cám dỗ.
Cazibeye karşı koyuyorlar.De modstår fristelse.
Cazibeye karşı koyuyorlar.De motstår frestelsen.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Ellos resisten la tentación.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Ils résistent à la tentation.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Mereka menahan godaan.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Odolajú pokušeniu.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Ők ellenálltak a kísértésnek.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Oni odolají pokušení.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Opierają się pokusie.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Sie wiederstehen der Versuchung.
Cazibeye karşı koyuyorlar. Şimdiyi, sonrası için erteliyorlar.Ei rezistă în fața tentației și amână prezentul pentru mai târziu.
Cazibeye karşı koyuyorlar. Şimdiyi, sonrası için erteliyorlar.그들은 유혹을 뿌리칩니다. 그들은 나중을 위해서 현재의 것을 미룹니다.
Cazibeye karşı koyuyorlar. Şimdiyi, sonrası için erteliyorlar.Resistono alla tentazione, riservano l' "adesso" per "dopo".
Cazibeye karşı koyuyorlar. Şimdiyi, sonrası için erteliyorlar.Они-то как раз противостоят искушению и откладывают сейчас на потом.
Cazibeye karşı koyuyorlar. Şimdiyi, sonrası için erteliyorlar.הם מתנגדים לפיתוי. הם מעכבים את העכשיו בשביל האח"כ.
Cazibeye karşı koyuyorlar. Şimdiyi, sonrası için erteliyorlar.إنهم يقاومون الإغراء. ويؤجلون ما يريدون الان لما بعد.
Cazibeye karşı koyuyorlar. Şimdiyi, sonrası için erteliyorlar.私のスタンフォードの同僚、ウォルター・ミシェルは
Cazibeye karşı koyuyorlar.Zij weerstaan aan de verleiding.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Αντιστέκονται στον πειρασμό.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Вони перемагають спокусу.
Cazibeye karşı koyuyorlar.Те устояват на изкушението.
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:Dom sätter mycket ambitiösa mål, men sen låter dom lärarna lista ut resten.
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:Estabelecem padrões muito ambiciosos, mas possibilitam que os professores pensem:
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:기준은 야심차게 세우지만, 한편으로는 교사들이 자율적으로
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:Se ponen estándares ambiciosos, pero después permiten que
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:Stabilesc standarde foarte ambițioase, dar apoi le dau profesorilor
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:הן מציבות סטנדרטים שאפתניים מאוד, אך מאפשרות למוריהן להחליט,
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:وتضع معايير طموحة لتمكن مدرسيها من تحديد
Çok yüksek standartlar koyuyorlar ama öğretmenlerin şu sorunun cevabını bulmalarını sağlıyorlar:目の前の生徒に教えるべき内容は 捉え易くなっています 目の前の生徒に教えるべき内容は 捉え易くなっています
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.- fordi de afslører løgnen om, at evolutionisme, faktisk, er ensbetydende med ateisme.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.-- karena mereka mengungkap kebohongan bahwa evolusi, sebenarnya, sama saja dengan ateisme.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.--ker razkrijejo laž, da je evolucionizem pravzaprav istoveten ateizmu.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.--왜냐면 이런 사람들에 의해 진화론이 사실상 무신론과 같다는 거짓말이 폭로되기 때문이죠.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.-- omdat ze de leugen blootleggen dat evolutionisme feitelijk gelijk staat aan atheïsme.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.-- pentru că ei demască minciuna că evoluționismul este, efectiv, echivalent cu ateismul.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.- pretože poukázali na lož, že evolucionizmus je vo svojej podstate rovný ateizmu.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.-- protože vyvracejí tu lež, že evolucionismus je ve své podstatě nerozlučně spjat s ateismem.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.(Risas) porque exponen la mentira de que el evolucionismo es, de hecho, equivalente a ateísmo.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.-- γιατί αποκαλύπτουν ως ψέμα το ότι ο εξελικτισμός ουσιαστικά ισοδυναμεί με αθεϊσμό.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.-- защото те разобличават лъжата, че еволюционизмът фактически е равносилен на атеизъм.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.אנשים כקנת מילר עשויים להיקרא מתת-אלוה ללובי האבולוציוניסטי-- [צחוק] כי הם חושפים את השקר, לפיו האבולוציוניזם,
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.[צחוק] כי הם חושפים את השקר, לפיו האבולוציוניזם,
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar... لأنهم يفضحون أكاذيب اصحاب نظرية الحياة المخلقة، وفي الحقيقة، يمكن إعتبارهم موازون للالحاد.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.ウソだと示すからです 一方私のような人間は あえて波風を立てようとします
Evet, yollar yapıyorlar, telefonlar koyuyorlar ve evet, orada televizyon olacak.Alors, oui, ils construisent des routes, oui, ils installent le téléphone, oui, il y aura la télévision.
Evet, yollar yapıyorlar, telefonlar koyuyorlar ve evet, orada televizyon olacak.Deci da, construiesc drumuri, da, pun telefoane, da, va fi televiziune.
İlgili Sayfalar