Düğünlerde "Halay" çekilir.Halaya girenlerin omuzlarına peştemal-havlu koyulur.Na święta i wesela mężatki zakładały budy - kopki nakryte chustami.
İngiliz İç Savaşı döneminde Manchester çok koyu parlamentocular tarafını tutmaktaydı.W czasach angielskiej wojny domowej Somerset był w przeważającej części po stronie Parlamentu.
Marek, ne olursa olsun döneceği üzerine söz verdi ve yola koyuldu.Monk zamierzał utrzymać się do zmierzchu, a następnie spróbować się wycofać.
Ağzı genelde koyu mordan siyaha kadar değişkendir.Odmiana jest najczęściej sadzoną odmianą o ciemnej skórce w RPA.
Bu dönemde tüketilen biralar bugünkülere göre daha koyu renkte ve daha az alkol oranı içermekteydi.Ziemia była wtedy dość zimna, Słońce wysyłało o 30% energii mniej niż w czasach dzisiejszych.
Hazırlıksız yakalanan Yahudiler koyun gibi katledildiler.Znalezieni Żydzi byli brutalnie bici.
III. Mehmed içki yasağı uygulamaya koyuldu.Dlaczego Islam zabrania spożywania alkoholu?
Korkunç kostümlü partiden istifade ederek işe koyulmuşlardır.Słynęła m.in. ze skandalicznych kostiumów.
Böylece anakütlenin her elemanı aynı olasılıkla örnekleme koyulmaktadir.Po drugie, zakłada się że każda z tych kombinacji ma identyczne wejściowe prawdopodobieństwo.
Okapilerin dilleri koyu mavi renktedir.Rozdwojony język ma kolor niebieski.
Çam ağaçları olan yerlerde rengi daha koyu olur.U samic kolory są ciemniejsze.
Opisthosomada koyu renkli folium vardır.Wewnątrz mają ciemnopurpurową barwę.
Boş gebelik, erken gebeliklerde koyulan bir tanıdır.W zapisie kopalnym znany jest od wczesnej kredy.
Onların iki yumurtası, bir yer kazımasına koyulur.Pytają o nią dwa barany, które zaczynają się kłócić ze swoim echem.
Ayrıca Cartoon Network kanalının Pakistan üzerinden yayın yapan ağında Urduca dilinde de yayına koyulmuştur.Zdaniem Rakawej, dyskusyjną też była decyzja o nadawaniu w języku białoruskim.
Lyahik Koyu (Rus.Wołkowa (rus.
Erkeğin, yeşil-parlak koyu kahverengi üst kısmı vardır.Od spodu jest jasnozielona, od góry ciemnozielona.
Dişi, biraz daha koyu kahverengidir.Kaczor ma tylko nieco ciemniejszy grzbiet.
Göze çarpan çözümlerden biri bombanın içerisine canlı tavuklar koyulmasını öne sürüyordu.Wyjątkowo niezwykła propozycja polegała na tym, żeby w mechanizmie umieścić żywe kury.
Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar.Na sobie ma jasno zieloną szatę z żółtym płaszczem przewieszonym przez prawe ramię.
Karahasanlı köyünde kahramanımızın büstü koyulmuştur.W rodzinnym mieście bohatera grasują duchy.
Ayrıca koyu bir Manchester United taraftarıdır.Jest zagorzałym fanem Manchesteru United.
Koyunları kurtaran köylüler ise köylerine geri dönmüşler.Jakiekolwiek pozostałe latające małpy wróciły do bycia ludźmi.
Chicago Blackhawks ve Chicago Cubs takımlarının koyu taraftarıdır.Drużyna podlega zespołowi Chicago Blackhawks.
Bu yüzden Abraham ve Blade hemen işe koyulurlar.Dla Blacka i Blue zaczynają się prawdziwe kłopoty.
Kazım Koyuncu, Bir önceki albümde olduğu gibi bu albümde de hiçbir parçaya klip çekmemiştir.Sam Bowie stwierdził kiedyś, że w ogóle nie pamięta sesji nagraniowej do albumu.
Yüzlerinde koyu gri maske bulunur.Na policzkach ciemna maska.
Rengi koyu altın olarak geçer.W KOH barwią się na złoty kolor.
Koyu kahverengi saçları vardı.Miał brązowe włosy.
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.Vissa källor hävdade till och med att Stalin själv hjälpte till att flytta pengarna till observatoriet.
Kurtlar koyunlara saldırır.Människor kan stjäla mina får.
Fakat büyücü Medea bir plan yapmış ve bunu uygulamaya koyulmuştur.Och skulle han inte älska henne; hon har ju med sig moderns trolldryck, som hon skall ge honom!
Vézina'ya verem teşhisi koyuldu ve 27 Mart 1926'da öldü.Vézina diagnostiserades med tuberkulos och avled 27 mars 1926.
Bu vitamin, adı sonradan koyulacak B1 vitaminiydi (diğer adıyla "Tiyamin").Det kom senare att bli känt som vitamin B1 (tiamin).
Dünya’dan görünüşe göre en koyu renkli coğrafi oluşum Syrtis Major’dur.Det största och mest markanta svarta området sett från jorden är Syrtis Major.
Geceleri yiyecek aramaya koyulurlar.På natten letar de efter föda.
Koyu renkli kıllar daha çok göz çevresinde yoğunlaşmıştır.Den mörka färgen är koncentrerad kring ögonen.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.Claudius föresatte sig att göra senaten mera effektiv och representativ.
Homer, Ned Flanders'ın yeni karavanasını kıskanır ve bir tane almak için yola koyulur.Homer blir avundsjuk på Ned Flanders då han skaffat en ny husbil.
Tek çocuk politikası 1979 yılında aşırı nüfus artışının önlenmesi amacıyla uygulanmaya koyuldu.Regeringen började den ettbarnspolitiken år 1979 för att hindra ökningen av befolkningsmängden.
Lukianos'in kaderciliğin saçmalığını ortaya koyuşu.Lukianos demonstrerar fatalismens absurditet.
Bunun üzerine 18 silah arkadaşıyla birlikte Samsun yoluna koyulmuştur.Man ombeväpnade då de 18 första vagnarna med denna.
Koyunlar herhangi bir renge boyanabilir.Kortsvansfåren kan ha alla bland får förekommande färger.
İlçede sığır ve koyun da yetiştirilir.Även avel av boskap och får är väl utspridd.
Koyun butun alt yapısı tamamdır.Terrängen runt Ovćica är bergig.
Koyun da sığırla birlikte insanın ilk evcilleştirdiği hayvanlardan biridir.Geten är jämte fåret ett av människans tidigaste husdjur.
Koyun, gibi küçükbaş hayvanda beslenmektedir.Jag luktar som ett vanligt djur.
Burada da hazırlanıp, tekrar yola koyuldular.Man har sedan åkt ur och tagit sig upp igen.
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.Åkeforsån (Åkforsån) är en del av Nyköpingsån.
Köylü erkekler çok canlı bir içki içme şarkısı söylemeye koyulurlar ("Biraya!").Menaderna tvingar honom att dricka "Kärleksdrycken" (som dock är en dödsdryck).
En çok koyun beslenir.Lättast från frö.
Kartlar, kartı elinden çıkaran kişinin sağına, yüzü (hangi kart olduğu)görünmeyecek şekilde koyulur.Ett par sådana bockar (utan skiva) syns uppe till vänster på den undre bilden.
Nişanın şeridi düz koyu kırmızıdır. ^ a b c "Greek Royal Orders".Mörkret faller stort och tungt. ^ ”Röda Korsets ledningsgrupp”.
Doğal hastalık, koyun ve keçilerde görülür.Infektioner hade då visat sig hos nötkreatur och får.
Sahne hızla koyu bir hale döndü ve ileride daha yumuşak ve sakin bir ses geldi.Resultatet blev en långsammare takt och ett mörkare ljud.
OVA'da saç rengi biraz daha koyudur.Bladen har åtminstone några hår undertill.
Bu yüzden de rengi daha koyudur.De innehåller även färgämnen.
Gece mavisinin koyu tonudur.Buksidan är mörkt blågrå.
False Koyu özellikle beyaz köpekbalığı için önemli bir yaşam alanıdır.Framför allt lövbrännor utgör viktiga livsmiljöer för vitryggig hackspett.
Kap - İçerisine bir şey koyulabilen nesne.Någon... det som han har eftersport.