Ana içeriğe geç
Sözlük

koymak ile cümle

koymak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Disse er frihet, eiendomsrett, trygghet og rett til å gjøre motstand mot undertrykkelse.
O zamanlar çocuklara böyle ad koymak çok yaygındı.Barnearbeid var utbredt på denne tiden.
Alâüddîn Muhammed, uzun seneler Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı.Mayaene fortsatte imidlertid med sin motstand mot spanjolene i lang tid.
Ancak, gerçek aşka karşı koymak zordur.Tetapi tidak mudah untuk mendapatkan cinta sejati.
Gambit de yapımcıların önceki X-Men filmlerine koymak istediği bir karakterdi.Jackman juga memerankan karakter dalam film-film X-Men sebelumnya.
Aland metni Yeni Ahit al yazmaları kategorileri içerisinde Kategori V'e koymaktadır.Alands menempatkannya pada Kategori V naskah-naskah Perjanjian Baru.
Mars’ın geçmişindeki sıvı su akışları Mars’ın yaşanabilirlik potansiyeli taşıdığını ortaya koymaktadır.Bekas aliran air pada masa lalu menunjukkan potensi keterhunian Mars.
Yetkililer, çok fazla tehlike altında kalan binaların tabanlarına kum koymak zorunda kalmışlardır.Otoritas setempat terpaksa menempatkan pasir di dasar bangunan yang paling terancam bahaya di situs tersebut.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Buku tersebut juga meliputi pengenalan dari karya penyair tersebut.
Manyetik kuvvet, yerçekimi ivmesinin ve diğer ivmelerin etkilerine karşı koymak için kullanılır.Gaya magnet dipakai untuk melawan efek percepatan gravitasi dan macam percepatan lainnya.
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Những quyền này là tự do, sở hữu tài sản, an ninh và chống lại sự áp bức.
Yetkililer, çok fazla tehlike altında kalan binaların tabanlarına kum koymak zorunda kalmışlardır.Các nhà chức trách đã buộc phải dùng cát để gia cố cho các tòa nhà có nguy cơ sụp đổ trên.
Bu kampanya, petrol kaynaklarının adil bir biçimde paylaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Đây là một tiến trình đòi hỏi phải mở rộng các cơ sở tích trữ dầu.
Yalnızca sensöre parmak koymak, yalnızca iPhone kilidini açacaktır.単にセンサーに指を置くと、iPhoneのロックが解除される。
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.これらは定めを示す。
Veriler kar yağışının azaldığını buz kaybının attığını ortaya koymaktadır.雪風による雷撃処分という証言もある。
Aslında Herodot burada ilginç bir tablo ortaya koymaktadır.ハーチュでは悲惨な絵を披露している。
Afin dönüşüm Xin yerine aX+b koymakla elde edilir.以上から、Ax = bを解くための方法が得られる。
40 yaş altında bir kadında erken menopozun tanısını koymak önemlidir.40歳以前の若年女子に多発する傾向にある。
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.人们需要目的来寻求动力和设定目标。
Haneke'ye göre yapım "her türden terörizmin (siyasi ya da dini) kökenlerini" ortaya koymaktadır.哈内克说,这部电影是关于“每一种类型的恐怖主义的起源,无论是政治性的或宗教性的。
Rakipleri ile aralarına kılıçlı ellerini koymak için rakiplerinin (yani yolun) solunu seçerler.與《侍戰隊真劍者》中的真劍紅一起參與戰鬥。
Burada fena olan bunu tespit edip ortaya koymak mı yoksa bunu yapıp çıkar sağlayanlar mı?且彼人交頸砥舌之事, 亦豈嬪之所宜知乎?
Enternasyonal hale koymak için verilen destek çok önemlidir.对国际化的支持非常重要。
Ayrıca etrafında döndüğü yıldıza çok yakın olduğu için bu onu "Sıcak Jüpiter" sınıfına koymaktadır.並因為它極為靠近母恆星,被歸類為熱木星。
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.考古材料还证明,在边疆地区,丝织业也有很大的发展。
Petrus İsa'nın tutuklanmasına karşı koymak istese de İsa bunun önüne geçer.彼得想起耶稣所说的话,就开始大哭。
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.그는 답을 모래사장에 나무막대로 적는다.
Gelin çeyizinde; göynek, çember (başa bağlanan yazma), çul, çuval (un koymak için) heybe getirirdi.대촌면은 대지면(大支面)과 계촌면(桂村面), 칠석면(漆石面), 유등곡면(柳等谷面)의 합면이다.
Bu özellik ile diğer mimarilerden farkını ortaya koymaktadır.이러한 점이 다른 정자들과 대별되는 특징이라 하겠다.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.그는 양쪽이 결투로 결판을 짓자고 제안했다.
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.계문(啓聞)은 이러하였다.
MTV News'e konuşan Reid "Rihanna ilk kez bana geldi ve 'İşte ortaya koymak istediğim şarkı.' dedi.בראיון ל-MTV News, אמר ריד: "זו הייתה הפעם הראשונה שריהאנה באמת באה אליי ואמרה, 'הנה השיר שאני רוצה להוציא'.
Bacak yapısı hızlı bir koşucu olduğu görüşünü ortaya koymaktadır.ממבנה רגליו ניתן להסיק שהיה רץ מהיר למדי.
Gerçekten devlet, bu kanunlara dayanarak vergi yükümlülüğünü tek taraflı olarak koymaktadır.הערב אני מגיש לכם, בשם הממשלה, חוק על החוב.
Olaylar bu dönemde ülkedeki siyasi çalkantıyı ortaya koymaktadır.היסטוריונים מתווכחים מה בדיוק המצב הפוליטי בזמן זה.
40 yaş altında bir kadında erken menopozun tanısını koymak önemlidir.הריון בגיל נעורים הוא מונח המתייחס להריון בקרב נשים מתחת לגיל 20.
Apandisitin tanısını koymak zor olabilir.אבחנה של אפילפסיה יכולה להיות קשה.
Dünya Kupası'nda şampiyonluk yaşayan her takım, formasındaki armasının üzerinde bir yıldız koymaktadır.עבור כל עשר אליפויות בהן זכתה קבוצה היא מוסיפה כוכב מעל לסמל שלה.
Yasama kural koymak; genel, sürekli, objektif, kişisel olmayan işlemler yapabilmektir.אין לדבר על מוסר אוניברסלי, נצחי, אובייקטיבי ...
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.העבודה הנדרשת לייצר כל תיעוד תומך שהוא מייצגת את החוב שיש לשלם.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.ישנן בהחלט מספיק ראיות על מנת שההיפותזה תילקח ברצינות.
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.Хората се нуждаят от цел, за да открият мотивация и и да реализират намеренията си.
O zamanlar çocuklara böyle ad koymak çok yaygındı.Обхвата на децата по това време е бил малък.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Именно тези източници дават достоверни сведения за живота на поета.
Ona isim koymak okuyucuya kalıyor.В негова памет читалището носи името му.
40 yaş altında bir kadında erken menopozun tanısını koymak önemlidir.Пробата се оказва, че е на жена на възраст под 40 години.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Сифилисът е труден за клинично диагностициране в началото на неговото развитие.
Yerleşim yerinin adını koymak içinde, “Eyvah!Zemlja ime je preimenovana u (Zemlja svjetla).'
Dünya Kupası'nda şampiyonluk yaşayan her takım, formasındaki armasının üzerinde bir yıldız koymaktadır.Svaka reprezentacija koja osvoji svjetsko prvenstvo dobiva zvjezdicu iznad grba svoga saveza.
Onlar yukarıdan Dünya'ya ve alttan uzay ortamına koymaktadır.Uzima ju se za granicu Zemljine atmosfere i svemirskog prostranstva.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Epigrafski spomenici pokazuju nam da se ovdje intenzivirala rudarska djelatnost.
Düşünce okuyabilirler bu nedenle onlara karşı koymak imkânsız gibidir.Moguće je da se listovi presavinu i to onemogućava njihovo čitanje.
Veriler kar yağışının azaldığını buz kaybının attığını ortaya koymaktadır.Istraživanja pokazuju da nikad nije prehladno za padanje snijega.
Üçüncü anlamı da kötülüklere karşı koymaktır.Promišljanja smisla neizbježiva zla 4.
Bu da kaya buzullarının, gelişiminde rol oynayan buz çekirdeğini koruduğunu ortaya koymaktadır.Posebice se odnosi na krhotine stijena koje ledenjaci prenose svojim kretanjem.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.Ten otáča kotúčom v jeho ochrannom puzdre.
Ayrıca etrafında döndüğü yıldıza çok yakın olduğu için bu onu "Sıcak Jüpiter" sınıfına koymaktadır.Pre svoju veľkosť a blízkosť k materskej hviezde dostali tieto objekty prezývku „horúce Jupitery“.
Hedefi yeni görüşler ortaya koymak değil, eskilerin hikmetli sözlerini aktarmaktı.Cieľom nebolo porovnať reakcie iných, ale vyvolanie protichodných postojov v nich samých.
Bu veriler, güneş enerjisi kullanımının önemini somut bir şekilde ortaya koymaktadır.Na svete je veľký potenciál pre použitie slnečnej energie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod